Burada dokuz yıl kalacaklardı.Υπολείπονται 9 ημέρες.
Irving bundan sonraki hayatı boyunca da bekar olarak kalacaktı.Ο Βάλεν παρέμεινε εργένης σε όλη του τη ζωή.
O zaman beni öldürmek zorunda kalacaksınız!"Σε τέτοια περίπτωση θα έχετε την ίδια τύχη!"
Ancak onun gelecekteki gelişimi kuramsal bir soru olarak kalacaktı.Ωστόσο, οι μελλοντικές εξελίξεις θα απαιτούν στενή παρακολούθηση της κατάστασης.
Hayatının sonuna kadar burada kalacaktı.Εκεί παρέμεινε μέχρι το τέλος της ζωής του.
Günah işlemiş ancak imanlı olan kişiler ise İslam inancına göre cehennemde bir müddet kalacaklardır.For at citere Koranen: »Til dem, der er vantro, vil der blive skåret kæder af ild.
İncil Blake üzerinde derin ve erken bir etkiydi ve hayatı boyunca bir ilham kaynağı olarak kalacaktı.Blake blev tidligt påvirket og inspireret af Bibelen og forblev det gennem hele livet.
Uygulamada, üç kuzey eyaleti (Drenthe, Groningen ve Friesland) büyük oranda korunaklı kalacaktı.I praksis blev de tre nordlige provinser (Drenthe, Groningen og Friesland) stort set ikke forsvaret.
Beni kovmak zorunda kalacaksınız!Jeg bliver nødt til at stoppe.
O zaman beni öldürmek zorunda kalacaksınız!"Når han kommer, vil jeg slå ham ihjel!".
Daphne sonsuza dek defne ağacı olarak kalacaktır.Vinderen beholder sin magi for evigt.
Bu yüzden hız sabit kalacaktır.Det hurtige vægttab går derefter i stå.
Ancak onun gelecekteki gelişimi kuramsal bir soru olarak kalacaktı.Men den fremtidige befolkningsudvikling forbliver dyster.
Nietzsche ayrıca, hayatı boyunca dostu olarak kalacak olan teoloji profesörü Franz Overbeck ile tanıştı.Han mødte også Franz Overbeck, som forblev hans ven gennem hele livet.
Cenazesinin bulunduğu Palisadoes mezarlığı 1692 yılındaki depremde suların altında kalacaktır.Kaperen Captain Morgan blev begravet i Palisadoes, men begravelsespladsen sank i havet efter 1692-jordskælvet.
Yine de Almanlar bu köprüleri elde tutabilmek için epeyce terlemek zorunda kalacaklardır.For at nedkæmpe disse befæstninger ville tyskerne blive nødt til at indsætte deres tunge belejringsartilleri.
Başka birine sormak zorunda kalacaksın.Du er nødt til at spørge en anden.
İlk sınavda Tamino ve Papageno bir kadının cazibesine karşı sessiz kalacaklardır.Den første testen går ut på at Tamino og Papageno skal forbli tause mens de fristes av kvinner.
O idam edilene kadar Fox River'da kalacak.Han ble forflyttet til Fox River State Penitentiary inntil hans henrettelse.
Çünkü Melek'siz kalacak.Hun var tenkt å inneha rollen som en engel.
Uzayaracının iki modülü 10 dakika daha bağlı kalacaktır.De to skulle igjen bli sentrale snaue 100 minutter senere.
Bölge yıllar boyu Moğol egemenliğinde kalacaktır.De levde i århundrer under mongolsk herredømme.
O zaman beni öldürmek zorunda kalacaksınız!"Dere kommer til å skade meg!».
Eğer Buffy ölü kalsaydı, dünya çok daha güzel bir yer halinde kalacaktı."Siden hvis den svake Buffy ble drept ville den sterke Buffy også dø.
Aksi takdirde Glory sonsuza kadar dünyada kalacaktı.Dessuten vil glass i praksis vare evig.
Beni kovmak zorunda kalacaksınız!Kalian harus memecat saya dulu!
Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedi kalacakları cennetlere sokacaktır.Lalu dimasukkannya mereka kedalam syurga yang mengalir dibawahnya sungai-sungai, mereka kekal di dalamnya.
Winton çocuklara kalacak yer bulmuş ve güvenli bir şekilde İngiltere'ye ulaşmalarını sağlamıştır.Winton mendirikan rumah bagi mereka dan menyusun cara agar mereka bisa sampai dengan selamat di Britania Raya.
Burada dokuz yıl kalacaklardı.Di situ ia menetap sembilan tahun.
Eğer üvendire onları dürtmese, çuvallarına tıkılmış olarak mı kalacaklardır?Bagaimana mereka itu satu, jika di dalam mereka tidak diam suatu kesempurnaan kesatuan abadi Keilahian?"
