Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Toutefois, sa sœur ne doit pas être contraint, mais resterait avec lui volontairement.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Tuttavia, la sua sorella non dovrebbe essere costretto, ma sarebbe rimasta con lui volontariamente.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Tuy nhiên, em gái của ông không nên bị ép buộc nhưng sẽ ở lại với anh ta tự nguyện.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Vendar pa je njegova sestra ne bi smela biti prisiljena, ampak bi ostala z njim prostovoljno.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Ωστόσο, η αδελφή του δεν πρέπει να είναι υποχρεωμένοι, αλλά θα παραμείνει μαζί του οικειοθελώς.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Въпреки това, сестра му не трябва да бъде принуждаван, но ще остане с него доброволно.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Тем не менее, его сестра не должна быть принуждаем, но останется с ним добровольно.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Тим не менш, його сестра не повинна бути примушений, але залишиться з ним добровільно.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.עם זאת, אחותו לא צריך להיות מחויב אך יישאר עם אותו בהתנדבות.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.ومع ذلك ، ينبغي ألا يكون مرغما شقيقته لكنه سيبقى معه طوعا.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.彼女は、ソファの上で彼の隣に座っている彼に彼女の耳を下に曲げる、と彼はその後でしょうだ
Anlıyorum ama burada nasıl kalacak?Comprendo, pero... ¿cómo puede quedarse aquí?
Anlıyorum ama burada nasıl kalacak?Ik was altijd haar verbinding met het echte leven. Dat begrijp ik, maar hoe kan ze hier blijven?
Anlıyorum ama burada nasıl kalacak?Înţeleg asta, dar cum poate sta aici?
Anlıyorum ama burada nasıl kalacak?Je comprends, mais comment peut-elle rester ici?
Anlıyorum ama burada nasıl kalacak?Megértem, de mégis, hogyan maradhatna itt?
Anlıyorum ama burada nasıl kalacak?Sim, entendo, mas como vai ficar aqui?
Anlıyorum ama burada nasıl kalacak?أتفهم، و لكن أعني كيف يمكنها أن تقيم هنا
Annemin yerine, ölene kadar burada kalacaksın!Al posto di mia madre, starai qui finchč sarai morta!
Annemin yerine, ölene kadar burada kalacaksın!En lugar de mi madre, estarás aquí hasta que mueras!
Annemin yerine, ölene kadar burada kalacaksın!Tu remplaceras ma mère.
Annemin yerine, ölene kadar burada kalacaksın!Θα μείνειs εδώ, στη θέση τηs μητέραs μου, μέχρι να πεθάνειs!
Annemin yerine, ölene kadar burada kalacaksın!Ты останешься здесь до самой смерти!
Arabalara binmezsin, konuşmazsın, Bu şeyleri yapmak zorunda kalacaksın."Con không lái xe, không nói chuyện, rồi con cũng phải làm những điều đó thôi."
Arabalara binmezsin, konuşmazsın, Bu şeyleri yapmak zorunda kalacaksın."Du åker inte i bilar, du talar inte, du kommer att behöva göra de sakerna."
Arabalara binmezsin, konuşmazsın, Bu şeyleri yapmak zorunda kalacaksın."Du fährst nicht Auto und du sprichst auch nicht, aber du wirst diese Dinge tun müssen."
Arabalara binmezsin, konuşmazsın, Bu şeyleri yapmak zorunda kalacaksın."Je rijdt geen auto, je praat niet, die dingen moet je toch gaan doen."
Arabalara binmezsin, konuşmazsın, Bu şeyleri yapmak zorunda kalacaksın."Nejazdíš na autách, nerozprávaš, no budeš to musieť začať robiť."
Arabalara binmezsin, konuşmazsın, Bu şeyleri yapmak zorunda kalacaksın."Nejezdíš autem, nemluvíš, budeš s těmi věcmi muset začít."
Arabalara binmezsin, konuşmazsın, Bu şeyleri yapmak zorunda kalacaksın."Nem ülsz kocsiba, nem beszélsz, rá kell szánnod magad ezekre!"
Arabalara binmezsin, konuşmazsın, Bu şeyleri yapmak zorunda kalacaksın."Nie jeździsz samochodem, nie mówisz, będziesz musiał robić te rzeczy."
Arabalara binmezsin, konuşmazsın, Bu şeyleri yapmak zorunda kalacaksın."Non guidi e non parli.... bisognerà che cominci...".
Arabalara binmezsin, konuşmazsın, Bu şeyleri yapmak zorunda kalacaksın."No viajas en autos, no hablas, vas a tener que hacer esas cosas".
Arabalara binmezsin, konuşmazsın, Bu şeyleri yapmak zorunda kalacaksın."Tu ne conduis pas de voiture, tu ne parles pas, il va falloir que tu t'y mettes."
