‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.Anak istri kami dan ternak sapi serta domba kami akan tinggal di sini, di kota-kota Gilead
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.A ruszywszy się z Makelot, położyli się obozem w Tahat.
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.Con trẻ, vợ, bầy chiên, và hết thảy súc vật chúng tôi sẽ ở đây trong những thành xứ Ga-la-át;
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.Con_trẻ , vợ , bầy chiên , và hết_thảy súc_vật chúng_tôi sẽ ở đây trong những thành xứ Ga-la-át ;
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.Dítky naše a ženy naše, dobytek náš a všecka hovada naše, tu zůstanou v městech Galád,
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.우리의 어린 자와 아내와 양떼와 모든 가축은 이곳 길르앗 성읍들에 두고
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.Lapsemme, vaimomme, laumamme ja kaikki juhtamme jääkööt tänne Gileadin kaupunkeihin,
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.naše deti, naše ženy, náš dobytok a všetky naše hovädá budú tam, v mestách Gileáda,
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.Nos petits enfants, nos femmes, nos troupeaux et tout notre bétail, resteront dans les villes de Galaad;
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak."Onze kinderen, vrouwen, kudden en het vee zullen hier in de steden van Gilead blijven.
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.Otroci naši, žene naše, črede naše in vsa naša živina ostanejo tu v gileadskih mestih;
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.Pruncii noştri, nevestele, turmele noastre şi toate vitele noastre, vor rămînea în cetăţile Galaadului;
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.Unsre Kinder, Weiber, Habe und all unser Vieh sollen in den Städten Gileads sein;
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.Våra barn våra hustrur, vår boskap och alla våra dragare skola bliva kvar här i Gileads städer.
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.våre barn, våre hustruer, vårt fe og alle våre kløvdyr skal bli her i Gileads byer;
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.vore Børn, Kvinder, Hjorde og alt vort Kvæg skal blive der i Gileads Byer,
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.дети наши, жены наши, стада наши и весь скот наш останутся тут в городах Галаада,
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.Децата ни, жените ни, стадата ни и всичкият ни добитък ще останат тук в галаадските градове;
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.טפנו נשינו מקננו וכל בהמתנו יהיו שם בערי הגלעד׃
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.اطفالنا ونساؤنا ومواشينا وكل بهائمنا تكون هناك في مدن جلعاد.
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.我 們 的 妻 子 、 孩 子 、 羊 群 、 和 所 有 的 牲 畜 、 都 要 留 在 基 列 的 各 城
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.我 們 的 妻子 、 孩子 、 羊群 、 和 所有 的 牲畜 、 都 要 留在 基列 的 各 城
Çorap yapıyorsan ve çoraplarında sökük varsa, insanlar başka çorap almak durumunda kalacak.Jika kamu memproduksi stoking yang gampang kendor, maka orang-orang harus membeli stoking-stoking baru.
Çorap yapıyorsan ve çoraplarında sökük varsa, insanlar başka çorap almak durumunda kalacak.Om du tillverkar strumpor som har revor i sig så måste folk köpa nya strumpor.
Çorap yapıyorsan ve çoraplarında sökük varsa, insanlar başka çorap almak durumunda kalacak.Se produci calze che hanno difetti,la gente dovrà comprare altre calze.
Çorap yapıyorsan ve çoraplarında sökük varsa, insanlar başka çorap almak durumunda kalacak.Se você fabrica meias que desfiam, as pessoas terão que comprar outras.
Çorap yapıyorsan ve çoraplarında sökük varsa, insanlar başka çorap almak durumunda kalacak.Si vous fabriquez des chaussettes qui se trouent, les gens devront en acheter de nouvelles.
Çorap yapıyorsan ve çoraplarında sökük varsa, insanlar başka çorap almak durumunda kalacak.Wenn du Strümpfe herstellst die nach einiger Zeit Löcher haben, werden die Leute neue Strümpfe kaufen.
Çorap yapıyorsan ve çoraplarında sökük varsa, insanlar başka çorap almak durumunda kalacak.Αν κατασκευάσεις καλσον που έχουν τρύπες, οι άνθρωποι θα αγοράσουν αυτά τα καλσόν
Çorap yapıyorsan ve çoraplarında sökük varsa, insanlar başka çorap almak durumunda kalacak.でも、もしラリーが伝線しないストッキングを発明したなら、あなたの商売は上がったりになるか、あるいは
Çünkü bir kez öğrendikleri zaman, ona sadık kalacaklar.Denn wenn sie es einmal gelernt haben, bleiben sie auch dabei.
Çünkü bir kez öğrendikleri zaman, ona sadık kalacaklar.이러한 주제에 관하여 알 수 있도록 합니다. 한 번 배운 것을,
Çünkü bir kez öğrendikleri zaman, ona sadık kalacaklar.O data ce invata, se vor tine de program.
