kaldı ile cümle

kaldı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Dün geç kaldın.You were late yesterday.
O, bir hafta hastanede kalmak zorunda kaldı.He had to stay in hospital for a week.
Çok sıcak olduğu için bayan beş gün evde kaldı.The lady stayed at home for five days because it was too hot.
Bir fincan kahve, baş ağrımı ortadan kaldırdı.A cup of coffee cleared up my headache.
Geç kaldığı için ona özür diledi.She apologized to him for being late.
O, partiye niçin geç kaldığını ona açıkladı.She explained to him why she was late for his party.
O, niçin geç kaldığını ona açıkladı.She explained to him why she was late.
O, geç kaldığı için onu azarladı.She scolded him for being late.
Konserin sonuna kadar kaldığın için teşekkürler.Thanks for sticking around till the end of the concert.
Babam eve gelene kadar kaldığın için teşekkürler.Thanks for sticking around until my father got home.
Merak ediyorum - o neden geç kaldı?I do wonder - why is he late?
Hemen Amerika'ya hareket etmek zorunda kaldık.We had to leave for America on short notice.
Kısa sürede konuşma yapmak zorunda kaldım.I had to make a speech on short notice.
Dün gece aramana cevap verebilmek için evde kaldım.Last night I stayed home to be able to receive your phone call.
Sadece iki gün kaldı.There are only two days left.
Niçin geç kaldığını bana tekrar söyler misin?Could you please tell me again why you are late?
Zaten çok geç kaldım.I'm already so late.
Senin yüzünden geç kaldık.It's because of you that we were late.
Ben, bir trafik sıkışıklığı nedeniyle toplantıya geç kaldım.I was late for the meeting because of a traffic jam.
Trafik olduğundan dolayı toplantıya geç kaldım.Because there was traffic, I was late to the meeting.
Sadece ölüm kaldığında, son çare yiyecek için yalvarmaktır.When only death remains, the last resort is to beg for food.
Kuş gribi ortadan kaldırıldı mı?Is the bird flu eradicated?
Dün Tom bütün gün evde kaldı.Yesterday Tom stayed home all day.
Tom çok fazla yiyecek getirdi, bu yüzden birazı kaldı.Tom brought way too much food, so there was some left over.
Tom kaldığı oteldeki servisten memnun kalmadı.Tom was dissatisfied with the service at the hotel where he stayed.
Tom yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak istedi.Tom wanted to set the record straight.
Tom bütün gece uyanık kaldı.Tom stayed up all night.
Tom bütün gün evde kaldı.Tom stayed at home all day.
Tom hayatı boyunca fakir kaldı.Tom remained poor all his life.
Tom anahtarı unutup kapıda kaldı.Tom locked himself out of his house.
Tom suçu hakkında yıllarca sessiz kaldı.Tom kept silent about his crime for years.
Tom her zaman geç kaldığı için bir üne sahiptir.Tom has a reputation for always being late.
Arabası bozulduğu için Tom eve yürümek zorunda kaldı.Tom had to walk home since his car broke down.
Tom üç saat kuyrukta beklemek zorunda kaldı.Tom had to wait in line for three hours.
Tom birkaç dolar daha ödemek zorunda kaldı.Tom had to pay a few more dollars.
Tom film bitmeden önce sinemadan ayrılmak zorunda kaldı.Tom had to leave the movie theater before the movie was over.
Tom iş için Boston'a gitmek zorunda kaldı.Tom had to go to Boston on business.
Tom dün oraya gitmek zorunda kaldı.Tom had to go there yesterday.
Tom oraya yalnız gitmek zorunda kaldı.Tom had to go there alone.
Tom kendisi gitmek zorunda kaldı.Tom had to go himself.
Tom telefona cevap vermek zorunda kaldı.Tom had to answer the phone.
Kampa son gittiğinde Tom bir sürü sivrisinek ısırıklarına maruz kaldı.Tom got a lot of mosquito bites the last time he went camping.
Tom kaldırımda bir cüzdan buldu.Tom found a wallet on the sidewalk.
Tom kaldırımda duran bir cüzdan buldu.Tom found a wallet lying on the sidewalk.
Tom kaldırıldığını hissetti.Tom felt himself being lifted up.
Tom naçar kaldı.Tom doesn't know who to turn to.
Tom küçük bir otele kaydını yaptırdı ve birkaç gün kaldı.Tom checked into a small hotel and stayed for a couple of days.
Tom okula geç kaldığı için her zaman aynı eski bahaneyi verir.Tom always gives the same old excuse for being late for school.
Tom oylamada çekimser kaldı.Tom abstained from voting.
Bu Tom'un genellikle kaldığı otel.This is the hotel where Tom usually stays.
Tom'un niçin her zaman geç kaldığını anladım.I've figured out why Tom is always late.
Tom'un sağlık giderlerini karşılamak için arabasını satmak zorunda kaldığından şüpheliyim.I doubt that Tom had to sell his car in order to raise money for medical expenses.
Tom'un gece boyunca bunu yapacağını düşünmedim, bu yüzden onun başucunun yakınında kaldım.I didn't think Tom would make it through the night, so I stayed by his bedside.
Tom'un niçin geç kaldığını sana söyleyemem.I can't tell you why Tom is late.
Tom Mary ile irtibatta kaldı.Tom stayed in touch with Mary.
Tom yaklaşık üç saat Mary'yi beklemek zorunda kaldı.Tom had to wait for Mary for about three hours.
Tom, o çalışırken Mary'nin oğluna bakmak zorunda kaldı.Tom had to take care of Mary's son while she was working.
Tom Mary'ye otobüsle eve gidebilsin diye biraz para ödünç vermek zorunda kaldı.Tom had to lend Mary some money so she could take the bus home.
Tom Mary ile Boston'a gitmek zorunda kaldı.Tom had to go to Boston with Mary.
Tom Mary'nin yerine işe bakmak zorunda kaldı.Tom had to cover for Mary.
İlgili Sayfalar