Çoğu zaman, erkek çocuk evlendiğinde, -evde kalacak yer olduğu takdirde- eşi ile ebeveynlerinin evinde yaşar.Зазвичай після одруження, коли молода пара ще не має своєї хати, чоловік іде жити до батьків дружини.
Bu durumda mutluluk artık ilgi alanızın dışında kalacaktır.Незважаючи на це, інтерес до даного регіону зберігся.
Sen evde kalacaksın.Ти залишишся вдома.
Onlar hayatta kalacak.Вони виживуть.
Kedin hayatta kalacak.Твій кіт виживе.
Kedin hayatta kalacak.Твій кіт житиме.
Burada beklemek zorunda kalacaksın.Тобі треба буде почекати тут.
Tom yine geç kalacak.Том знову запізниться.
Tom biraz geç kalacak.Том трохи спізниться.
Cehennem ebedidir çünkü oradaki insanlar cehennemi sevdikleri için orada kalacaklardır.A konec jich bude jedině v ohni pekelném a budou tam nesmrtelní.“ (Korán, Súra 100/59, 16n).
Bu yüzden hız sabit kalacaktır.Tím se stabilizovala rychlost.
Gibbs'in eserleri kendi başlarına ayakta kalacak kadar sağlamdır.Gibbons postavy navrhl tak, aby se snadno kreslily.
Beni kovmak zorunda kalacaksınız!Bohužel Vás musím opustit.
Eğer bilgileri verirse serbest kalacaktır.Pokud by přežil, udělí mu svobodu.
Tesise giren ekip kısa bir süre sonra korkunç bir gerçekle karşı karşıya kalacaklardır.Štěpán s Odolenem se brzy dostanou do víru dramatických událostí.
Annie daha sonra erkek arkadaşıyla bir buluşma ayarlar, Lindsey de Laurie'nin yanında kalacaktır.Annie později volá její přítel Paul, aby jej vyzvedla, a Annie odvádí Lindsey za Laurie a Tommym.
Eğer Barrett hedefine ulaşırsa Cena serbest kalacaktı.Kdyby to nebyla pravda, tak by Barney musel dostat facku.
Eğer sakkarit göreli az erişilir durumdaysa, büyük olasılıkla orojinal çok mannozlu seklinde kalacaktır.Pokud mladý Čech přibere, bude prý v sumó nepřemožitelný.
Allah, onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır.El îi va lăsa să intre în Grădinile pe sub care curg râuri, unde vor fi veșnici.
O zaman beni öldürmek zorunda kalacaksınız!"Va trebui să mă omorâți!”
Beni kovmak zorunda kalacaksınız!Va trebui să mă concediați!
Cehennem ebedidir çünkü oradaki insanlar cehennemi sevdikleri için orada kalacaklardır.Cei ce au tăgăduit și au socotitt semnele noastre minciuni vor fi soții Focului, unde vor fi veșnici.
Günahkar olan kimse de sonsuza dek cehennemde kalacaktır.Oricine mănâncă în Infern se leagă pentru totdeauna de lumea de apoi.
Böylece Atina kuvvetleri Mısır'dan çekilmek zorunda kalacaktır.Astfel, Atena este obligata să se retragă de pe insula.
Boy uzaması duracak ya da uzadığı kadarı ile kalacaktır.Partenerul îl va prinde pe măsură ce va coborî.
Her grubun birincisi ve ikincisi yarı finale kalacaktır.Primul și al doilea caz se aplică pentru fiecare jumătate de cer rămasă.
Avusturya-Macaristan birleşik kalacak.Relatiile dintre Austria si Ungaria s-au inrautatit.
Antlaşma şartlarına göre Kudüs Müslümanların kontrolünde kalacaktı.Cu toate acestea, ca obligație religioasă, djihad-ul viza pe orice musulman.
1962 - Nelson Mandela hapse girdi (1990'da serbest kalacak).Nelson Mandela, care a fost închis în 1962, a fost eliberat în 1990.
Kornilov Olayına dek hapiste kalacaklardır.În prezent se află la închisoarea din Callao.
Bilmiyordum saat kaç ancak biliyordum ki eğer durup birine sorarsam o zaman kesin geç kalacaksın.Nu știam cât e ceasul, dar știam că dacă mă opresc și întreb pe cineva atunci o să întârzii cu siguranță.
O kuşkusuz geç kalacak.El va întârzia cu siguranță.
Yalnızca bir dünya ayakta kalacak: ya onlarınki ya da bizimki...Csak egy világ élheti túl: az övék, vagy a miénk.