Arabalara binmezsin, konuşmazsın, Bu şeyleri yapmak zorunda kalacaksın."Tu nu mergi cu mașina, nu vorbești, va trebui să faci acele lucruri."
Arabalara binmezsin, konuşmazsın, Bu şeyleri yapmak zorunda kalacaksın."Не караш кола, не говориш, ще трябва да почнеш да правиш тези неща.
Arabalara binmezsin, konuşmazsın, Bu şeyleri yapmak zorunda kalacaksın."Ты не водишь машину, ты не разговариваешь, тебе придётся всё это делать".
Aramızda kalacak, her şeyi anlatabilirsin.Aigoo... Magunk között ez kit érdekel?
Aramızda kalacak, her şeyi anlatabilirsin.Aigoo... Pour qui est-ce que ça compte, entre nous ?
Aramızda kalacak, her şeyi anlatabilirsin.Ω, μεταξύ μας, μπορείς να πεις οτιδήποτε.
Aramızda kalacak, her şeyi anlatabilirsin.اوه, نحن وحدنا يمكن ان تخبرني بكل شيء
Armstrong malikanesi bana miras kalacak, evraklar tamamlanıncaya kadar ölmene izin veremem.Ja dziedziczę dom Armstrongów, więc nie możesz umrzeć przed spisaniem testamentu.
Armstrong malikanesi bana miras kalacak, evraklar tamamlanıncaya kadar ölmene izin veremem.Jag ska ärva Armstrongs hushåll. Du kan inte dö förrän allt är i ordning.
Armstrong malikanesi bana miras kalacak, evraklar tamamlanıncaya kadar ölmene izin veremem.Jeg skal arve Armstrongs hus. Du kan ikke dø, før alt er på plads.
Armstrong malikanesi bana miras kalacak, evraklar tamamlanıncaya kadar ölmene izin veremem.Minä perin Armstrongin omaisuuden. Et voi kuolla ennen papereiden tekemistä.
Armstrong malikanesi bana miras kalacak, evraklar tamamlanıncaya kadar ölmene izin veremem.Nós é que vamos herdar a casa Armstrong, por isso, não podes morrer até a papelada estar toda tratada.
Armstrong malikanesi bana miras kalacak, evraklar tamamlanıncaya kadar ölmene izin veremem.Yo seré quien herede la mansión Armstrong, así que no puedes morirte hasta que todo el papeleo esté hecho.
Armstrong malikanesi bana miras kalacak, evraklar tamamlanıncaya kadar ölmene izin veremem.Εγώ θα κληρονομήσω τον Οίκο των Άρμστρονγκ. Δεν μπορείς να πεθάνεις πριν ετοιμαστούν τα χαρτιά!
Armstrong malikanesi bana miras kalacak, evraklar tamamlanıncaya kadar ölmene izin veremem.Имущество Армстронгов перейдёт ко мне, и я не дам тебе умереть, пока не будут оформлены бумаги.
Artık nerede kalacaksın?Hová mész mától kezdve?
Artık nerede kalacaksın?Où vas tu loger à partir d'aujourd'hui ? La maison de Pyeongchang-dong est vide.
Artık nerede kalacaksın?Που θα μείνεις από δω και πέρα;
Artık nerede kalacaksın?اين ستبقى من الان وصاعدا؟
Aslında özkaynağım var, herşeyi likide etseydim elimde net 11,000 $ kalacaktı.Ale v tomto prípade...pozrite na moju situáciu.
Aslında özkaynağım var, herşeyi likide etseydim elimde net 11,000 $ kalacaktı.Maar in dit geval, als ik naar mijn situatie kijk.
- Aslında özkaynağım var, herşeyi likide etseydim elimde net 11,000 $ kalacaktı.Mas esta circunstância, se basta olhar minha situação,
Aslında özkaynağım var, herşeyi likide etseydim elimde net 11,000 $ kalacaktı.ولكن في هذه الظروف، إذا نظرت في وضعي،
Aslında özkaynağım var, herşeyi likide etseydim elimde net 11,000 $ kalacaktı.それで私は明日までに学生ローンを払うとしましょう。
Avram, ‹‹Ey Egemen RAB, bana ne vereceksin?›› dedi, ‹‹Çocuk sahibi olamadım. Evim Şamlı Eliezere kalacak.아브람이 가로되 주 여호와여 무엇을 내게 주시려나이까 나는 무자하오니 나의 상속자는 이 다메섹 엘리에셀이니이다
Avram, ‹‹Ey Egemen RAB, bana ne vereceksin?›› dedi, ‹‹Çocuk sahibi olamadım. Evim Şamlı Eliezere kalacak.ויאמר אברם אדני יהוה מה תתן לי ואנכי הולך ערירי ובן משק ביתי הוא דמשק אליעזר׃