Ana içeriğe geç
Sözlük

kalacak ile cümle

kalacak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Onlara söylemek zorunda kalacak mısın?Will you have to tell them?
Sanırım bize yardım etmek zorunda kalacaksın.I think you'll have to help us.
Sanırım onlara yardım etmek zorunda kalacaksın.I think you'll have to help them.
Sanırım bana yardım etmek zorunda kalacaksın.I think you'll have to help me.
Bunu onlara sormak zorunda kalacaksın.You'll have to ask them that.
Sanırım Tom'a yardım etmek zorunda kalacaksın.I think you'll have to help Tom.
Kuralları belirlemek istiyorsan, onlara kendin uymak zorunda kalacaksın.If you want to set the rules, you'll have to follow them by yourself.
Bizimle ne kadar kalacaksın?How long will you be staying with us?
Bizimle kalacak mısın?Will you be staying with us?
Dan bu ülkenin bir vatandaşı ve sonsuza dek burada kalacak.Dan is a citizen of this country and he will stay here forever.
Bu gece kalacak bir yerin var mı?Do you have a place to stay tonight?
Bu yarına kadar beklemek zorunda kalacak.It'll have to wait until tomorrow.
Bir gün borcunu ödemek zorunda kalacaksın.One day you will have to pay your debt.
Hangi otelde kalacaksın?What hotel will you be staying at?
Tom birkaç hafta bizimle kalacak.Tom will stay with us for a couple of weeks.
Yapabileceğimiz bir şey yok. Onunla baş etmeyi öğrenmek zorunda kalacaksın.There's nothing we can do. You will have to learn to cope with it.
İnşallah herkes partiden sonra temizlik yapmama yardım etmek için kalacak.Hopefully, everyone will stay and help me clean up after the party.
Ne kadar süre burada kalacaksın?How much longer will you be here?
Tom kalacak ama Mary kalmayacak.Tom will stay, but Mary won't.
Sonuçta biri Tom'a terbiyeli davranması gerektiğini söylemek zorunda kalacak.Eventually, someone is going to have to tell Tom that he needs to behave himself.
Bu cümle, dünyanın sonuna kadar hayatta kalacak mı diye kendime sorarım.I ask myself if this sentence will survive till the end of the world.
Acele etmezsen buluşmana geç kalacaksın.If you don't hurry, you'll be late for your appointment.
Tom kendi başına onunla uğraşmak zorunda kalacak.Tom is going to have to deal with that on his own.
Acele etsen iyi olur. Etmezsen, geç kalacaksın.You'd better hurry. If you don't, you'll be late.
Tom bu hafta her gece geç vakte kadar çalışmak zorunda kalacak.Tom will have to work late every night this week.
Tom muhtemelen bu sabah işe geç kalacak.Tom will probably be late for work this morning.
Tom acıyla yaşamayı öğrenmek zorunda kalacak.Tom will have to learn to live with the pain.
Tom onun hepsini kendi başına yapmak zorunda kalacak.Tom is going to have to do it all by himself.
Tom bunu kendi başına çözmek zorunda kalacak.Tom will have to figure this out on his own.
Tom ondan daha iyi yapmak zorunda kalacak.Tom is going to have to do better than that.
Tom acele etmezse geç kalacak.Tom is going to be late if he doesn't hurry.
Tom onu tek başına yapmak zorunda kalacak.Tom is going to have to do it by himself.
Tom bugün okula geç kalacak.Tom is going to be late for school today.
Tom onu yapmayı durdurmak zorunda kalacak.Tom is going to have to stop doing that.
Tom acele etse iyi olur yoksa geç kalacak.Tom had better hurry or he'll be late.
Tom bu gece burada bizimle kalacak.Tom will stay here with us tonight.
Tom yalnız gitmek zorunda kalacak.Tom is going to have to go alone.
Tom işe geç kalacak.Tom is going to be late for work.
Tom onu yapmak zorunda kalacak.Tom is going to have to do that.
Tom yarın evde kalacak.Tom will stay at home tomorrow.
Tom tek başına gitmek zorunda kalacak.Tom will have to go by himself.
Tom yine geç kalacak.Tom is going to be late again.
Tom terketmek zorunda kalacak.Tom will have to leave.
Nadiren, belkide hiç, bir saatten daha uzun süre beklemek zorunda kalacaksın.You will rarely, if ever, have to wait longer than an hour.
Genel Merkezimiz Boston'da kalacak.Our headquarters will remain in Boston.
Kalacak bir yer aradım.I looked for a place to stay.
Onlardan birisi gitmek zorunda kalacak.One of them will have to go.
Tren yaklaşık olarak 2 dakika boyunca bu istasyonda kalacak.The train will remain at this station for approximately 2 minutes.
Tom onunla başa çıkmak zorunda kalacak.Tom will have to handle that.
Bunun dışında kalacaksın. Beni duyuyor musun?You'll stay out of it. You hear me?
Tom bizimle kalacak mı?Will Tom stay with us?
Eğer kefalet ödeyemezsen hapishanede kalmak zorunda kalacaksın.If you can't make bail, you'll have to stay in jail.
Onu başarmak için kendini tehlikeye atmak zorunda kalacaksın.In order to achieve that, you'll have to take risks.
Eğer koşmazsan geç kalacaksın.If you don't run, you'll be late.
Birkaç günlüğüne kalacak bir yere ihtiyacım var.I need a place to stay for a couple of days.
New York'ta ne kadar kalacaksın?How long will you remain in New York?
Onlar Tokyo'da ne kadar kalacak?How long will they remain in Tokyo?
O, Moskova'da ne kadar kalacak?How long will he remain in Moscow?
"Pekin'de ne kadar kalacaksın?" "Pazara kadar.""How long will you remain in Beijing?" "Until Sunday."
"New York'ta ne kadar kalacaksın?" "Cumartesiye kadar.""How long will you remain in New York?" "Until Saturday."
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod