kaldı ile cümle

kaldı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
O saatini rehin bırakmak zorunda kaldı.He had to pawn his watch.
Bilet gişesindeki kuyrukta beklemek zorunda kaldı.He had to stand in line at the ticket office.
O düşüşünden hemen sonra bir operasyon geçirmek zorunda kaldı.He had to undergo an operation immediately after his fall.
Sadece üç dolarım kaldı.I have just three dollars left.
Konuşmak istiyorsan, elini kaldır.If you want to speak, raise your hand.
Bu kaldırılamaz. O sabit.It can't be removed. It's fixed.
Yerdeki o kağıdı kaldırın.Pick up that paper there on the floor.
Tom her zaman ayakta kaldı.Tom has always survived.
Tom zaten geç kaldı.Tom is already late.
Tom burada bir kez kaldı.Tom stayed here once.
Herkes çalışmaya başlamak zorunda kaldı.Everyone had to start working.
Onu kaldırmadım.I didn't pick it up.
Tom onu yerden kaldırmadı.Tom didn't pick it up.
Dün o kadar çok soğuktu ki evde kaldım.Yesterday it was so cold that I stayed home.
Geç kaldığımızı fark etmedim.I didn't realise we were late.
Tom'un niçin geç kaldığını sordum.I asked why Tom was late.
Bütün rengarenk çiçeklerin güzelliklerine hayran kaldım.I admired the beauty of all the colorful flowers.
Onlar beş yıldızlı bir otelde kaldılar.They stayed at a five-star hotel.
Üç yıldızlı bir otelde kaldık.We stayed at a three-star hotel.
Sorunlarını ortadan kaldırabilirim.I can make your problems go away.
Bunu kaldıramam.I can't lift this.
Yağmur yüzünden oyunu ertelemek zorunda kaldık.We had to postpone the game due to rain.
Geç kaldığı için Tom'u azarladım.I chewed Tom out for being late.
Tom'un cevabı için uzun süre beklemek zorunda kaldım fakat o buna değdi.I had to wait for Tom's reply for a long time, but it was worth it.
Bu otelde kaldığını bilmiyordum.I didn't know you were staying at this hotel.
Neden geç kaldığın umurumda değil.I don't care why you're late.
Ambülansla hemen yakındaki hastaneye kaldırıldı.He was rushed by ambulance to the nearby hospital.
Onlar dört saat boyunca asansörde mahsur kaldılar.They were stuck in the elevator for four hours.
Sanırım biraz geç kaldım.I guess I'm a little late.
Onu kabul etmek zorunda kaldım.I had to accept it.
Hemen hareket etmek zorunda kaldım.I had to act at once.
Çabuk hareket etmek zorunda kaldım.I had to act quickly.
Tom'un bacağını kesmek zorunda kaldım.I had to amputate Tom's leg.
Tom'u tutuklamak zorunda kaldım.I had to arrest Tom.
Tom için uçak rezervasyonu yaptırmak zorunda kaldım.I had to book a flight for Tom.
Ödemek için yeterli paramız olmadığı için o siparişi iptal etmek zorunda kaldım.I had to cancel that order because we didn't have enough money to pay for it.
Tom'u yatağa götürmek zorunda kaldım.I had to carry Tom to bed.
Tom'u üst kata götürmek zorunda kaldım.I had to carry Tom upstairs.
Tom'un bavulunu onun için taşımak zorunda kaldım.I had to carry Tom's suitcase for him.
Giydiğim şey durum için uygun olmadığından dolayı elbiseleri değiştirmek zorunda kaldım.I had to change clothes because what I was wearing wasn't appropriate for the situation.
Ben çitin üzerinden tırmanmak zorunda kaldım.I had to climb over the fence.
Çitin altından sürünmek zorunda kaldım.I had to crawl under the fence.
Tom'un icabına bakmak zorunda kaldım.I had to deal with Tom.
Bunu kendi başıma yapmak zorunda kaldım.I had to do it by myself.
Onu yalnız başıma yapmak zorunda kaldım.I had to do it by myself.
Görevimi yapmak zorunda kaldım.I had to do my duty.
Okuldan ayrılıp bir iş bulmak zorunda kaldım.I had to drop out of college and get a job.
Tom'un ofisine bir şey bırakmak zorunda kaldım.I had to drop something off at Tom's office.
Tom'u okula bırakmak zorunda kaldım.I had to drop Tom off at school.
Boston'dan kaçmak zorunda kaldım.I had to get away from Boston.
Herkesin dikkatini çekmek zorunda kaldım.I had to get everyone's attention.
Ben evden çıkmak zorunda kaldım.I had to get out of the house.
Biraz para almak zorunda kaldım.I had to get some money.
Bir şey almak zorunda kaldım.I had to get something.
Tom'u okula götürmek zorunda kaldım.I had to get Tom to school.
Ben konuşma yapmak zorunda kaldım.I had to give a speech.
Denemek zorunda kaldım.I had to give it a shot.
Tom'a biraz yardım etmek zorunda kaldım.I had to give Tom a little help.
Tom'a biraz para vermek zorunda kaldım.I had to give Tom a little money.
İstediği her şeyi Tom'a vermek zorunda kaldım.I had to give Tom everything he asked for.
İlgili Sayfalar