Napolyon bu planı ertelemek zorunda kalacaktır.Napóleonnak muszáj volt megváltoztatnia tervét.
Proxima Centauri'nin kütlesine sahip bir kırmızı cüce, yaklaşık dört trilyon yıl boyunca anakolda kalacaktır.Egy, a Proxima Centaurival megegyező tömegű vörös törpe négybillió évig a fősorozatban marad.
İlk sınavda Tamino ve Papageno bir kadının cazibesine karşı sessiz kalacaklardır.Tamino és Papageno első próbája abban áll, hogy a kísértés során némának kell maradniuk.
Sonsuza kadar onsuz kalacakları kişilere ithaf edilmiştir.Mindörökre Kisemmizettek lesztek.
İki devletin de sınırları hep aynı kalacaktır.A két község sorsa is mindig ugyanaz volt.
Hayatının sonuna kadar burada kalacaktı.Életük végéig együtt maradnak.
Beni kovmak zorunda kalacaksınız!És mi kényszeríteni fogjuk!
O güne dek hiç çalışmamış bu insanlar hayatlarını kazanmak için çalışmak zorunda kalacaktır.Ebben a felosztásban nem szerepelnek azok, akik a jelenlegi életükben kívánnak profitálni a gyakorlatokból.
Evinden kovulan Joleen Reedy’nin 11 yaşındaki kızı Tara ile birlikte kalacak bir yere ihtiyacı vardır.Joleen Reedy férjét letartoztatják, így kénytelen kiköltözni a lakásból 12 éves lányával együtt.
Ancak yeni durumundan memnun kalacak kadar yaşamaz, iki yıl sonra ölür.E feladatnak, betegeskedése miatt nem tudván megfelelni, leköszönt és két évvel később meghalt.
Avusturya-Macaristan birleşik kalacak.Az osztrák–magyar védők kitartottak.
Hareketlerimiz, onun tek bir duruma düşmesini sağlayana kadar da öyle kalacaktır.Folytatom ezt a munkát mindaddig, amíg csak mozogni tudok.
Eğer bilgileri verirse serbest kalacaktır.Mikor megszabadult, megjelenik a tudás: megszabadult.
Çünkü Melek'siz kalacak.Te vagy az én örök angyalom.
Kitabevi üst katında gezginler için geçici kalacak yer de sağlamaktadır.Ugyanez az elv érvényesül, mikor utasoknak építünk megállót.
Diğer Kanada birlikleri çoğunlukla Vladivostok’da kalacak ve devriye görevini yerine getirecektir.A legtöbb kanadai Vlagyivosztok városában tartózkodott, ahol rutin- és rendőrségi feladatokat láttak el.
Çalma listesi yaklaşık yirmi şarkıyı aşarsa, muhtemelen birden fazla CD yapmak zorunda kalacaklardır.Állítása szerint zene nélkül nem tud rajzolni, ezért több mint 200 CD-je van.
O zaman beni öldürmek zorunda kalacaksınız!"Hän aikoo tappaa minut!"
Akvaryum ortamında daha küçük kalacaklardır.Akvaario-oloissa pienempi.
Aynı şekilde, bir kanun da her zaman bir kanun olarak kalacaktır.Teoria tulee aina olemaan teoria ja laki tulee aina olemaan laki.
Bu onun batıracağı tek savaş gemisi olarak kalacaktı.Se lienee ainoa säilynyt alus sarjastaan.
Çünkü Melek'siz kalacak.Kun kello lyö engl.
Ancak onun gelecekteki gelişimi kuramsal bir soru olarak kalacaktı.Hänen sisäistä tulkintaansa pidettiin tosin vielä kehittymättömänä.
Akılda kalacak bir bilgi verilecekse 1990 yılında Mitropa Kupası'nı kazanmışlardır.Ainoa seuran voittama palkinto on Mitropa Cupin voitto vuonna 1990.
Yine sürgünde olan İspanyol Komünist Partisi de faaliyetlerine yeraltında devam etmek durumunda kalacaktır.Myös maanpaossa toiminut Portugalin kommunistinen puolue tuki miehitystä.
Park, meydan merkezde kalacak biçimde tasarlamış.Central Park on muodoltaan suorakulmainen.
Bardas Fokas ve akrabaları yakalanıp, izleyen yedi yıl kalacakları Prote'ye sürgün edildiler.Ο Φωκάς και οι συγγενείς του συνελήφθησαν και εξορίστηκαν στην Χίο, όπου πέρασαν τα επόμενα επτά χρόνια.