Ama Lut Gölünün çamurlu, bataklık kesimi tatlı suya dönüşmeyecek, tuzla olarak kalacak.只是 泥濘之地 、 與窪濕 之 處 . 不得 治好 、 必為 鹽地
‹‹Ama Tanrı ona, ‹Ey akılsız!› dedi. ‹Bu gece canın senden istenecek. Biriktirdiğin bu şeyler kime kalacak?›A Bôh mu povedal: Blázne, tejto noci požiadajú tvoju dušu od teba, a to, čo si nahotovil, čie bude?
‹‹Ama Tanrı ona, ‹Ey akılsız!› dedi. ‹Bu gece canın senden istenecek. Biriktirdiğin bu şeyler kime kalacak?›Ale mu rzekł Bóg: O głupi, tej nocy upomnę się duszy twojej od ciebie, a to, coś nagotował, czyjeż będzie?
‹‹Ama Tanrı ona, ‹Ey akılsız!› dedi. ‹Bu gece canın senden istenecek. Biriktirdiğin bu şeyler kime kalacak?›I řekl jemu Bůh: Ó blázne, této noci požádají duše tvé od tebe, a to, cožs připravil, čí bude?
‹‹Ama Tanrı ona, ‹Ey akılsız!› dedi. ‹Bu gece canın senden istenecek. Biriktirdiğin bu şeyler kime kalacak?›하나님은 이르시되 어리석은 자여 오늘 밤에 네 영혼을 도로 찾으리니 그러면 네 예비한 것이 뉘 것이 되겠느냐 하셨으니
‹‹Ama Tanrı ona, ‹Ey akılsız!› dedi. ‹Bu gece canın senden istenecek. Biriktirdiğin bu şeyler kime kalacak?›Maar God zei tegen hem: 'Dwaas! Vannacht zult u sterven. En wie krijgt nu alles wat u achterlaat?'
‹‹Ama Tanrı ona, ‹Ey akılsız!› dedi. ‹Bu gece canın senden istenecek. Biriktirdiğin bu şeyler kime kalacak?›Mas Deus lhe disse: Insensato, esta noite te pedirão a tua alma; e o que tens preparado, para quem será?
‹‹Ama Tanrı ona, ‹Ey akılsız!› dedi. ‹Bu gece canın senden istenecek. Biriktirdiğin bu şeyler kime kalacak?›Men Gud sa til ham: Du dåre! i denne natt kreves din sjel av dig; hvem skal så ha det du har samlet?
‹‹Ama Tanrı ona, ‹Ey akılsız!› dedi. ‹Bu gece canın senden istenecek. Biriktirdiğin bu şeyler kime kalacak?›Pero Dios le dijo: "¡Necio! Esta noche vienen a pedir tu alma; y lo que has provisto, ¿para quién será?
‹‹Ama Tanrı ona, ‹Ey akılsız!› dedi. ‹Bu gece canın senden istenecek. Biriktirdiğin bu şeyler kime kalacak?›Reče pa mu Bog: Neumnež, to noč bodo zahtevali dušo tvojo od tebe, in kar si pripravil, čigavo bo?
‹‹Ama Tanrı ona, ‹Ey akılsız!› dedi. ‹Bu gece canın senden istenecek. Biriktirdiğin bu şeyler kime kalacak?›А Бог му рече: Глупецо! Тая нощ ще ти изискат душата; а това, което си приготвил, чие ще бъде?
‹‹Ama Tanrı ona, ‹Ey akılsız!› dedi. ‹Bu gece canın senden istenecek. Biriktirdiğin bu şeyler kime kalacak?›Но Бог сказал ему: безумный! в сию ночь душу твою возьмут у тебя; кому же достанется то, что ты заготовил?
‹‹Ama Tanrı ona, ‹Ey akılsız!› dedi. ‹Bu gece canın senden istenecek. Biriktirdiğin bu şeyler kime kalacak?›Рече ж йому Бог: Безумний, сієї ночі душу твою візьмуть у тебе; що ж надбав єси, кому буде?
‹‹Ama Tanrı ona, ‹Ey akılsız!› dedi. ‹Bu gece canın senden istenecek. Biriktirdiğin bu şeyler kime kalacak?›והאלהים אמר לו אתה הכסיל בעצם הלילה הזה ידרשו ממך את נפשך ואשר הכינות לך למי יהיה׃
‹‹Ama Tanrı ona, ‹Ey akılsız!› dedi. ‹Bu gece canın senden istenecek. Biriktirdiğin bu şeyler kime kalacak?›فقال له الله يا غبي هذه الليلة تطلب نفسك منك. فهذه التي اعددتها لمن تكون.
‹‹Ama Tanrı ona, ‹Ey akılsız!› dedi. ‹Bu gece canın senden istenecek. Biriktirdiğin bu şeyler kime kalacak?›神 卻 對 他 說 、 無 知 的 人 哪 、 今 夜 必 要 你 的 靈 魂 . 你 所 豫 備 的 、 要 歸 誰 呢
‹‹Ama Tanrı ona, ‹Ey akılsız!› dedi. ‹Bu gece canın senden istenecek. Biriktirdiğin bu şeyler kime kalacak?›神卻對 他 說 、 無知 的 人 哪 、 今夜 必要 你 的 靈魂 . 你 所 豫備 的 、 要 歸誰呢
Amerika tek süper güçtür. ve mühtemelen de öyle kalacaktir 10 veya 20 sene daha미국이 유일의 초강대국이고, 그런식으로 20~30년은 지속될 것 같습니다.
