Kyoto'da ne kadar kalacaksın?¿Cuánto tiempo te vas a quedar en Kioto?
Bu tecrübe sonsuza kadar hafızamda kalacak.Esta experiencia quedará por siempre en mi memoria.
Burada mı kalacaksın yoksa gidecek misin?¿Te quedas aquí o te vas?
Hakone'de ne kadar kalacaksın?¿Cuánto tiempo te vas a quedar en Hakone?
Burada ne kadar kalacaksınız?¿Cuánto tiempo va a quedarse aquí?
Aşk hayatta kalacak.El amor sobrevivirá.
Onlar hayatta kalacak.Sobrevivirán.
Kedin hayatta kalacak.Tu gato sobrevivirá.
O, hayatta kalacak.Sobrevivirá.
Tom beklemek zorunda kalacak.Tom tendrá que esperar.
Burada kalacaksın.Te quedarás aquí.
Tom kalacak.Tom se quedará.
Sanıyorumki evlerini satmak zorunda kalacaklar.Creo que ellos van a tener que vender la casa.
Tom evde kalacak.Tom se quedará en casa.
Gelecek hafta Tom'la buluşmak için Boston'a gitmek zorunda kalacaksın.Tendrás que ir a Boston la próxima semana para ver a Tom.
Kalacak bir yere ihtiyacın var mı?¿Necesitas un lugar en el que quedarte?
Tom'un kalacak bir yere ihtiyacı var mı?¿Necesita Tom un lugar donde quedarse?
Bu akşam burada kalacaksın.Te quedarás aquí esta noche.
Seninle bahse girerim ki Tom geç kalacak.Te apuesto que Tom llegará tarde.
Tom bizimle kalacak mı?¿Tom se va a quedar con nosotros?
Hadi kalk artık, okula geç kalacaksın.Venga, levántate, vas a llegar tarde a la escuela.
Antlaşma şartlarına göre Kudüs Müslümanların kontrolünde kalacaktı.Según los términos del acuerdo, Jerusalén permanecería bajo control musulmán.
Beni kovmak zorunda kalacaksınız!¡Tendrán que despedirme!
Cehennem ebedidir çünkü oradaki insanlar cehennemi sevdikleri için orada kalacaklardır.Subid al mundo de los cielos, descended a los infiernos, donde ellos ya estuvieron.
Dünya sizi değiştirecektir, siz ya buna ayak uydurmak zorunda kalacak ya da ölmeyi tercih edeceksiniz.El mundo te cambiará, tienes que adaptarte o morir.
X-Men savaşta tarafsız kalacaklarını ilan ederler.Los X-Men manifiestan una postura de neutralidad en el conflicto.
Darbeden sonra Luis Cabral tutuklanacak ve 13 ay boyunca hapiste kalacaktır.Luis Cabral fue entonces arrestado y puesto en prisión durante 13 meses.
Burada dokuz yıl kalacaklardı.Allí permaneció 9 años.
Pinochet 1990 yılına kadar Şili diktatörü kalacaktır.Pinochet continuaría al mando del Ejército de Chile hasta 1998.
Eşi Anne Terrel hayatı boyunca Quaker kalacak ve beş çocukları da öyle yetiştirilecektir.Su esposa Anne Terell era cuáquera de nacimiento y sus cinco hijos fueron criados como tales.
Ancak bu işlem sonuçsuz kalacaktır.El plan va teniendo efecto.
İstemese de, olmaz dese de Lee Ji Hyun bu bağa gitmek zorunda kalacaktır.Con este mismo propósito también hizo que Zhong Er y Yi Wu tuviese que marcharse al éxilio.
Ziyareti esnasında Şaron; “Tapınak tepesi ellerimizdedir ve ellerimiz de de kalacaktır.Ese día declaró: “El Monte del Templo está en nuestras manos y seguirá en nuestras manos.
Fakat tüm çabalarına rağmen aşkları, kin ve kalpsizlikle karşı karşıya kalacaktır.Pese a las advertencias de todos, bajó con precaución y temor.
"Özel görevde kalacak komutanları değişecek".«Cambian al segundo jefe de la Policía de Misiones.
Yeniden inşa edilene kadar 23 yıl böyle kalacaktı.Permaneció descabezada por una veintena de años hasta que fue restaurada.
1867 yılına kadar sürgün hükümeti Chihuahua’da kalacaktır.Militar nacido en 1867 en Chihuahua.
Ancak şehir yeniden terk edilmek zorunda kalacak ve düşmana herhangi bir kaynak bırakmamak için yakılacaktır.El campamento era entonces incendiado y destruido para evitar que fuera ocupado por el enemigo.
Onsuz gitmek zorunda kalacaksın.Dovrai andare senza di lui.
Nerede kalacaksın?Dove starai?
Bu beklemek zorunda kalacak.Questo dovrà attendere.
Bu akşam burada kalacaksın.Stanotte resterai qui.
Cehennem ebedidir çünkü oradaki insanlar cehennemi sevdikleri için orada kalacaklardır.Ed i loro cieli precipiteranno uno sull'altro e le loro schiere saranno consumate dal fuoco.
Allah, onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır.Harem sono i luoghi a loro destinati e vietati sotto disposizione di Allah.
Örneğin, Konstantinopolis'a gönderilen elçililer genellikle yıllarca kalacaklardı.Per esempio, ambasciate a Costantinopoli restavano spesso in attività per anni.
Sadece bu işlemden sonra sadece "buon fresco" şeklinde resmedilmiş yer kalacaktı.Dopo il trattamento, solo ciò che era stato dipinto a "buon fresco" sarebbe rimasto.
Beni kovmak zorunda kalacaksınız!Mi dovrai uccidere!
Burada dokuz yıl kalacaklardı.Lì rimase nove anni.
Avusturya-Macaristan birleşik kalacak.L'Austria-Ungheria deve essere preservata.
Kalacak olan tek şey ısıdır.Unica condizione indispensabile per la sua sopravvivenza è il calore.
Daphne sonsuza dek defne ağacı olarak kalacaktır.Für Immer è una cover dei Doro.
Antlaşma şartlarına göre Kudüs Müslümanların kontrolünde kalacaktı.Secondo i termini dell'accordo, Gerusalemme sarebbe rimasta sotto sovranità islamica.
Sonsuza kadar onsuz kalacakları kişilere ithaf edilmiştir.Allora decide di lasciare perdere gli uomini per sempre.
Gibbs'in eserleri kendi başlarına ayakta kalacak kadar sağlamdır.Gli anelli dei Gilbert funzionano solo su di loro.
Savaşın sona ermesinin ardından o ve çalışma arkadaşları yoğun sorgulamaya maruz kalacaktır.Al termine della seduta lui e la moglie subiscono un tentativo di aggressione.
Esirlerin iadesine yönelik görüşmeler verimsiz kalacaktır.Prima incarcerazione (Erstvollzug), per colpevoli di reati i quali non siano recidivi.
Bu kadın eğer bir erkek evlat doğurursa Charles amcasının mirasından ve unvanından mahrum kalacaktır.Suo zio si sposa e ha un figlio, e questo priva definitivamente Charles dell'eredità.
Aksi takdirde Glory sonsuza kadar dünyada kalacaktı.Lubic in seguito ha scelto di rimanere su Eternia.
İki özel koruma onları kalacakları Sznôrr oteline götürür.Cercando un riparo, si rifugiano all'Hotel Chandler.
Bölge yıllar boyu Moğol egemenliğinde kalacaktır.Da anni risiede stabilmente nel Principato di Monaco.