kaldı ile cümle

kaldı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Ağabeyim romanlar okuyarak bütün gece ayakta kaldı.My older brother often stayed up all night reading novels.
O geç kaldı.He is late.
Onlar nihayet caddemize kaldırım döşedi.They've finally paved our street.
Annem pantolonumu yamamak zorunda kaldı.My mother had to patch my pants.
Tom Boston'u ziyaret ettiğinde ucuz bir otelde kaldı.Tom stayed at a cheap hotel when he visited Boston.
Trenimiz otuz dakika geç kaldı.Our train was thirty minutes late.
Tom hayalinden vazgeçmek zorunda kaldı.Tom had to give up his dream.
Tom kaşlarını kaldırdı.Tom raised his eyebrows.
Tom evde kaldı.Tom stayed home.
O doğduğu şehre veda etmek zorunda kaldı.She was forced to say farewell to the city of her birth.
O, memleketine veda etmek zorunda kaldı.She was forced to bid her hometown farewell.
Tom şakayı Mary'ye açıklamak zorunda kaldı.Tom had to explain the joke to Mary.
Tom'un nerede kaldığını söyledin?Where did you say Tom was staying?
Rüzgar sakin kaldı.The wind remained calm.
Ben birini yukarı kaldırdım.I lifted one up.
Kutuyu yukarıya kaldırdı.She lifted the box up.
Geç kaldın. Neredeydin?You are late. Where have you been?
Sen hiç bir uçakta ayakta kaldın mı?Have you ever been up in a plane?
Şaka kaldıramaz mısın?Can't you take a joke?
Kaldırıma kadar çekin.Pull up to the curb.
Neden nefes nefese kaldın?Why are you out of breath?
Okumak için daha kaç sayfan kaldı?How many more pages do you have left to read?
Tasarruf hesabında ne kadar kaldı?How much is left in your savings account?
Ne kadar zamanımız kaldı?How much time do we have left?
Ne kadar zamanımız kaldığını düşünüyorsun?How much time do you think we have left?
Ne kadar zamanım kaldı?How much time do I have left?
Yaz tatili başlayana kadar kaç günümüz kaldı?How many days do we have left until summer vacation begins?
Ne kadar içme suyumuz kaldı?How much drinking water do we have left?
Sence ne kadar vaktim kaldı?How much longer do you think I have?
Ne kadar zaman kaldı?How much time is left?
Onu çıkartmak zorunda kaldım.I had to get it removed.
Dövmemi çıkartmak zorunda kaldım.I had to get my tattoo removed.
Tom ve ben üniversitede birlikte kaldık.Tom and I roomed together in college.
Tom ve John akademide birlikte kaldılar.Tom and John roomed together at the academy.
Tom acıya göğüs germek zorunda kaldı.Tom had to bite the bullet.
Tom katlanmak zorunda kaldı.Tom had to bite the bullet.
Bir taksiyi durdurmayı deneyerek kolunu kaldırdı.He raised his arm intending to stop a taxi.
Akşam yemeğine geç kaldılar.They were late for dinner.
Akşam yemeği için geç kaldın.You were late for dinner.
Akşam yemeğine geç kaldık.We were late for dinner.
Mary akşam yemeği için geç kaldı.Mary was late for dinner.
F1 şampiyonu Michael Schumacher ciddi bir kafa yarasına maruz kaldı.The F1 champion Michael Schumacher sustained a serious head injury.
O bir beyin ameliyatına maruz kaldı.He underwent brain surgery.
Tom ağırlık kaldırıyor.Tom is lifting weights.
Herkes oturmuş kaldı.Everyone remained seated.
Tom'un hastaneye kaldırıldığını duydum.I heard that Tom was hospitalized.
Gitmek üzereydim fakat Tom geldi bu yüzden kaldım.I was about to leave, but Tom came, so I stayed.
Bir sorunuz varsa lütfen elinizi kaldırın.If you have a question, please raise your hand.
Kaldığım otelin bir park yeri yok.The hotel where I'm staying doesn't have a parking lot.
Dalağını almak zorunda kaldık.We had to remove your spleen.
Biz çok âşık kaldık.We remained very much in love.
On dakika geç kaldın.You're ten minutes late.
Tom Mary'nin işine hayran kaldı.Tom admired Mary's work.
Tom ve ben aynı otelde kaldık.Tom and I stayed at the same hotel.
Tom ve Mary her ikisi de oldukça sakin kaldı.Tom and Mary both remained fairly calm.
Tom ve Mary Avustralya gezilerini iptal etmek zorunda kaldılar.Tom and Mary had to cancel their trip to Australia.
Tom ve Mary planlarını değiştirmek zorunda kaldılar.Tom and Mary had to change their plans.
Tom ve Mary dönüşlerini ertelemek zorunda kaldılar.Tom and Mary had to postpone their departure.
Tom ve Mary balaylarını ertelemek zorunda kaldılar.Tom and Mary had to postpone their honeymoon.
Tom ve Mary gezilerini ertelemek zorunda kaldılar.Tom and Mary had to postpone their trip.
İlgili Sayfalar