Amerika tek süper güçtür. ve mühtemelen de öyle kalacaktir 10 veya 20 sene dahaMỹ là một siêu cường duy nhất, và sẽ còn như vậy trong 2-3 thập kỷ nữa.
Amerika tek süper güçtür. ve mühtemelen de öyle kalacaktir 10 veya 20 sene dahaSpojené Státy jsou jedinou supervelmocí, a pravděpodobně to tak zůstane další dvě nebo tři dekády.
Amerika tek süper güçtür. ve mühtemelen de öyle kalacaktir 10 veya 20 sene dahaStatele Unite sunt singura superputere, și e probabil că va rămâne așa pentru următoarele 2-3 decade.
Amerika tek süper güçtür. ve mühtemelen de öyle kalacaktir 10 veya 20 sene dahaארה"ב היא מעצמת-העל היחידה, וסביר להניח שתשאר כזו למשך שניים או שלושה עשורים.
Amerika tek süper güçtür. ve mühtemelen de öyle kalacaktir 10 veya 20 sene dahaالولايات المتحدة هي القوة العظمى الوحيدة، وعلى الأغلب ستظل هكذا لعقدين أو ثلاثة عقود.
Amerika tek süper güçtür. ve mühtemelen de öyle kalacaktir 10 veya 20 sene daha二十年から三十年は この状態が続くでしょう 軍事面において 中国がアメリカに取って代わることはありません
Ancak elipsin boyutları aynı kalacaktır. -"b" ao quadrado é igual a 1.
Ancak elipsin boyutları aynı kalacaktır. -E se dovessi spostarlo verso il basso di due tutte le y con y + 2.
Ancak elipsin boyutları aynı kalacaktır. -las x con x menos 5.
Ancak elipsin boyutları aynı kalacaktır. -А якщо вам треба змістити його вниз на два, ви б замінили усі "у" з "у+2".
Ancak elipsin boyutları aynı kalacaktır. -И ако я бяхте изместили надолу с две, вие щяхте да заместите всички y-ци с y плюс 2.
Ancak elipsin boyutları aynı kalacaktır. -واذا كنت ستحركه للأسفل بمقدار وحدتين، فستستبدل
Ancak elipsin boyutları aynı kalacaktır. -すべての y をy+ 2 に置き換えます。
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.Aber die Patienten werden Medikamente nehmen müssen, die ihr Immunsystem ein Leben lang unterdrücken.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.Ale pacjenci będą musieli do końca życia przyjmować leki, zmniejszające reakcję układu immunologicznego.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.하지만 환자들은 여생을 위해서 면역 체계를 억제하는 약을 복용해야만 합니다.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.Mas os pacientes terão de tomar medicamentos para reprimir o sistema imunitário durante o resto da vida.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.Men patienterna kommer behöva ta läkemedel som trycker ner immunsystemet för resten av livet.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.Pacienții vor trebui să ia imunosupresoare pentru tot restul vieții.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.Pacienti však budou muset brát léky aby podpořili jejich imunitní systém do konce jejich života.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.Але пацієнтам тоді довелося б приймати ліки, які б пригнічували їхню імунну систему, до кінця життя.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.Пациентам придется всю жизнь принимать лекарства подавляющие иммунную систему.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.אך על המטופלים יהיה לקחת תרופות לדיכוי מערכת החיסון שלהם למשך שארית חייהם.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.ولكن المرضى سيكون عليهم تعاطي العقاقير هذا سيقمع نظامهم المناعي لبقية حياتهم.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.飲み続けなければいけません ということは
Ancak kitleler ürününüzü benimseyene kadar işiniz küçük kalacaktır.사업의 규모가 커질 거예요
Ancak kitleler ürününüzü benimseyene kadar işiniz küçük kalacaktır.حتى تتمكن من إيجاد طريقة تقنع الجمهور بتبني المنتج.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Allerdings sollte seine Schwester nicht gezwungen werden, aber mit ihm freiwillig bleiben.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Angreifer.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Avšak, jeho sestra by nemala byť nútená, ale zostane s ním dobrovoľne.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Azonban a húga nem szabad kényszeríteni, de maradna vele önként.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Bör dock hans syster inte tvingas men skulle vara med honom frivilligt.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Bør dog hans søster ikke tvinges, men ville forblive hos ham frivilligt.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Cu toate acestea, sora lui nu ar trebui să fie obligat, dar ar rămâne cu el în mod voluntar.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Jednak jego siostra nie powinni być zmuszani ale pozostanie z nim dobrowolnie.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.그러나, 그의 여동생은 강제하지 않아야하지만 자발적으로 그와 함께 남아 것입니다.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Kuitenkin hänen sisarensa ei pidä pakottaa, vaan jäisi hänen kanssaan vapaaehtoisesti.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Moet echter zijn zus niet worden gedwongen, maar zou op vrijwillige basis blijven met hem.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Namun, adiknya tidak boleh dipaksa tetapi akan tetap dengan dia secara sukarela.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Nicméně, jeho sestra by neměla být nucena, ale zůstane s ním dobrovolně.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.No entanto, sua irmã não deve ser obrigado, mas permaneceria com ele de forma voluntária.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Sin embargo, su hermana no deben ser obligados, sino que permanecen con él voluntariamente.