Bu gidişle Adapazarı ağaçsız kalacak."Eles estariam escalando a árvore errada".
Yani çevreden apayrı, sonsuza dek değişmeden kalacak bir varlık yoktur.Alternativamente temos se ele executa para sempre sem parar.
Bu yüzden hız sabit kalacaktır.A agilidade dele vai continuar.
Allah, onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır.Nochtans zal de stad Gods zich verblijden in hare fonteinen, waar de heilige woningen des Allerhoogsten zijn.
Cehennem ebedidir çünkü oradaki insanlar cehennemi sevdikleri için orada kalacaklardır.Haar plan mislukt echter en zij en de hel worden vernietigd door het hellevuur.
Günah işlemiş ancak imanlı olan kişiler ise İslam inancına göre cehennemde bir müddet kalacaklardır.In de islam kennen de gelovigen ook een hel, het Djahannam, (Arabisch: جهنم).
Napolyon bu planı ertelemek zorunda kalacaktır.Maurits moest zijn plannen hierdoor uitstellen.
Avusturya-Macaristan birleşik kalacak.Oostenrijk-Hongarije blijven behoren.
Burada dokuz yıl kalacaklardı.Hij bleef er negen jaar.
Yeniden inşa edilene kadar 23 yıl böyle kalacaktı.Hij zou na zijn herstel nog 20 jaar hebben geleefd.
Çünkü Melek'siz kalacak.Met alleen de rei engelen trekt hij weg.
Winton çocuklara kalacak yer bulmuş ve güvenli bir şekilde İngiltere'ye ulaşmalarını sağlamıştır.Winton vond huizen voor de kinderen en regelde voor hen een veilige overtocht naar Groot-Brittannië.
Tuzağın dişleri aralık kalacak şekilde kapanır.De dentaire tanden van de onderkaak staan vooraan dicht opeen.
Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedi kalacakları cennetlere sokacaktır.Ook in parken en tuinen komt hij voor, en soms waagt het zich in weilanden nabij de bosrand.
Vebadan ölen herkes Undead olarak tekrar dirilecek ve ruhları Ner’zhul’a bağlı kalacaktı..We hebben allen ons gewassen en onze lichamen zullen schoon zijn wanneer onze zielen terugkeren naar G-d.
Ama insanların zihninde her zaman Super Sonic olarak kalacaktır.Hij toont zich altijd in de vorm van een zwevend hoofd op een monitor.
Görme muhtemelen günün geri kalanında bulanık kalacaktır.Ze kunnen dan de volgende dag bekeken worden.
Anlatmak istediğim hikayenin tamamını anlatabilmek için kitabı ikiye bölmek zorunda kalacaktım.Dit zijn de enige twee albums die samen gelezen moeten worden om het verhaal vol te maken.
Kullanılamaz hale gelen bina tekrar açılacağı 1978 yılına kadar kapalı kalacaktır.De dichtgemetselde poort zou pas in 1823 weer worden opgebroken.
Bazı tanrılar sağ kalacak, diğerleri ise yeniden doğacak.De goden zullen herboren worden en de wereld zal herbevolkt worden door twee overlevende mensen.
Mahkeme de bu talebe uymak zorunda kalacak.De rechtbank wijst deze vordering af.
Amacı küresel ısınma 2°C altında kalacak.De opwarming van de aarde wordt tot 2 graden Celsius beperkt.
Bu gece evde mi kalacaksın?Blijft ge thuis vanavond?
Burada ne kadar kalacaksınız?Hoelang gaat u hier blijven?
Beş altı gün kalacak.Hij blijft vijf à zes dagen.
Cevabı bilmek istiyorsan Tom'a sormak zorunda kalacaksın.Als je het antwoord wilt weten, zal je op Tom moeten wachten.
Günahkar olan kimse de sonsuza dek cehennemde kalacaktır.Niewierzący natomiast pozostaje w piekle na zawsze.
Burada dokuz yıl kalacaklardı.Tutaj spędził dziewięć lat.
Aksi takdirde Glory sonsuza kadar dünyada kalacaktı.Ulysses zamilkł na wieki.
Annie daha sonra erkek arkadaşıyla bir buluşma ayarlar, Lindsey de Laurie'nin yanında kalacaktır.Annie zaprasza do domu Wallace'ów swojego chłopaka, a Lindsey pozostawia pod opieką Laurie.
Park, meydan merkezde kalacak biçimde tasarlamış.Park zachował się w szczątkowej formie.
