kaldı ile cümle

kaldı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Otobüs sürücüsü hafif yaralara maruz kaldı.The bus driver suffered minor injuries.
Bizimle kimin kaldığını öğrenmek istiyorum.I want to know who's staying with us.
Uyuya mı kaldım?Did I fall asleep?
Bob amcasının evinde kaldı.Bob stayed at his uncle's house.
Babam onu kaldıramaz.My father cannot lift it up.
Lütfen niçin geç kaldığınızı bana söyler misiniz?Could you please tell me why your were late?
Vera, uyuşturucu alan onun eski en iyi arkadaşlarından bağını kesmek zorunda kaldı.Vera had to disassociate herself from her former best friends, who got into drugs.
Birisi gelmesine rağmen, o hâlâ huzursuz kaldı.Even though someone came, she still remained uneasy.
Onlar Tennessee'de kaldılar.They remained in Tennessee.
Onlar gelecekle yüzleşmek zorunda kaldılar.They were forced to face the future.
Meksika yasalarına uymak için söz vermek zorunda kaldılar.They had to promise to obey the laws of Mexico.
O onu yatağa kaldırdı.He lifted her to the bed.
O, yavaşça silahı kaldırdı.He slowly raised the gun.
O, köleliğin kaldırılmasından yana biri değildi.He was not an abolitionist.
Gezisine gizlice devam etmek zorunda kaldı.He had to continue his trip in secret.
Washington'a dönmek zorunda kaldı.He was forced to return to Washington.
Yetkililerin yasağı kaldırmasını rica etti.He asked the officials to lift the ban.
Yakın koruma altında aylarca orada kaldı.He remained there for many months under close guard.
Başkan Cleveland uzlaşmaya varmak zorunda kaldı.President Cleveland had to compromise.
O, kendi borçlarını ödemek zorunda kaldı.He had to pay his own debts.
Bazı demir yolları kapanmak zorunda kaldı.Some railroads had to close down.
Joseph Smith kavmini birçok kez taşımak zorunda kaldı.Joseph Smith had to move his people many times.
Bazı insanlar iş bulmak için sahte isimler kullanmak zorunda kaldı.Some people had to use false names to get work.
Malzemelerini New York'ta almak zorunda kaldılar.They had to buy their supplies in New York.
Milyonlarca çiftçi başka iş aramak zorunda kaldı.Millions of farmers had to look for other work.
Andrew Johnson hayatını kurtarmak için evini terk etmek zorunda kaldı.Andrew Johnson had to flee his home to save his life.
Almanya artık bir düşmanla iki cephede savaşmak zorunda kaldı.Germany no longer had to fight an enemy on two fronts.
İngiliz komutan teslim olmak zorunda kaldı.The British commander was forced to surrender.
Zaten Avrupalı müttefiklere karşı güçlü bir mücadele ile karşı karşıya kaldı.It already faced a strong fight against the European Allies.
Amerikan askerleri 1933 yılına kadar Nikaragua'da kaldı.American troops stayed in Nicaragua until 1933.
Jefferson sakin kaldı.Jefferson remained calm.
Jackson bir süre kaldı.Jackson stayed for a while.
Irkçı gerilimler yüksek kaldı.Racial tensions remained high.
Başkan yatakta kaldı.The president remained in bed.
Almanya olası bir açlıkla yüz yüze kaldı.Germany faced possible starvation.
Birçok yollar ve alanlar sular altında kaldı.Many roads and fields were flooded.
Sadece yedi senatör kararsız kaldı.Only seven Senators remained undecided.
Kraliçe Liliuokalani geri çekilmek zorunda kaldı.Queen Liliuokalani was forced to surrender.
Kanser derhal kaldırılmalı.The cancer needed to be removed immediately.
Shepard sadece yaklaşık on beş dakika uzayda kaldı.Shepard remained in space only about 15 minutes.
Shepard yalnızca 15 dakika kadar uzayda kaldı.Shepard remained in space only about 15 minutes.
Yüz binlerce insan işsiz kaldı.Hundreds of thousands of people were out of work.
Grup Ford Clatsop'ta dört ay kaldı.The group stayed at Fort Clatsop for four months.
Başkan Washington'a dönmek zorunda kaldı.The president was forced to return to Washington.
Arnavut kaldırımlı dar sokaklarda, eve geri dönüş yolunu asla bulmayacaksın.You'll never find the way back home, through narrow streets of cobblestone.
Geç kaldık.We are late.
O, şaka kaldıramaz.He can't take a joke.
Kıçını kaldır ve bir şey yap!Get off your butt and do something!
Anlaşılan otobüs geç kaldı.Apparently the bus was late.
Ben beş dolar daha ödemek zorunda kaldım.I had to pay five more dollars.
Sol elini kaldır.Raise up your left hand.
Çimin üzerindeki siyah köpek güneşe maruz kaldı.The black dog on the grass was exposed to the sun.
O, toplantı sırasında sessiz kaldı.He remained silent during the meeting.
O benim kaldığım ev.That is the house that I stay in.
Bu, onların birlikte kaldıkları kadın.That is the woman they stay with.
Bu, onların beraber kaldıkları kadın.That’s the woman they stayed with.
Sessiz kaldım.I have remained speechless.
Din adamı saatlerce diz çökmüş olarak kaldı.The religious man remained kneeling for hours.
O, Brezilya'ya gitti ve orada kaldı.He went to Brazil and stayed there.
Philip ve Sheila geç kaldı. Ben de geç kaldım mı?Philip and Sheila are late. Am I, too?
İlgili Sayfalar