kaldı ile cümle

kaldı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom ve Mary düğünlerini ertelemek zorunda kaldılar.Tom and Mary had to postpone their wedding.
Tom geç kaldığı için özür diledi.Tom apologized for being late.
Tom neden geç kaldığını söylemedi.Tom didn't say why he was late.
Tom arabasını kardan kazıp çıkarmak zorunda kaldı.Tom had to dig his car out of the snow.
Tom Mary'ye köpeği beslemesini hatırlatmak zorunda kaldı.Tom had to remind Mary to feed the dog.
Tom birinci sınıfı tekrarlamak zorunda kaldı.Tom had to repeat first grade.
Tom korkulukta kendini desteklemek zorunda kaldı.Tom had to support himself on the railing.
Tom'un tek seçeneği kaldı.Tom has only one option left.
Tom bir tost için şarap bardağını kaldırdı.Tom held up his wine glass for a toast.
Tom ne kadar şarap kaldığını görmek için şişeyi kaldırdı.Tom held up the bottle to see how much wine was left.
Tom diz çöktü ve döşeme tahtasını kaldırdı.Tom knelt down and lifted up the floorboard.
Tom gömleğini yukarı kaldırdı ve karnını açtı.Tom lifted up his shirt and exposed his belly.
Tom kılıcını çıkardı ve onu kaldırdı.Tom pulled out his sword and raised it.
Tom şapkasını kaldırdı.Tom raised his hat.
Tom tüfeğini kaldırdı ve onu Mary'ye doğrulttu.Tom raised his rifle and pointed it at Mary.
Mary süpermarkette iken Tom arabasında kaldı.Tom remained in his car while Mary was in the supermarket.
Tom yerde hareketsiz kaldı.Tom remained motionless on the floor.
Tom bütün hayatı boyunca fakir kaldı.Tom remained poor his whole life.
Tom bir an sessiz kaldı.Tom remained quiet a moment.
Tom bütün gece tamamen uyanık kaldı.Tom remained wide awake the whole night.
Mary süpermarkete gittiğinde Tom arabada kaldı.Tom stayed in the car while Mary went into the supermarket.
Tom silahını kılıfından çıkardı ve onu kaldırdı.Tom unholstered his gun and raised it.
Tom Mary'nin bir şey söylemesini bekledi ama o sessiz kaldı.Tom waited for Mary to say something, but she remained silent.
Tom doğaçlama yapmak zorunda kaldı.Tom was forced to improvise.
Tom kaldırımda baygın yatıyordu.Tom was lying unconscious on the sidewalk.
Mary uğradığında Tom şapkasını kaldırdı.When Mary came by, Tom raised his hat.
Bu ev yıllarca onların ailesinde kaldı.This house remained in their family for years.
Bu büyümenin derhal kaldırılması gerekiyor.This growth ought to be removed immediately.
Onlar düzeni sağlamak için polisi aramak zorunda kaldı.They had to call the police to restore order.
Asker bayrağı kaldırdı.The soldier raised the flag.
Bir bilet isterseniz elinizi kaldırın.If you want a ticket, please raise your hand.
Hafif bir yağmur kaldırımları ıslattı.A light rain made the sidewalks wet.
Hayatı boyunca bir kız kurusu kaldı.She remained a spinster all her life.
Caracas'ta ne kadar kaldın?How long have you stayed in Caracas?
Ne yazık ki geç kaldımUnfortunately, I'm late.
O, aynadaki görüntüsüne hayran kaldı.She admired her reflection in the mirror.
Tom okul ücretini ödeyemediği için üniversiteyi bırakmak zorunda kaldı.Tom had to drop out from college because he couldn't afford tuition.
Tom'un niçin geç kaldığını düşünüyorsun?Why do you think Tom is late?
Ağzımdaki baklayı çıkartmak zorunda kaldım.I had to get that off my chest.
Eteğimdeki taşları dökmek zorunda kaldım.I had to get that off my chest.
Biz bir avukat tutmak zorunda kaldık.We had to retain a lawyer.
Kaldığınız yerden okumaya devam edin.Resume reading where you left off.
Bu bardakta hâlâ biraz süt kaldı.There's still a little milk left in this glass.
Tom zor bir karar vermek zorunda kaldı.Tom had to make a tough decision.
Tom dün geç saatlere kadar çalışmak zorunda kaldı.Tom had to work late yesterday.
Tom geç vakitlere kadar çalışmak zorunda kaldı.Tom had to work late.
Tom sağ elini havaya kaldırdı.Tom held up his right hand.
Tren o kadar doluydu ki tüm gezi boyunca ayakta kalmak zorunda kaldım.The train was so packed that I had to stand up during the whole trip.
Tren o kadar kalabalıktı ki yolculuk boyunca ayakta durmak zorunda kaldım.The train was so crowded that I had to stand up the whole trip.
Maalesef okul ücretini göze alamadığım için üniversiteyi bırakmak zorunda kaldım.Unfortunately, I had to drop out of college because I couldn't afford the tuition.
Planları hakkında sessiz kaldılar.They kept silent about their plans.
Tom'un randevusu geç kaldı.Tom's appointment ran late.
Tom bir aydan daha fazla Boston'da kaldı.Tom stayed in Boston over a month.
Tom üç hafta Boston'da kaldı.Tom stayed in Boston for three weeks.
Tom üç gün Boston'da kaldı.Tom stayed in Boston for three days.
Tom tamamen sakin kaldı.Tom remained utterly calm.
Tom'un parası bitti ve gezisini kısa kesmek zorunda kaldı.Tom ran out of money and had to cut his trip short.
Tom sağ elini kaldırdı.Tom raised his right hand.
Tom silahını kaldırdı.Tom raised his gun.
Tom kadehini kaldırdı.Tom raised his glass.
İlgili Sayfalar