Yani SuperSonics'in logosu, renkleri ve hakları Seattle şehrinde kalacaktı.Prawa do nazwy i logo SuperSonics zachowało miasto Seattle.
Daphne sonsuza dek defne ağacı olarak kalacaktır.Fellini pozostanie na zawsze autorem pośmiewiska.
Esirlerin iadesine yönelik görüşmeler verimsiz kalacaktır.Miało to wywołać skruchę u przebywających w niej więźniów skazanych za niewielkie wykroczenia.
Dünya bizlere kalacak; bunda en ufak şüpheye yer yok.Oto ona: Stwierdzamy na świecie rzeczy, które mogą być i nie być.
O zaman beni öldürmek zorunda kalacaksınız!"A my, niestety, będziemy musieli umrzeć, umrzeć!")
Sonsuza kadar onsuz kalacakları kişilere ithaf edilmiştir.Będę na zawsze zadłużony, temu kto mi się całkowicie podda.
Çünkü Melek'siz kalacak.Za nimi ukazany zostaje Anioł.
O idam edilene kadar Fox River'da kalacak.Swoją karę odsiaduje w więzieniu Fox River.
Cehennem ebedidir çünkü oradaki insanlar cehennemi sevdikleri için orada kalacaklardır.Halt and Catch Fire - Heaven Is a Place (ang.).
Fakat şairin kaçmaya niyeti yoktur, o tam bir asker gibi savaşacak, yurdunda kalacaktır.Kawaleria nie ma możliwości szarżowania na wroga, lecz staje do walki tak jak piechota.
Pinochet 1990 yılına kadar Şili diktatörü kalacaktır.PDCI sprawowała dyktatorską władzę aż do 1990.
Böylelikle kendine sadık kalacak büyük bir askeri birlik bulunmasını sağlamıştı.Han lät sedan sätta upp ett nytt bestående av sina egna lojala trupper.
Winton çocuklara kalacak yer bulmuş ve güvenli bir şekilde İngiltere'ye ulaşmalarını sağlamıştır.Winton hittade hem för barnen och arrangerade deras resor till Storbritannien.
Tuzağın dişleri aralık kalacak şekilde kapanır.Tändernas spetsar nöts kontinuerligt ned av födan.
O zaman beni öldürmek zorunda kalacaksınız!"Annars kommer jag att dö."
Teklife göre, ilk yıl Corleone Ailesi'ne kalacak olan para 3-4 milyon dolar civarında olacaktır.Kort sagt kan man säga att man får följa familjen Corleones vardag genom ett par omvälvande år.
Ziyareti esnasında Şaron; “Tapınak tepesi ellerimizdedir ve ellerimiz de de kalacaktır.Sen sa han: - Jag vill att min fars boskap skall komma och de kom med en gång.
Hayatının sonuna kadar burada kalacaktı.Där skulle han stanna resten av sitt liv.
Bu iddialar yalnızca sözde kalacak ve gerçek bir "esenlik ve güvenlik" söz konusu olmayacak.I grund och botten, vad boken syftar till att uppnå är inte att försvara och helgonförklara ''St.''
Eğer üvendire onları dürtmese, çuvallarına tıkılmış olarak mı kalacaklardır?Чому ж їх не покарали, а дали їм спокій (і навіть нагородили)?
Beni kovmak zorunda kalacaksınız!Обов'язково відіб'ємо!
Çünkü Melek'siz kalacak.Він стає ангелом-зберігачем.
Burada dokuz yıl kalacaklardı.Пройшло 9 років.
X-Men savaşta tarafsız kalacaklarını ilan ederler.Швеція прагне мати можливість залишатися нейтральною в разі війни.
Ortalama faiz oranları güvenilir kişiler için yüksek; güvenilir olmayan kişiler için düşük kalacaktır.У них маленький дохід, соціальний статус нижче середнього, немає впливу на оточуючих.
Kornilov Olayına dek hapiste kalacaklardır.Перебував у в'язниці Кордоби.
Buna göre, turnuvadan sonraki puanları değişmeden kalacaktır.На відміну від інших мейджорів місце проведення турніру не змінюється.
Birlikte karanlık sokaklardan kurtulup kalacak bir yer ararlar.Між двома останніми вулицями наявна перерва у проляганні Чорногірської вулиці.
Bundan sonra eleme maçı yapıp finallere kalacak.Але зараз настав час піти і знайти себе поза футболом.