kaldı ile cümle
kaldı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O, planı gerçekleştirmek için bütün deneyimine başvurmak zorunda kaldı.He had to call on all his experience to carry out the plan.
O zamandan beri yurt dışında kaldı.He remained abroad ever since then.
Kazanın sonucu olarak geç kaldı.He was late as a result of the accident.
O, köyü terk etmek zorunda kaldı.He had to leave the village.
O çantayı taşımak zorunda kaldı.He had to carry the bag.
O bir taksi durdurmak için elini kaldırdı.He raised his hand to stop a taxi.
O, nasıl kaçtığını açıklamak durumunda kaldı.He gave an account of how he had escaped.
O, üç hafta New York'ta kaldı.He stayed in New York for three weeks.
O Harry'yi kaldırmada başarısız oldu.He failed to wake Harry up.
Kötü bir soğuk algınlığı olmasına rağmen çalışmak zorunda kaldı.Though he had a bad cold, he had to work.
Topu yakalamak için elini kaldırdı.He put up his hand to catch the ball.
O, birkaç gün bir otelde kaldı.He stayed at a hotel for a couple of days.
Bir yabancı ile otel odasını paylaşmak zorunda kaldı.He had to share the hotel room with a stranger.
Kaşını kaldırarak onaylamadığını gösterdi.He showed his disapproval by raising an eyebrow.
O, Mary'ye neden onun doğum günü için geç kaldığını açıkladı.He explained to Mary why he was late for her birthday party.
Onunla Meksika'da kaldığım sırada tanıştım.I met her during my stay in Mexico.
O, Londra'ya gitti, orada bir hafta kaldı.He went to London, where he stayed for a week.
O kötü hava nedeniyle geri dönmek zorunda kaldı.He was forced to go back because of the bad weather.
O daha önce burada kaldı mı?Has he stayed here before?
Bir ay boyunca Londra'da kaldı.He stayed in London over a month.
O, bir süre Londra'da kaldı.He stayed in London for a time.
O bir hafta boyunca okuldan uzak kaldı.He stayed away from school for a week.
O, bütün hayatı boyunca fakir kaldı.He remained poor all his life.
O, bütün hayatı boyunca bekar kaldı.He remained single all his life.
O, bütün gün sessiz kaldı.He kept silent all day.
İngilizce dersinde geride kaldı.He fell behind in his English class.
Konuşmasının bir bölümünü unuttu ve bir süre doğaçlama yapmak zorunda kaldı.He forgot part of his speech and had to ad-lib for a while.
O günlerce yiyeceksiz idare etmek zorunda kaldı.He had to go without food for days.
O yıllarca sefil bir hayat sürdürmek zorunda kaldı.He had to lead a miserable life for many years.
O yaz boyunca Nagano'da kaldı.He stayed in Nagano throughout the summer.
O, evden istasyona çok fazla yük taşımak zorunda kaldı.He had to carry many loads from the house to station.
O, evine giden on milin tamamını yürümek zorunda kaldı.He had to walk all of ten miles to his home.
O, konferans boyunca kesinlikle sessiz kaldı.He stayed absolutely silent throughout the conference.
O,görüşme boyunca sessiz kaldı.He kept silent during the meeting.
O, sınıf ayrımlarının ortadan kaldırılmasını savundu.He advocated abolishing class distinctions.
Okulda sınıfın zirvesinde kaldı.He remained at the top of the class at school.
O, tehlikeye maruz kaldı.He was exposed to danger.
Tehlike olduğunda bile sakin kaldı.He remained calm even in the presence of danger.
O bir bayrak kaldırdı.He put up a flag.
O acilen Tokyo'ya gitmek zorunda kaldı.He had to leave for Tokyo on short notice.
O, olağanüstü gücüyle arabayı kaldırdı.He lifted the car with his phenomenal strength.
O sonunda çekilmek zorunda kaldı.He finally had to step down.
O, orijinal plana bağlı kaldı.He adhered to the original plan.
Ağır eleştiriye maruz kaldı.He was subjected to severe criticism.
O diyet yapmasına rağmen, hâlâ çok şişman kaldı.Though he dieted, he still remained too fat.
Daha sonra yurt dışında kaldı.He remained abroad later on.
O, çiftliği için yüksek bir kira ödemek zorunda kaldı.He had to pay a high rent for his farm.
Otobanda sabit bir hızda kaldı.He maintained a steady speed on the highway.
Bu ayın başına kadar bizimle kaldı.He stayed with us until the beginning of this month.
O sonuna kadar sadık kaldı.He remained faithful to the last.
O gününün sonuna kadar yalnız kaldı.He remained single till the end of his day.
O, benim yeni arabama hayran kaldı.He admired my new car.
O beni gördüğünde şapkasını kaldırdı.He raised his hat when he saw me.
O çok sakin kaldı.He kept quite calm.
Sınavdan kaldı.He failed in the examination.
O, kendisi için düşünmek zorunda kaldı.He had to think for himself.
O mallarının fiyatını düşürmek zorunda kaldı.He had to reduce the price of his wares.
Bir soru sormak için elini kaldırdı.He raised his hand to ask a question.
O, arabasını kaldırımın yanına park etti.He parked his car beside the sidewalk.
O borç batağına saplanmıştı ve evini elden çıkarmak zorunda kaldı.He was deep in debt, and had to part with his house.
İlgili Sayfalar