Köpek!Kıskançlığımdan kalakaldım.Fiquei siderado de inveja.
Köpek!Kıskançlığımdan kalakaldım.Hunden! Jag blev grön av avund.
Köpek!Kıskançlığımdan kalakaldım.Hunden! Jeg var fyldt med jalousi.
Köpek!Kıskançlığımdan kalakaldım.Il cane! Stavo morendo di gelosia.
Köpek!Kıskançlığımdan kalakaldım.개요! 저는 질투로 망연자실했습니다.
Köpek!Kıskançlığımdan kalakaldım.Koira! Olin pakahtua kateudesta.
Köpek!Kıskançlığımdan kalakaldım.Le chien! J'étais abasourdi de jalousie.
Köpek!Kıskançlığımdan kalakaldım.Ôi, chú chó! Tôi ghen tị đến choáng cả người.
Köpek!Kıskançlığımdan kalakaldım.Pes! Skoraj počil sem od zavisti.
Köpek!Kıskançlığımdan kalakaldım.Psa! Byl jsem úplně ochromený žárlivostí.
Köpek!Kıskançlığımdan kalakaldım.Psa! Skamenel som od závisti.
Köpek!Kıskançlığımdan kalakaldım.Psa! Szlag mnie trafił z zazdrości.
Köpek!Kıskançlığımdan kalakaldım.Το σκυλί! Είχα μείνει άναυδος από τη ζήλια μου.
Köpek!Kıskançlığımdan kalakaldım.Кучето! Бях заслепен от ревност.
Köpek!Kıskançlığımdan kalakaldım.Собаку! Я ледь не тріснув від заздрощів.
Köpek!Kıskançlığımdan kalakaldım.Собаку! Я чуть не лопнул от зависти!
Köpek!Kıskançlığımdan kalakaldım.את הכלב! התפוצצתי מרוב קנאה.
Köpek!Kıskançlığımdan kalakaldım.الكلب ! نعم .. لقد وقفت والغيرة تتملكني
Köpek!Kıskançlığımdan kalakaldım.弁護士だったか資産運用者だったか
Siyon kızı bağdaki çardak, Salatalık bostanındaki kulübe gibi, Kuşatılmış bir kent gibi kalakalmış.Con cái Si-ôn bị bỏ lại như lều vườn nho, như chòi ruộng dưa, như thành bị vây.
Siyon kızı bağdaki çardak, Salatalık bostanındaki kulübe gibi, Kuşatılmış bir kent gibi kalakalmış.Con_cái Si-ôn bị bỏ lại như lều vườn nho , như chòi ruộng dưa , như thành bị vây .
Siyon kızı bağdaki çardak, Salatalık bostanındaki kulübe gibi, Kuşatılmış bir kent gibi kalakalmış.E a filha de Sião é deixada como a cabana na vinha, como a choupana no pepinal, como cidade sitiada.
Siyon kızı bağdaki çardak, Salatalık bostanındaki kulübe gibi, Kuşatılmış bir kent gibi kalakalmış.És úgy maradt a Sion leánya, mint kunyhó a szõlõben, mint kaliba az ugorkaföldön, mint megostromlott város.
Siyon kızı bağdaki çardak, Salatalık bostanındaki kulübe gibi, Kuşatılmış bir kent gibi kalakalmış.In hči sionska je ostala zapuščena kakor koča v vinogradu, kakor hišica na kumarišču, kakor oblegano mesto.
Siyon kızı bağdaki çardak, Salatalık bostanındaki kulübe gibi, Kuşatılmış bir kent gibi kalakalmış.I została córka Syoóska jako chłodnik na winnicy, jako budka w ogrodzie ogórczanym, i jako miasto zburzone.
Siyon kızı bağdaki çardak, Salatalık bostanındaki kulübe gibi, Kuşatılmış bir kent gibi kalakalmış.I zůstala dcera Sionská jako boudka na vinici, jako chaloupka v zahradě tykevné, a jako město zkažené.
Siyon kızı bağdaki çardak, Salatalık bostanındaki kulübe gibi, Kuşatılmış bir kent gibi kalakalmış."딸 시온은 포도원의 망대 같이, 원두밭의 상직막 같이, 에워싸인 성읍같이 겨우 남았도다"
Siyon kızı bağdaki çardak, Salatalık bostanındaki kulübe gibi, Kuşatılmış bir kent gibi kalakalmış.kým dcéra Siona pozostala jako búdka vo vinici a jako nočný úchylok na uhorkovom poli, jako obľahnuté mesto.
Siyon kızı bağdaki çardak, Salatalık bostanındaki kulübe gibi, Kuşatılmış bir kent gibi kalakalmış.La hija de Sion ha quedado como una cabaña en una viña, como una choza en un melonar, como una ciudad sitiada
Siyon kızı bağdaki çardak, Salatalık bostanındaki kulübe gibi, Kuşatılmış bir kent gibi kalakalmış.Zions Datter er levnet som en Hytte i en Vingård, et Vagtskur i en Græskarmark en omringet By.
Siyon kızı bağdaki çardak, Salatalık bostanındaki kulübe gibi, Kuşatılmış bir kent gibi kalakalmış.И осталась дщерь Сиона, как шатер в винограднике, как шалаш в огороде, как осажденный город.