Çünkü bir kez öğrendikleri zaman, ona sadık kalacaklar.Parce que à partir du moment qu'ils apprennent ces habitudes, elles restent avec eux.
Çünkü bir kez öğrendikleri zaman, ona sadık kalacaklar.Perché una volta imparato,
Çünkü bir kez öğrendikleri zaman, ona sadık kalacaklar.Ponieważ kiedy się ich nauczą, będą je kontynuować.
Çünkü bir kez öğrendikleri zaman, ona sadık kalacaklar.Porque una vez lo aprenden,
Çünkü bir kez öğrendikleri zaman, ona sadık kalacaklar.Защото, щом го научат, ще се придържат към него.
Çünkü bir kez öğrendikleri zaman, ona sadık kalacaklar.Потому что однажды выучив их, они привыкнут их делать.
Çünkü bir kez öğrendikleri zaman, ona sadık kalacaklar.לנושאים אלו. מכיוון שברגע שילמדו זאת,
Çünkü bir kez öğrendikleri zaman, ona sadık kalacaklar.غلى ماهية هذه الأمور. لأن عند تعلمهم إياها
Çünkü bir kez öğrendikleri zaman, ona sadık kalacaklar.継続的に対策をとるようになります
Çünkü bunu ne ile çarparsam çarpayım, son terim hep sıfır kalacak.Bien, no hay nada que pueda hacer.
Çünkü bunu ne ile çarparsam çarpayım, son terim hep sıfır kalacak.Ponieważ nie znaczenia przez co przemnożysz ten wektor i ten wektor, ostatni wymiar zawsze będzie zero.
Çünkü bunu ne ile çarparsam çarpayım, son terim hep sıfır kalacak.Protože nezáleží čím násobím tento a tento vektor, poslední složka bude nulová.
Çünkü bütün bu şeyleri dışarı çıkardığında, geriye ne kalacak onu görmek istiyorum.Csak azért, mert szeretném látni, mi marad, ha mindezt elvesszük.
Çünkü ülkede yaşayacak olan doğrulardır, Dürüst kişilerdir orada kalacak olan.Albowiem cnotliwi będą mieszkali na ziemi, a szczerzy trwać będą na niej;
Çünkü ülkede yaşayacak olan doğrulardır, Dürüst kişilerdir orada kalacak olan.Căci oamenii fără prihană vor locui ţara, şi oamenii neîntinaţi vor rămînea în ea;
Çünkü ülkede yaşayacak olan doğrulardır, Dürüst kişilerdir orada kalacak olan.Car les hommes droits habiteront le pays, Les hommes intègres y resteront;
Çünkü ülkede yaşayacak olan doğrulardır, Dürüst kişilerdir orada kalacak olan.Denn die Gerechten werden im Lande wohnen, und die Frommen werden darin bleiben;
Çünkü ülkede yaşayacak olan doğrulardır, Dürüst kişilerdir orada kalacak olan.for de opriktige skal bo i landet, og de ustraffelige skal bli tilbake i det,
Çünkü ülkede yaşayacak olan doğrulardır, Dürüst kişilerdir orada kalacak olan.대저 정직한 자는 땅에 거하며 완전한 자는 땅에 남아 있으리라
Çünkü ülkede yaşayacak olan doğrulardır, Dürüst kişilerdir orada kalacak olan.Lebo úprimní budú bývať v zemi, a bezúhonní zbudnú v nej.
Çünkü ülkede yaşayacak olan doğrulardır, Dürüst kişilerdir orada kalacak olan.Mert az igazak lakják a földet, és a tökéletesek maradnak meg rajta.
Çünkü ülkede yaşayacak olan doğrulardır, Dürüst kişilerdir orada kalacak olan.Nebo upřímí bydliti budou v zemi, a pobožní zůstanou v ní;
Çünkü ülkede yaşayacak olan doğrulardır, Dürüst kişilerdir orada kalacak olan.perché gli uomini retti abiteranno nel paese e gli integri vi resteranno
Çünkü ülkede yaşayacak olan doğrulardır, Dürüst kişilerdir orada kalacak olan.Porque los rectos habitarán la tierra, y los íntegros permanecerán en ella
Çünkü ülkede yaşayacak olan doğrulardır, Dürüst kişilerdir orada kalacak olan.Porque os retos habitarão a terra, e os íntegros permanecerão nela.
Çünkü ülkede yaşayacak olan doğrulardır, Dürüst kişilerdir orada kalacak olan.Sillä oikeamieliset saavat asua maassa, ja nuhteettomat jäävät siihen jäljelle;
Çünkü ülkede yaşayacak olan doğrulardır, Dürüst kişilerdir orada kalacak olan.thi retsindige skal bo i Landet, lydefri levnes deri,