kaldı ile cümle
kaldı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Boston'a Tom'suz geri gitmek zorunda kaldım.I had to go back to Boston without Tom.
Geri gitmek zorunda kaldım.I had to go back.
Eve gitmek ve giysileri değiştirmek zorunda kaldım.I had to go home and change clothes.
Eve gidip değiştirmek zorunda kaldım.I had to go home and change.
Eve gitmek zorunda kaldım.I had to go home.
Tom'a raporu yeniden yazdırmak zorunda kaldım.I had to have Tom rewrite the report.
Tom'a yardım etmek zorunda kaldım.I had to help Tom.
Ben polisten saklanmak zorunda kaldım.I had to hide from the police.
Paramı saklamak zorunda kaldım.I had to hide my money.
Saklanmak zorunda kaldım.I had to hide.
Hareket etmeyi sürdürmek zorunda kaldım.I had to keep moving.
Sırrımı saklamak zorunda kaldım.I had to keep my secret.
Kirasını ödeyebilsin diye Tom'a parayı ödünç vermek zorunda kaldım.I had to lend Tom money so he could pay his rent.
Tom'un gitmesine izin vermek zorunda kaldım.I had to let Tom go.
Tom'u kazandırmak zorunda kaldım.I had to let Tom win.
Tom'un kazanmasına izin vermek zorunda kaldım.I had to let Tom win.
Tekrar yalan söylemek zorunda kaldım.I had to lie again.
Tom'a yalan söylemek zorunda kaldım.I had to lie to Tom.
Bu öğleden sonra Tom'a iki saat bakmak zorunda kaldım.I had to look after Tom for two hours this afternoon.
Sana bakmak zorunda kaldım.I had to look after you.
Çikolata ve vanilya arasında bir seçim yapmak zorunda kaldım.I had to make a choice between chocolate and vanilla.
Tom ve Mary arasında bir seçim yapmak zorunda kaldım.I had to make a choice between Tom and Mary.
Bir seçim yapmak zorunda kaldım.I had to make a choice.
Bazı telefon görüşmeleri yapmak zorunda kaldım.I had to make some phone calls.
Bu öğleden sonra Tom'la görüşmek zorunda kaldım.I had to meet Tom this afternoon.
Buradan iki blok öteye park etmek zorunda kaldım.I had to park two blocks from here.
Otobüsü yakalamak için koşmak zorunda kaldım.I had to run to catch the bus.
Çok acı çektiği için atımı vurmak zorunda kaldım.I had to shoot my horse because he was in a lot of pain.
Atımı vurmak zorunda kaldım.I had to shoot my horse.
Tom'u görmek için hastaneye uğramak zorunda kaldım.I had to stop by the hospital to see Tom.
Tom'un hayatındaki en büyük hatayı yapmasını durdurmak zorunda kaldım.I had to stop Tom from making the biggest mistake in his life.
Tom'u durdurmak zorunda kaldım.I had to stop Tom.
Köpeğe çarpmayı engellemek için yoldan çıkmak zorunda kaldım.I had to swerve to avoid hitting the dog.
Tüm uçuşlar iptal edildiği için Boston'dan bir otobüse binmek zorunda kaldım.I had to take a bus from Boston because all the flights had been canceled.
Boston'dan bir otobüse binmek zorunda kaldım.I had to take a bus from Boston.
Tom'u hastaneye götürmek zorunda kaldım.I had to take Tom to the hospital.
Dün gece Tom'la konuşmak zorunda kaldım.I had to talk to Tom last night.
Tom'a bizden bahsetmek zorunda kaldım.I had to tell Tom about us.
Tom'a kendim söylemek zorunda kaldım.I had to tell Tom myself.
Onu Tom'a kendim söylemek zorunda kaldım.I had to tell Tom that myself.
Tom'a söylemek zorunda kaldım.I had to tell Tom.
Şeylerimin çoğunu atmak zorunda kaldım.I had to throw most of my things away.
Farklı bir şey denemek zorunda kaldım.I had to try something different.
Gezinti için beklemek zorunda kaldım.I had to wait for a ride.
Arabam bozulduğu için buraya yürümek zorunda kaldım.I had to walk here because my car broke down.
Buzdolabında bir miktar süt kaldı.There is some milk left in the fridge.
Maalesef işimizde biraz geride kaldık.I'm afraid we've fallen a bit behind in our work.
Sana her zaman hayran kaldım.I've always admired you, Tom.
Her zaman sabrına hayran kaldım.I've always admired your patience.
Burada fazla kaldım.I've been here too long.
Bu yerde fazla kaldım.I've been in this place too long.
Üç gündür burada çakıldım kaldım.I've been stuck here for three days.
Ben de seninle çalışmaktan memnun kaldım.I've enjoyed working with you, too.
Seninle çalışmaktan memnun kaldım.I've enjoyed working with you.
Birkaç dakikam kaldı.I've got a few minutes left.
Her şeyi kendim yapmak zorunda kaldım.I've had to do everything by myself.
Akşam yemeği için kaldığını umuyorum.I hope you're staying for dinner.
Kaldığını umuyorum.I hope you're staying.
Tom'un nerede kaldığını bilmiyorum.I don't know where Tom is staying.
Tom'un niçin geç kaldığını anlamıyorum.I don't understand why Tom is late.
İlgili Sayfalar