Siyon kızı bağdaki çardak, Salatalık bostanındaki kulübe gibi, Kuşatılmış bir kent gibi kalakalmış.И сионовата дъщеря е оставена като колиба в лозе, Като пъдарница в градина с краставици, Като обсаден град.
Siyon kızı bağdaki çardak, Salatalık bostanındaki kulübe gibi, Kuşatılmış bir kent gibi kalakalmış.ונותרה בת ציון כסכה בכרם כמלונה במקשה כעיר נצורה׃
Siyon kızı bağdaki çardak, Salatalık bostanındaki kulübe gibi, Kuşatılmış bir kent gibi kalakalmış.فبقيت ابنة صهيون كمظلة في كرم كخيمة في مقثأة كمدينة محاصرة.
Siyon kızı bağdaki çardak, Salatalık bostanındaki kulübe gibi, Kuşatılmış bir kent gibi kalakalmış.僅 存 錫 安 城 、 〔 城 原 文 作 女 子 〕 好 像 葡 萄 園 的 草 棚 、 瓜 田 的 茅 屋 、 被 圍 困 的 城 邑
Siyon kızı bağdaki çardak, Salatalık bostanındaki kulübe gibi, Kuşatılmış bir kent gibi kalakalmış.僅存錫 安城 、 〔 城 原文 作 女子 〕 好像 葡萄園 的 草棚 、 瓜田 的 茅屋 、 被 圍困 的 城邑
Sonra kapıyı kapatıp gitti ve ben orada kalakaldım. Uzun bir süre kapıya bakıp durdum.Luego se ha marchado, ha cerrado la puerta y me he quedado ahí... ...yo que sé el tiempo, mirando la puerta.
Sonunda "teknoloji türlüsü" olarak adlandırdığımız bir fikirle kalakalmıştık.Am rămas cu această idee încăt am numit-o "tehnologie pe ghimpi".
Sonunda "teknoloji türlüsü" olarak adlandırdığımız bir fikirle kalakalmıştık.Así que acabamos con esta idea que finalmente llamamos "estofado tecnológico".
Sonunda "teknoloji türlüsü" olarak adlandırdığımız bir fikirle kalakalmıştık.Chúng tôi bị bỏ lại với ý tưởng này mà cuối cùng chúng tôi gọi là "món hầm công nghệ".
Sonunda "teknoloji türlüsü" olarak adlandırdığımız bir fikirle kalakalmıştık.우리는 결국 "기술 스튜(찌개같은 음식)"라고 부르게 된 아이디어로 접근하게 됐습니다.
Sonunda "teknoloji türlüsü" olarak adlandırdığımız bir fikirle kalakalmıştık.Nous étions donc seuls avec notre idée que nous avons fini par appeler "mix technologique."
Sonunda "teknoloji türlüsü" olarak adlandırdığımız bir fikirle kalakalmıştık.Pozostała nam technologia, którą zaczęliśmy nazywać "technologiczny mix".
Sonunda "teknoloji türlüsü" olarak adlandırdığımız bir fikirle kalakalmıştık.Siamo partiti con quest'idea che alla fine abbiamo chiamato "stufato tecnologico".
Sonunda "teknoloji türlüsü" olarak adlandırdığımız bir fikirle kalakalmıştık.We bleven met dit idee dat we 'technologiestoofpot' gingen noemen.
Sonunda "teknoloji türlüsü" olarak adlandırdığımız bir fikirle kalakalmıştık.Wir hatten diese Idee, die wir letztendlich als "Technologieeintopf" bezeichneten.
Sonunda "teknoloji türlüsü" olarak adlandırdığımız bir fikirle kalakalmıştık.Έτσι μείναμε με αυτήν την ιδέα που καταλήξαμε να ονομάζουμε "τεχνολογικό στιφάδο."
Sonunda "teknoloji türlüsü" olarak adlandırdığımız bir fikirle kalakalmıştık.Спряхме се на идеята за нещо, което наричахме "технологична яхния".
Sonunda "teknoloji türlüsü" olarak adlandırdığımız bir fikirle kalakalmıştık.У нас була ідея, яку ми згодом назвали "технологічна піч".
Sonunda "teknoloji türlüsü" olarak adlandırdığımız bir fikirle kalakalmıştık.У нас была идея, которую мы в конечном счете назвали "технологическая солянка".
Sonunda "teknoloji türlüsü" olarak adlandırdığımız bir fikirle kalakalmıştık.כך שנשארנו עם הרעיון הזה שקראנו לו לבסוף "תבשיל טכנולוגי."
Sonunda "teknoloji türlüsü" olarak adlandırdığımız bir fikirle kalakalmıştık.كنا قد ارتفعنا في هذه الفكرة وانتهينا بتسميتها "حساء التكنولوجيا "."
Sonunda "teknoloji türlüsü" olarak adlandırdığımız bir fikirle kalakalmıştık.私たちが「テクノロジー シチュー」と呼ぶものです 他のフィールドを研究して
Ve içinde olduğum bu pozisyonda kalakaldımJ'ai fini dans la situation où je me trouve
Ve içinde olduğum bu pozisyonda kalakaldımSkončil som v situácii, keď som ...