kaldı ile cümle
kaldı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O, prensibine bağlı kaldı.He stuck to his principle.
O kolunu kaldırdı.He raised his arm.
O, elini havaya kaldırmadı.He did not put up his hand.
O, elini kaldırdı ve gülümsedi.He raised his hand and smiled.
Başbakan olarak istifa etmek zorunda kaldı.He was forced to resign as prime minister.
O, teyzesinin evinde kaldı.He stayed at his aunt's house.
Dışarı çıkmak yerine bütün gün evde kaldı.He stayed at home all day instead of going out.
Belgeyi imzalamak zorunda kaldı.He was forced to sign the document.
O yatakta kalmak zorunda kaldı.He had to stay in bed.
Bütün hayatı boyunca aynı işte kaldı.He stayed at the same job for his whole life.
Hayatı boyunca bekar kaldı.He remained a bachelor all his life.
Yaşam ve ölüm arasında kaldı.He hovered between life and death.
O bir taş gibi sessiz kaldı.He remained silent like a stone.
O, kardan dolayı geç kaldı.He was late because of the snow.
Kutuyu kaldırmak için bütün gücüyle çabaladı.He tried with all his might to lift the box.
O her zaman fakir kaldı.He always remained poor.
O, bacağını kırdığında üç ay koltuk değnekleri kullanmak zorunda kaldı.When he broke his leg, he had to use crutches for 3 months.
Birçok tehlikelere maruz kaldı.He was exposed to many dangers.
Kısa bir moladan sonra işine kaldığı yerden devam etti.He resumed his work after a short break.
O geç kaldı. Onu 5.30'a kadar bekleyelim.He is late. Let's wait for him till 5:30.
Geç kaldığı için bir sürü bahane uydurdu.He made many excuses for being late.
Geç saatlere kadar kaldı ve fazla mesai yaptı.He stayed late and worked overtime.
Geç kaldığı için bizden özür diledi.He made an apology to us for being late.
Geç kaldığı için bir bahane buldu.He invented an excuse for being late.
Geç kalktı ve okula geç kaldı.He got up late and was late for school.
Uzun süre otelde kaldı.He stayed at the hotel for a long time.
O tüm mesajı hafızaya almak zorunda kaldı.He had to commit the whole message to memory.
Düşen bir ağaç tarafından hareketsiz kaldı.He was pinned down by a fallen tree.
O hareket edemiyordu ve yardım çağırmak zorunda kaldı.He couldn't move and had to call for help.
Sıcağı kaldıramadı.He couldn't bear the heat.
O evlendiği için, o sekreterinden ayrılmak zorunda kaldı.He had to part with his secretary because she got married.
O onların kararına kendini teslim etmek zorunda kaldı.He had to submit himself to their decision.
Geç kaldığı için ondan özür diledi.He apologized to her for being late.
O, o evlendiğinde sekreterinden ayrılmak zorunda kaldı.He had to part with his secretary when she got married.
O, uçak kazasında hayatta kaldı.He survived the plane crash.
O hastaydı ve bu yüzden onlar sessiz kaldılar.He was ill, and so they were quiet.
O, fakir bir adam kaldı.He remained a poor man.
O, odasını temizlemek zorunda kaldı.He had to clean his room.
O, fazla mesai yapmak zorunda kaldı.He was forced to work overtime.
Beyzbol oyunu ile ilgili açıklama yapmak zorunda kaldı.He had to write an account of the baseball game.
O sözüne sadık kaldı.He stuck to his promise.
O, yurtdışında eğitim almak için part-time çalışmak zorunda kaldı.He was forced to work part-time to study abroad.
O, ellerini kaldırdı.He held up his hands.
Onların kaldıkları handa bir yangın çıktı.A fire broke out at the inn where they were staying.
Tepeden güzel manzaraya hayran kaldılar.They admired the fine view from the hill.
Tüm gün mecburen orada mı kaldılar?Did they have to stay there all day?
Onlar, altı fit yüksekliğinde bir duvara tırmanmak zorunda kaldı.They had to climb a wall six feet high.
Eylül ayına kadar Roma'da kaldılar.They stayed in Rome till September.
Arabayı sırayla itmek zorunda kaldılar.They had to take turns pushing the car.
O okulda üniformayı kaldırdılar.They have done away with uniforms at that school.
Taşı bir manivela vasıtasıyla kaldırdılar.They lifted the rock by means of a lever.
Onlar mekandan uzak kaldılar.They stayed away from the place.
Onlar güzel manzaraya hayran kaldı.They admired the lovely scenery.
Onların hepsi sessiz kaldılar.All of them remained silent.
Onlar iyi arkadaş kaldı.They remained good friends.
Bir hafta boyunca otelde kaldılar.They stayed at the hotel for a week.
Kitabı defalarca okumak zorunda kaldılar.They had to read the book many times.
Eski kısıtlamayı kaldırmaya karar verdiler.They decided to abolish the old restriction.
Eski sistemi kaldırdılar.They did away with the old system.
Onlar yarım saattir sıkışık bir trafikte saplanıp kaldılar.They were hung up in a traffic jam for half an hour.
İlgili Sayfalar