Elini kalbine koydu.He put his hand on his heart.
Onun nazik bir kalbi vardı.She has a gentle heart.
Onun nazik bir kalbi var.She has a kind heart.
Müşfik bir kalbi var.She has a kind heart.
O bütün kalbiyle şarkı söylerken seyirci derinden etkilendi.As she sang with all her heart, the audience was deeply moved.
O, kalbinin hızlı çarptığını hissetti.She felt her heart beat quickly.
Onun kalbinin hızlı çarptığını hissettim.She felt her heart beating fast.
Trajedinin kalbi, bir kısa hikaye olarak, bir çatışmadır.The heart of the tragedy, as of a short story, is a conflict.
Bütün kalbimle seni destekliyorum.I support you whole-heartedly.
Kalbimin en derin yerinden onu seviyorum.I love her from the bottom of my heart.
Kalbini aç ve bana her şeyi anlat.Open your heart and tell me everything.
Eğer ölürsem lütfen kalbimi ihtiyacı olan birine teklif edin.If I should die, please offer my heart to someone who needs it.
Birden kalbim ağrıyor.Suddenly my heart hurts.
Onun kalbi onu şüpheye düşürdü.His heart misgave him.
Tüm kalbimle, John.All my love, John.
Ben bütün kalbimle teşekkür ediyorum.I thank you with all my heart.
Cennet ve cehennem sadece insanın kalbinde bulunur.Heaven and hell exist only in the human heart.
Cennet ve cehennem, insanın kalbinde bulunur.Heaven and hell exist in the hearts of man.
Bir insanın kalbi, yaklaşık olarak yumruğuyla aynı boyuttadır.A person's heart is approximately the same size as their fist.
Yaşlı adam kalbi için güçlü ilaçlar alıyor.The elderly man takes strong drugs for his heart.
Kalbimde yaşıyorsun.You live in my heart.
Ben onun zayıf bir kalbi olduğunu bilmiyordum.I didn't know he had a weak heart.
Kalbim acılıdır.My heart is in pain.
Senin kalbini kırmak istemiyorum.I don't want to hurt you.
İngilizce, kalbimde yaşayan dildir.English is the language that dwells in my heart.
Ben, gay, kalbime bakarım.I, gay, view my heart.
O kelimelerin doğruca kalbinden geldiğini söyledi.He said the words came straight from his heart.
Kalbim çizmelerime battı.My heart sank into my boots.
Kalbim gerçeği biliyor.My heart knows the truth.
O, onu bütün kalbi ile sevdi.She loved him with all her heart.
Genç kadın ölümcül bir hastalıkla cebelleşiyordu, kalbi umut doluydu.The young woman was fighting the deadly illness, her heart full of hope.
İnsan nereye gider? Kalbi onu nereye çağırır.Where goes man? Where his heart calls him to.
Bu kızın güzel bir yüzü var. Kalbim ona bakmaktan erir.This girl has a pretty face. My heart melts from looking at it.
Bu bölüm romanın kalbidir.This chapter is the heart of the novel.
Tom'un kalbi birdenbire daha hızlı atmaya başladı.Tom's heart suddenly began to beat faster.
Tom bütün kalbiyle Mary'yi seviyor.Tom loves Mary with all his heart.
Tom Mary'nin kalbini kırmak istemiyordu.Tom didn't want to break Mary's heart.
Kalbim çarpıyor.My heart is pounding.
Kalbim yeşil ve sarıdır.My heart is green and yellow.
Tom kalbimde özel bir yere sahiptir.Tom has a special place in my heart.
Kalbim yarış etmeye başladı.My heart began to race.
Kalbimde senin için her zaman bir yer vardı.There was always a place for you in my heart.
O, kalbi umutla dolu olan bir adam.He is a man whose heart is filled with hope.
Sadece aşk kalbini kırabilir.Only love can break your heart.
Onlar doğal gözleriyle gördüler ama biz kalbimizin gözleriyle görüyoruz.They saw with their natural eyes but we see with the eyes of our heart.
O Hamlet, kalbimi iki parçaya ayırdın.O Hamlet, you have broken my heart in two.
Onun kalbi kırıktı.He was heartbroken.
Kalbinizin atışını hissedin!Feel your heart beat!
Anne, anne, sen kalbimin kraliçesisin.Mother, mother, you are the queen of my heart.
Onun taştan bir kalbi var.He has a heart of stone.
Kalbimi kırma.Don't break my heart.
Onun kalbi yavaş atıyordu.His heart beated slowly.
Bir boşluk kalbimi yiyip bitirmektedir.An emptiness devours my heart.
Ben bütün kalbimle sizin Çince anlayışınıza hayranım.I wholeheartedly admire your understanding of Chinese.
Bütün kalbimle mücadele ettim.I have fought with my whole heart.
Onun kalbi hasta.His heart is sick.
Bana hamile olduğunu söylediğinde, neredeyse kalbime iniyordu.When she told me that she was pregnant, I almost had a heart attack.
En güzel zafer, birinin kalbini kazanmaktır.The most beautiful victory is to defeat one's heart.
Mary "sen benim kalbimi kırdın" dedi."You broke my heart", said Mary.
Ayaklarınız sizi kalbinizin olduğu yere götürecektir.Your feet will lead you to where your heart is.