kaldı ile cümle

kaldı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Kendini kaldırılmış hissetti.She felt herself being lifted up.
Kaldırımda bisiklete binmemelisin.You shouldn't ride a bicycle on the sidewalk.
Biraz para kaldı.There is little money left.
Dergileri, broşürleri ve benzeri şeyleri kaldırmanı istiyorum.I want you to put the magazines, pamphlets and whatnot away.
Birçok devrimler, aristokrasiyi kaldırmayı amaçladı.Many revolutions have aimed to abolish the aristocracy.
Uyuyakaldığı için işe geç kaldı.She was late to work because she overslept.
Bu yol kaldırım döşenmeli.This road needs to be repaved.
Onun teklifini reddetmek zorunda kaldım.I had to refuse her offer.
Üzgünüm tatlım, hala ofiste çakılıp kaldım.Sorry honey, I'm still stuck at the office.
Yüce Allah sonradan kaldıramayacağı bir taş yaratabildi mi?Could an almighty god create a stone that he would not be able to subsequently lift?
Sonunda o antik radyo için 500 dolardan fazla ödemek zorunda kaldım.In the end, I had to fork over $500 for that antique radio.
İhmal edilen oda boş kaldı.The neglected room remained unoccupied.
Gece geç olduğu için ve çok yorgun olduğum için bir handa kaldım.Since it was late at night and I was very tired, I stayed at an inn.
Bardaklarını kaldırdılar ve onların başarısına içtiler.They raised their glasses and toasted to their success.
Yağmur yağıyordu, bu yüzden evde kaldım.It was raining, so I stayed home.
Yaşamak için on saniyen kaldı.You have ten seconds left to live.
Bu adamların nasıl hayatta kaldıklarını görmek oldukça etkileyiciydi.It was quite fascinating to see how these men were surviving.
Onlar sıfırdan başlamak zorunda kaldı.They had to start from scratch.
O kısa bir süre orada kaldı.She stayed there for a short while.
O, kısa bir süre o bölgede kaldı.She stayed in that area for a short while.
Avrupa'da köleliğin kaldırılması, sonunda Amerika'ya ulaştı.The abolition of slavery in Europe eventually reached America.
Kaldığım birçok farklı otelden çaldığım bir havlu koleksiyonum var.I have a collection of towels I've stolen from many different hotels I've stayed at.
Bilgisayarımı almak için yüz dolar ödemek zorunda kaldım.To buy my computer, I had to pay €100.
Onu kafalarının üstüne kaldırdılar.They lifted her above their heads.
Yangından sonra, sadece kül kaldı.After the fire, only ash was left.
Tom hasta olduğu için iş dönüşü evde kaldı.Tom stayed home from work because he was sick.
Ağırlık kaldırmada bir Olimpiyat şampiyonuydu.He was an Olympic champion in weightlifting.
Biz, bir ekonomi otelde kaldık.We stayed at an economy hotel.
Tom bir acil durum çağrısı aldı ve işi terk etmek zorunda kaldı.Tom got an emergency call and had to leave work.
Tom testin birinden geçti fakat diğerinden kaldı.Tom passed one test, but failed the other.
Tom arabasını yanlış yere park ettiği için ceza ödemek zorunda kaldı.Tom had to pay a fine because he parked in the wrong place.
Tom ağır halterleri kaldırabilir.Tom can lift heavy weights.
Sarhoş sürücü geceyi nezarethanede geçirmek zorunda kaldı.The drunk driver had to spend the night in jail.
Yeni klimayı kaldırmak ve onu çatıya koymak için bir vinç kiraladık.We hired a crane to lift the new air conditioner and place it on the roof.
Bunu kaldırmama yardım eder misin?Can you help me lift this?
Birçok işçi kömür madeninde mahsur kaldı.Many workers were trapped in the coal mine.
Adam bir soru sormak için elini kaldırdı.The man raised his hand to ask a question.
Mary çarşafları değiştirmek için döşekleri kaldırdı.Mary raised the mattress in order to change the sheets.
Bir vinç ağır inşaat malzemelerini kaldırır.A crane raises heavy construction materials.
Kemikler buzda donmuş olarak kaldı.The bones remained frozen in the ice.
Partinin sonunda, sadece iki misafir kaldı.At the end of the party, only two guests remained.
Babam alışveriş yaparken annem arabada kaldı.Mom remained in the car while Dad shopped.
Eski mobilyayı kaldırdık.We removed the old furniture.
Erkek ya da kız kardeşlerinle bir yatak odasını paylaşmak zorunda kaldın mı?Did you have to share a bedroom with your brothers or sisters?
Roma İmparatorluğu bin yıl ayakta kaldı.The Roman Empire survived for a thousand years.
Birçok ülke nükleer silahları ortadan kaldırmak için bir antlaşma imzaladı.Many countries have signed a treaty to eliminate nuclear weapons.
Onlar her zamanki gibi geç kaldılar.They're late, as usual.
Her zaman olduğu gibi geç kaldılar.They're late, as usual.
Tom kendini kaldırmak için çok cılız.Tom is too weak to lift himself.
Yağmurdan sonra kaldırımlar ıslaktı.The sidewalks were wet after the rain.
Ağırlıklar kaldırdıktan sonra bileklerim ağrıdı.My wrists were sore after lifting wieghts.
Oğlan sessiz kaldı.The boy stayed quiet.
Onun şehre gelişinden beri, bütün kadınlar onun hakkında dikkatli kaldı.Since his arrival in town, all the women have remained cautious about him.
Biz kimlik belgelerimizi güvenlik masasına göstermek zorunda kaldık.We had to show our papers at the security desk.
Denizaltı yüzeye doğru ince bir buz tabakasını yarıp geçmek zorunda kaldı.The submarine had to break through a thin sheet of ice to surface.
Bay Inoue'nin o otelde kaldığını duydum.I heard that Mr. Inoue has stayed at that hotel.
Yatakta kaldığı yedi ay boyunca bacak kasları köreldi.The muscles in his legs had atrophied during the seven months he was bedridden.
Aydınlanma, insanın kendi kendine maruz kaldığı olgunlaşmamışlıktan ortaya çıkmasıdır.Enlightenment is man's emergence from his self-incurred immaturity.
Çok geçmeden, o hamile kaldı.Before long, she got pregnant.
O, bardağı dudaklarına kaldırdı ve onu bir yudumda bitirdi.He raised the glass to his lips and drained it at one gulp.
İlgili Sayfalar