Napolyon bu planı ertelemek zorunda kalacaktır.Sayang, rencana ini harus ditunda.
Aksi takdirde Glory sonsuza kadar dünyada kalacaktı.Apabila mereka gagal, maka Alin akan kesurupan selamanya.
Allah'nın özü ve esas nitelikli insan için her zaman bilinmez olarak kalacaktır.Penebusan Allah dan tuntutan Allah atas kehidupan manusia dikenang."
Günahkar olan kimse de sonsuza dek cehennemde kalacaktır.Alam semesta akan bebas dari dosa dan orang berdosa untuk selamanya.
O zaman beni öldürmek zorunda kalacaksınız!"Aku yakin suatu hari nanti dia akan membunuhku !”.
Halen köy içerisinde bir tanesi misafir kalacak şekilde mevcuttur.Orang di desa ini masih terlihat sangat ramah bagi pendatang.
Yoksa tahta geçeceği için çok sevdiği bataklıktan ayrılmak zorunda kalacaktır.Ia menjadi marah karena pohon jarak yang ia sukai kini layu.
Ve sonra hep birlikte antik topraklara, bizzat Yunanistan’a yelken açmak zorunda kalacaklarını anlayacağız.Mereka juga diwajibkan menyediakan kora-kora serta pendayungnya untuk berlayar ke negeri atau pulau lain.
Bu onun batıracağı tek savaş gemisi olarak kalacaktı.Dia adalah kapal perang terbesar yang pernah tenggelam.
Beni kovmak zorunda kalacaksınız!Vậy các ông sẽ phải đuổi việc tôi!
O zaman beni öldürmek zorunda kalacaksınız!"Các ông sẽ phải giết tôi!"
Winton çocuklara kalacak yer bulmuş ve güvenli bir şekilde İngiltere'ye ulaşmalarını sağlamıştır.Winton tìm nhà ở cho các em và bố trí cho các em đến nước Anh một cách an toàn.
Kornilov Olayına dek hapiste kalacaklardır.Tướng Kornilov bị bắt giam.
Nietzsche ayrıca, hayatı boyunca dostu olarak kalacak olan teoloji profesörü Franz Overbeck ile tanıştı.Nietzsche cũng gặp Franz Overbeck, một giáo sư thần học, người vẫn là bạn cho đến hết cuộc đời ông.
Günahkar olan kimse de sonsuza dek cehennemde kalacaktır.Những người khác sẽ bị đày xuống địa ngục vĩnh viễn.
Aile Mısır kontrolünde olan Gazze’deki al-Burj mülteci kampına sığınmak zorunda kalacaktır.Gia đình ông phải chuyển vào trại tị nạn Al-Shat ở dải Gaza.
Napolyon bu planı ertelemek zorunda kalacaktır.Roosevelt bác bỏ kế hoạch này.
Mahkeme de bu talebe uymak zorunda kalacak.Tòa án sẽ xét xử chớp nhoáng.
Kalacak kişilerin en az 2 hafta önce pansiyon sahipleriyle irtibata geçmeleri gerekmektedir.Khách viếng thăm làng phải đăng ký trước tối thiểu 2 tuần.
Fakat şairin kaçmaya niyeti yoktur, o tam bir asker gibi savaşacak, yurdunda kalacaktır.Nhưng Thạch Hổ vẫn không chịu ngưng chiến, lại muốn động binh đánh cả Yên và Đông Tấn.
Eğer bilgileri verirse serbest kalacaktır.Sau khi đồng ý làm người cung cấp thông tin, anh được thả.
Görme muhtemelen günün geri kalanında bulanık kalacaktır.Những mệnh giá còn lại sẽ được ra mắt vào những năm tiếp theo.
Daphne sonsuza dek defne ağacı olarak kalacaktır.Thành phố Việt Trì trở thành tỉnh lỵ của Vĩnh Phú.
Kazananlar gruplara kalacak kaybedenler UEFA Kupası'nda devam edeceklerdir.Các đội chiến thắng tại vòng này sẽ giành quyền tham dự vòng bảng, các đội thua sẽ tham dự Cúp UEFA.
Hayatının sonuna kadar burada kalacaktı.Ông đã sống tại đó cho đến cuối đời.
Allah, onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır.アッラーは悪を行う都市を数限りなく滅ぼされ、そこに別の民を立てられてきた。
Aksi takdirde Glory sonsuza kadar dünyada kalacaktı.ただしベレンはそのままこの世を永遠に去ることとなる。
Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedi kalacakları cennetlere sokacaktır.戦後は屠畜業を経て奈良に移住し果樹園を営む。
Burada dokuz yıl kalacaklardı.在住9年。
O zaman beni öldürmek zorunda kalacaksınız!"そうしないと、うちらが殺されるんよ!」。