Moskova'da ne kadar kalacaksın?" "Pazara kadar.""How long will you remain in Moscow?" "Until Sunday."
Londra'da ne kadar kalacaksın?" "Pazartesiye kadar.""How long will you remain in London?" "Until Monday."
Tom üç gün daha kalacak.Tom is going to stay for another three days.
"Atina'da ne kadar kalacaksın?" "Pazara kadar.""How long will you remain in Athens?" "Until Sunday."
"Tokyo'da ne kadar kalacaksın?" "Cumaya kadar.""How long will you remain in Tokyo?" "Until Friday."
"Boston'da ne kadar kalacaksın?" "Perşembeye kadar.""How long will you remain in Boston?" "Until Thursday."
"Paris'te ne kadar kalacaksın?" "Çarşambaya kadar.""How long will you remain in Paris?" "Until Wednesday."
"Roma'da ne kadar kalacaksın?" "Salıya kadar.""How long will you remain in Rome?" "Until Tuesday."
O, Roma'da ne kadar kalacak?How long will he stay in Rome?
Onun hakkında patronuna bildirmek zorunda kalacaksın.You'll have to notify your boss about that.
Tom kalacak mı yoksa gidecek mi?Will Tom stay or will he leave?
Ben taşınmak zorunda kalacak mıyım?Will I have to move?
Tabii ki o geç kalacak.Of course he'll be late.
Sana saygı duymamı istiyorsan, onu kazanmak zorunda kalacaksın.If you want my respect, you'll have to earn it.
O kesinlikle geç kalacak.He will certainly be late.
Biz bütün çocukların birlikte kalacakları konusunda anlaştık.We agreed that all the kids would stay together.
"Ben onu yemeyeceğim." "Bu senin sorunun. Aç kalacaksın.""I won't eat that." "That's your problem. You'll remain hungry."
Tom üç gün bizimle kalacak.Tom will stay with us for three days.
Tom üç gün boyunca bizimle birlikte kalacak.Tom will stay with us for three days.
Tom üç gün kalacak.Tom will stay for three days.
Tom akşam yemeği için geç kalacak.Tom will be late for dinner.
Tom kuşkusuz geç kalacak.Tom will doubtless be late.
Bir tost yapmak zorunda kalacaksınız, ancak bu sadece bir formalitedir.You'll have to make a toast but it's just a formality.
Bu bir sorun olarak kalacak.This will remain a problem.
Çok kalacak mısın?Will you be long?
Marilla "itiraf edene kadar odasında kalacak" dedi gaddarca."She'll stay in her room until she confesses," said Marilla grimly.
Her halükarda, ağır biçimde cezalandırılmak zorunda kalacak.In any case, she'll have to be severely punished.
Eğer burada kalamazsam, kalacak başka bir yer bulmam gerekiyor.If I can't stay here, I need to find somewhere else to stay.
Korkarım çiçekleri götürmek zorunda kalacaksın.I'm afraid you'll have to take the flowers away.
Eve gidip orada kalacaksın.You will go home and stay there.
Tom ne kadar süre kalacak?How long will Tom be staying?
Tom hapishanede daha ne kadar kalacak?How much longer will Tom be in prison?
Tom Boston'da kaç gün kalacak?How many days will Tom stay in Boston?
Tom'un kalacak bir yere ihtiyacı var.Tom needs a place to stay.
Bunu yapmak zorunda kalacak kişi benim.I'm the one who's going to have to do that.
Yarına kadar beklemek zorunda kalacaksın.You'll have to wait until tomorrow.
Tom, Mary olmadan nasıl hayatta kalacak?How will Tom survive without Mary?
Ne kadar kalacaksınız?For how long will you stay?
Tom'un kalacak güvenli bir yere ihtiyacı vardı.Tom needed somewhere safe to stay.
Siparişlerimiz burada kalacaktı.Our orders were to stay here.
Siparişleriniz bir sonraki duyuruya kadar burada kalacak.Our orders are to stay here until further notice.
Leyla hayatta kalacak.Layla will survive.
Tom gerçekten bu gece bizimle kalacak mı?Will Tom really stay with us tonight?
Sen planına sadık kalacak mısın?Are you going to stick to your plan?
Planına sadık kalacak mısın?Are you going to stick to your plan?
Burada bizimle kalacak mısın?Are you going to stay here with us?
Tom sadece Mary'den bunu bizim için yapmasını istemek zorunda kalacak, değil mi?Tom will just have to ask Mary to do that for us, won't he?
Onu tekrar yapmak zorunda kalacaksınız.You'll have to do that again.
Bunu tek başınıza yapmak zorunda kalacaksınız.You'll have to do that by yourself.
Tom yapmak istemese bile onu yapmak zorunda kalacak.Tom will have to do that even if he doesn't want to.
Tom bunu başka bir yerde yapmak zorunda kalacak.Tom will have to do that somewhere else.
Tom bunu tek başına yapmak zorunda kalacak.Tom is going to have to do that by himself.
Tom onu kendi başına yapmak zorunda kalacak.Tom will have to do that on his own.
Tom onu yalnız başına yapmak zorunda kalacak.Tom will have to do that by himself.
Tom onu başka bir yerde yapmak zorunda kalacak.Tom will have to do that elsewhere.
Tom onu kendisi yapmak zorunda kalacak.Tom will have to do that himself.
Tom da onu yapmak zorunda kalacak.Tom will have to do that as well.
Sami hayatının geri kalanında burada kalacak.Sami is gonna stay here for the rest of his life.
Tom bugün de geç kalacak.Tom is going to be late today, too.
Tom gelecek pazartesine kadar burada kalacak.Tom will stay here till next Monday.