kaldı ile cümle
kaldı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom kaldırımda yürümenin daha emniyetli olduğunu biliyordu ama yolun merkezinde yürüdü.Tom knew it was safer to walk on the sidewalk, but he walked down the center of the road.
Tom hapiste bir gece geçirmek zorunda kaldı.Tom had to spend a night in jail.
Tom çok kısa sürede Boston'a gitmek zorunda kaldı.Tom had to go to Boston on short notice.
Üç aydan fazla Boston'da kaldım.I stayed in Boston over three months.
Üç gün Boston'da kaldım.I stayed in Boston for three days.
Boston'dayken ucuz bir otelde kaldım.I stayed at an inexpensive hotel when I was in Boston.
Kar fırtınasından dolayı Tom Boston'da mahsur kaldı.Because of the snow storm, Tom was stuck in Boston.
Hiç süt kaldı mı?Is there any milk left?
Tom'un ismini listeden kaldır.Strike Tom's name off the list.
Sen uzun süre uzakta kaldın.You've stayed away a long time.
Tom bir kayayı kaldırdı ve onun altına baktı.Tom lifted up a rock and looked under it.
Tom bir kayayı kaldırdı ve altına baktı.Tom lifted up a rock and looked under it.
Kedi ağaçta mahsur kaldı.The cat was stuck in the tree.
Üzgünüm, geç kaldım.Sorry, I am late.
Geç kaldığın için iyi bir mazeret bulsan iyi edersin.You'd better think up a good excuse for being late.
Kağıt üretimi uzun bir süre için devlet sırrı olarak kaldı.Paper production remained a state secret for a long time.
Tom kaldırım kenarında bir masaya oturmuştu.Tom was seated at a table by the sidewalk.
Tom kapağı kaldırdı ve tencerenin içine baktı.Tom lifted the lid and looked into the pot.
Kelimelerim bağlamın dışında kaldı.My words were taken out of context.
Tom'un cüzdanında sadece üç doları kaldı.Tom only had three dollars left in his wallet.
Tom öğretmenin dikkatini çekmek için elini kaldırdı.Tom raised his hand to get the teacher's attention.
Tom tüm hafta sonu evde kaldı.Tom stayed home all weekend.
Bana nerede kaldığını bildir, tamam mı?Let me know where you're staying, OK?
Tom senin evinde en son ne zaman yatılı kaldı?When was the last time Tom stayed overnight at your place?
Tom çiftliği satmak zorunda kaldı.Tom was forced to sell his farm.
Kardeşim iki gün Roma'da kaldı.My brother stayed in Rome for two days.
Diğer düzenlemeleri yapmak zorunda kaldık.We had to make other arrangements.
Tom böyle erken gitmek zorunda kaldığı için özür dilerim.I'm sorry Tom had to leave so early.
Tom terk etmek zorunda kaldı.Tom had to leave.
Burada çalışan bayan, emekli olmak zorunda kaldı.The lady that used to work here had to retire.
Tom ucuz bir otelde kaldı.Tom stayed at a cheap hotel.
Çok az zamanın kaldı.You have very little time left.
Çok az zamanımız kaldı.We have very little time left.
Tom istasyona geç kaldı.Tom was late at the station.
Tom yeni bilgisayar programının tüm ayrıntılarını öğrenmek zorunda kaldı.Tom had to learn the ins and outs of the new computer program.
Birçok çocuk kendilerine bakmak zorunda kaldı.Many children had to look after themselves.
Geriye, sorulması gereken tek soru kaldı.There's only one question left to ask.
Gezime sadece üç gün kaldı.Just 3 days left before my trip.
Tom, kardeşine düğününe katılmayı göze alamayacağını söylemek zorunda kaldı.Tom had to tell his brother that he couldn't afford to attend his wedding.
O mağaza, fiyatlarını düşürmek zorunda kaldı.That store had to reduce their prices.
Biz Boston'da fazladan üç gün kaldık.We stayed an extra three days in Boston.
Fazladan üç gün Boston'da kaldığına memnun oldum.I'm glad you stayed in Boston for an extra three days.
Amerika'nın görevi komünizmi dünyadan kaldırmaktır.America's task was to eliminate communism from the world.
O geç kaldığı için eve gittim.I went home, because he was late.
Kameranı ortadan kaldır.Put your camera away.
Yumruklarını havaya kaldır.Put up your dukes.
O silahları kaldırın.Put those guns away.
Tom ellerini havaya kaldırdı.Tom put his hands up.
Tom bütün lise boyunca bana katlanmak zorunda kaldı.Tom had to put up with me all through high school.
Gezimizi ertelemek zorunda kaldık.We had to put off our trip.
Tom aletlerini kaldırmaya başladı.Tom started to put his tools away.
Tom cep telefonunu kaldırdı.Tom put his cell phone away.
Tom onun önünde ellerini havaya kaldırdı.Tom put his hands up in front of him.
Kız, şarkıcı olma fikrini bırakmak zorunda kaldı.The girl had to drop the idea of becoming a singer.
Biz onu gizli tutmak zorunda kaldık.We had to keep it secret.
Elimizde sadece bir tane kaldı.We've only got one left.
Tom bir tane kaldığını söyledi.Tom said that there was one left.
Buzdolabında sadece bir yumurta kaldı.There's only one egg left in the refrigerator.
Sadece bir mermi kaldı.There's only one bullet left.
Sadece bir fişek kaldı.There's only one bullet left.
İlgili Sayfalar