kaldı ile cümle

kaldı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Onlar sadece kendi çocuklarının hatırı için birlikte kaldılar.They only stayed together for the sake of their children.
Kobe'de yeni bir otelde kaldılar.They stayed at a new hotel in Kobe.
Onu itinayla ambulansa kaldırdılar.They lifted him carefully into the ambulance.
Ona zarar vermekten korktukları için sessiz kaldılar.They kept silent for fear of offending her.
Kaldırımın karını temizlediler.They cleared the pavement of snow.
Onlar kürekle kaldırımdan karı temizliyorlardı.They were clearing the snow from the sidewalk with a shovel.
Şapkalarını kaldırarak birbirlerini selamlıyorlardı.They saluted each other by raising their hats.
Onlar arkadaş kaldı.They remained friends.
Sahip oldukları parayı kullanmak zorunda kaldılar.They had had to use what money they had.
O geç kaldığında canım onu azarlamak istedi ama dilimi tuttum.When she was late, I felt like scolding her, but I held my tongue.
Onun düşmesini engellemek için onu tutmak zorunda kaldım.I had to grab her to keep her from falling.
Nagasaki'yi o kadar çok sevdiler ki, orada bir hafta kaldılar.They loved Nagasaki so much that they stayed there for a week.
Çoğu zaman olduğu gibi o, bu öğleden sonra toplantı için geç kaldı.As is often the case with her, she was late for the meeting this afternoon.
Onun perfomansına hayran kaldım.I was fascinated by her performance.
Nobel ödülünü kazandıktan sonra her zamanki kadar mütevazı kaldı.After winning the Nobel prize, she remained as modest as ever.
Kendi başına evde kaldı.She stayed at home by herself.
O bütün gün evde kaldı.She stayed in the house all day.
O, sessiz kaldı.She kept quiet.
Birkaç gün orada kaldı.She stayed there for several days.
O, kutuyu kaldırmaya çalıştı fakat bunu imkansız buldu.She tried to lift the box, but found it impossible.
Sorun konusunda sessiz kaldı.She kept silent about the problem.
Büyük bir dinleyici kitlesi önünde konuşmak zorunda kaldı.She had to speak before a large audience.
Otobüsün durması için elini kaldırdı.She raised her hand for the bus to stop.
O bir otelde kaldı.She stayed at a hotel.
Plandan vazgeçmek zorunda kaldı.She was obliged to give up the plan.
O, talihsizliğine gülümsemek zorunda kaldı.She had to smile at her misfortune.
O, sınıf arkadaşlarına yetişmek için çok çalışmak zorunda kaldı.She had to study hard to catch up with her classmates.
O ölene kadar bekar kaldı.She remained unmarried until death.
Bütün hayatı boyunca bekar kaldı.She remained single all her life.
O tüm gün sessiz kaldı.She kept silent all day.
Sözlüğünü defalarca kullanmak zorunda kaldı.She had to use her dictionary many times.
Kağıtları masadan kaldırdı.She removed the papers from the desk.
O, tatilde hastalandı ve bir doktor bulmak zorunda kaldı.She was taken ill on holiday and had to find a doctor.
Kelimeler onu anlatmaya yetersiz kaldı.Words failed her.
Yoğun trafik nedeniyle geç kaldı.She was late because of the heavy traffic.
Yeni perdeleri bugün havaya kaldırdı.She put up the new curtains today.
Kendi gitmek zorunda kaldı.She had to go herself.
Elbisesini tek başına değiştirmek zorunda kaldı.She had to alter her dress by herself.
O, kaderini kabul etmek zorunda kaldı.She had to accept her fate.
O kaderi kabul etmek zorunda kaldı.She had to accept her fate.
O, sözlerini dikkatle seçmek zorunda kaldı.She had to choose her words carefully.
O bir soru sormak istediği için elini kaldırdı.As she wanted to ask a question, she raised her hand.
O, arabası olmadığı için evde kaldı.She stayed at home as she didn't have a car.
O elini kaldırdı.She raised her hand.
O, dışarı çıkma yerine bütün gün evde kaldı.She stayed at home all day instead of going out.
O, bir süre orada kaldı.She stayed there for a moment.
Bulaşıkları masadan kaldırdı.She cleared away the dishes from the table.
Birkaç gün otelde kaldı.She stayed at the hotel for several days.
O neden geç kaldığını açıkladı.She explained the reason why she was late.
Geç kaldığı için özür diledi.She made an excuse for being late.
O, başını kaldırdı.She held up her head.
Başını kaldırdı ve ona baktı.She lifted up her head and looked at him.
O, burada tek başına kaldı.She stayed here by herself.
O, geç kaldığı için onu eleştirdi.She criticized him for being late.
O bir odada kilitli kaldı.She was locked up in a room.
Onun mücevher kutusunu elden çıkarmak zorunda kaldı.She had to part with her jewelry box.
O hasta ve hastaneye kaldırıldı.He's sick and was hospitalized.
Babası öldükten sonra, o tek başına çalışmak zorunda kaldı.After his father died, he had to study by himself.
Babamın parası kalmadı ve biraz ödünç almak zorunda kaldı.Father ran short of money and had to borrow some.
Babam bu sabah trafik sıkışıklığı nedeniyle işe geç kaldı.My father was late for work this morning because of a traffic jam.
İlgili Sayfalar