Ana içeriğe geç
Sözlük

kalacak ile cümle

kalacak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Bunu tek başına halletmek zorunda kalacaksın.You'll have to work this out on your own.
O şekilde kalacak.It's going to stay that way.
Arkadaşın Jane, Milano'da ne kadar süre kalacak?How long will your friend Jane stay in Milan?
Beni affetmek zorunda kalacaksın.You'll have to excuse me.
Tom'a güvenmek zorunda kalacaksın.You're going to have to trust Tom.
Tom'la çalışmak zorunda kalacak mıyım?Am I going to have to work with Tom?
Tom oraya gitmek zorunda kalacak.Tom will have to go there.
Bizi oraya götürmek zorunda kalacaksın.You'll have to drive us there.
Onu yapmaktan vazgeçmek zorunda kalacaksın.You're going to have to stop doing that.
Okula geç kalacaksın.You're going to be late for school.
Tom muhtemelen toplantıya geç kalacak.Tom will likely be late for the meeting.
Tom muhtemelen yine geç kalacak.Tom is likely to be late again.
Tekrar okula geç kalacaksın.You're going to be late for school again.
Tom derse geç kalacak.Tom is going to be late for class.
Burada beklemek zorunda kalacaksın.You'll have to wait here.
Tom oraya tek başına gitmek zorunda kalacak.Tom will have to go there by himself.
Bu Tom'un yanına kâr kalacaktı neredeyse.Tom almost got away with it.
Tom muhtemelen okula geç kalacak.Tom is likely to be late for school.
Sanıyorumki evlerini satmak zorunda kalacaklar.I think that they will need to sell their house.
Tom muhtemelen akşam yemeğine geç kalacak.Tom is likely to be late for dinner.
Tom muhtemelen akşam yemeği için geç kalacak.Tom will probably be late for dinner.
Tom'u aramak zorunda kalacaksın.You're going to have to call Tom.
Boston'a gittiğinde nerede kalacaksın?Where will you stay when you go to Boston?
Boston'da nerede kalacaksın?Where will you stay in Boston?
Boston'da iken hangi otelde kalacaksın?Which hotel will you stay in when you're in Boston?
Bununla tek başına ilgilenmek zorunda kalacaksın.You're going to have to take care of this by yourself.
Tom bir hafta bizimle birlikte kalacak.Tom is coming to stay with us for a week.
"Tom muhtemelen geç kalacak." "Ben de öyle düşünüyorum.""Tom will probably be late." "I think so, too."
Tom muhtemelen gelecek hafta Boston'a gitmek zorunda kalacak.Tom is probably going to have to go to Boston next week.
Tom hastaneye gitmek zorunda kalacak.Tom is going to have to go to a hospital.
Bunu kendi başına yapmak zorunda kalacaksın.You'll have to do that on your own.
Tom daha çok çalışmak zorunda kalacak.Tom is going to have to study harder.
Tom para biriktirmeye başlamak zorunda kalacak.Tom is going to have to start saving money.
Tom Mary ile konuşmak zorunda kalacak.Tom is going to have to talk to Mary.
Acele etmezsen geç kalacaksın.You're going to be late if you don't hurry up.
Başka bir talimata kadar sessiz kalacaksın.You will remain silent until further instructed.
Hesabı ödemek zorunda kalacaksınız.You'll have to pick up the check.
Ne yazık ki Tom'u serbest bırakmak zorunda kalacaksın.I'm afraid you're going to have to release Tom.
Tom'a sormak zorunda kalacaktın.You'd have to ask Tom.
Tom'un adı oy pusulasında kalacak.Tom's name will stay on the ballot.
Sana kalacak yer verebiliriz.We can accommodate you.
Sanırım Tom geç kalacak.I think Tom is going to be late.
Sanırım Tom muhtemelen geç kalacak.I think Tom is likely to be late.
Maalesef bir yardım olmadan bunu yapmak zorunda kalacaksın.I'm afraid you're going to have to do this without any help.
Zaten kalacak bir yerin olduğunu düşündüm.I thought that you already had a place to stay.
Tom Boston'da ne kadar kalacak?How long will Tom stay in Boston?
Tom bizimle ne kadar kalacak?How long will Tom stay with us?
Bugün evde mi kalacaksın yoksa okula mı gideceksin?Will you stay at home or go to school today?
Bunu kendin yapmak zorunda kalacaksın.You're going to have to do it yourself.
Beklemek zorunda kalacak mıyız?Will we have to wait?
Tom yarın çalışmak zorunda kalacak.Tom will have to work tomorrow.
Kalacak mısın, Tom?Will you stay, Tom?
Tom'a dikkat etmek zorunda kalacaksın.You'll have to look out for Tom.
Umarım, bizimle uzun zaman kalacaksın.You're going to stay with us a long time, I hope.
Sahip olduğunla yetinmek zorunda kalacaksın.You'll have to make do with what you've got.
Mary'nin hayatı hakkında bana her şeyi söylemek zorunda kalacaksın.You'll have to tell me all about Mary's life.
İnşaat ekibi işi zamanında bitirmek için gece boyunca çalışmak zorunda kalacak.The construction team will have to work through the night to finish the job on time.
Onlarla konuşmak zorunda kalacaksın.You'll have to talk to them.
Benimle konuşmak zorunda kalacaksın.You'll have to talk to me.
Onunla konuşmak zorunda kalacaksın.You'll have to talk to him.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod