Sergi 30 Mayıs'a kadar İstanbul'da kalacak.It will be in Istanbul until May 30th.
İlk defa ilk ve ortaokul çocuklarının velileri ders kitabı almak zorunda kalacaklar.For the first time, parents of primary and secondary school children have to purchase textbooks.
En önemlisi de, Balkanlar yine istikrarsızlıkla karşı karşıya kalacak.Most importantly, the Balkans will again face instability.
YTD, hükümet şartları karşılayana kadar BH'de kalacakOHR to remain in BiH until government meets conditions
Etkinlik 22 Mayıs'a kadar açık kalacak.It will remain open until 22 May.
İçeride kalacaksın, çünkü bunu yapabilirsin!"You are going to stay inside because you can!"
Yemelyanov bombasını ancak Grinevitski'nin bombası etkili olmasaydı fırlatmak zorunda kalacaktı.Yemelyanov had to throw his bomb only if Hryniewiecki's bomb had not been effective.
Ancak yüzyıllar boyunca Türkçe konuşulan bölgelerdeki resmi dil Farsça kalacaktır.However, for centuries to come the official language in Turkish-speaking areas would remain Persian.
Yasa, "Gürcistan'ın yargı yetkisi tamamen yenilenene" kadar yürürlükte kalacaktır.[1]The law will remain in force until "full restoration of the jurisdiction of Georgia".[34]
William bir duldur ve bir gün kendisine miras kalacak unvanı taşımaya isteklidir.He is a widower, eager to claim the social value of the title that he will someday inherit.
Kp sıcaklıkla sabit kalacaktır.Kp will remain constant with temperature.
Kuzey Amerika sürümleri için Razor & Tie adlı plak şirketi ile kalacaklarını duyurdular. [1]They remain signed to Razor & Tie for North American releases.[10]
Gayri resmi olarak, yapı değişmeden kalacak şekilde grup elemanlarının bir permütasyonudur.Informally, it is a permutation of the group elements such that the structure remains unchanged.
Argos, bu saldırıdan sonra on yıllar boyu Sparta'nın düşmanı olarak kalacaktı.Argos would remain a bitter enemy of Sparta for decades after this attack.
Küreler eşmerkezli olduğundan, gezegenler her zaman Dünya'dan aynı mesafede kalacaktır.Because the spheres are concentric, planets will always remain at the same distance from Earth.
Tüm G3'ler modernize edilecek ve kademeli olarak yedekte kalacak.All G3s will be upgraded and gradually go in reserve.
Sadece birkaç ay kalacak olmasına rağmen, grup sonbahar sezonu için geri getirildi.Although only meant to stay for a few months, the band was brought back for the autumn season.
Ancak jüri uzun bir süre dışarıda kalacak. [1]But the jury will be out for a long time to come.[1]
İki yıl sonra Paris'e geri döndü; ölümüne kadar Paris yakınlarında kalacaktı.Two years later, he was back in Paris; he would remain near Paris until his death.
Adını Sir Charles Lyell'den alan C. lyelli , [1] cinsin tip türü olarak kalacaktı.C. lyelli, named after Sir Charles Lyell,[3] would be left to be the type species of the genus.
Elisiv bu gezi sırasında Orkney Adaları'nda kalacaktı.Elisiv was to have stayed at the Orkney Islands during this trip.
2014 Onur Devrimi'ne kadar Ukrayna siyasetinde baskın bir güç olarak kalacaktı.It would remain a dominant force in Ukrainian politics, until the 2014 Revolution of Dignity.
Ve benim varlığım kaldırılsa köyümün camisi kalacak mı?And will the mosque of my village stay if my entity is removed?
Meryem Ana'nın kilisesi nerede kalacak? Kilise, Yahudiler yerimi alsa?Where will Virgin Mary's church be if the Jews replaced me?
WinHEC, güçlü teknik köklerine sadık kalacaktır.WinHEC will stay true to its strong technical roots.
Eğer kalırsam, dostça olmayan bir ortamda kalacaktım."[1]If I stayed, it would be in an unfriendly environment."[72]
Hayatı boyunca Cuvier'in teorisini takip edecek ve Lamarckism'e karşı kalacaktı.All his life, he would follow the theory of Cuvier and stay opposed to Lamarckism.
Bosna Hersek 1878 yılına kadar Osmanlı İmparatorluğu'nun bir parçası olarak kalacaktı.Bosnia and Herzegovina would remain part of the Ottoman Empire until 1878.
İngilizleri tek başlarına gitmek zorunda kalacakları konusunda uyararak desteklemeyi reddettiler.[1]They refused to support it, warning the British that they would have to go it alone.[10]
Öyle kalacak ve devam etmeli ve güçlenmeli.It will remain so, and it must continue and become stronger.
Jim Henson Company de yapımcı olarak kalacaktı. [2]The Jim Henson Company would also remain as a producer.[4]
Anne Marie sadık bir eş olarak kalacaktı.Anne Marie would remain a devoted wife.
Tüm kız kardeşleri gibi Savoy da Torino'da 38 yaşında ölerek bekar kalacaktı.Like all her sisters, Savoy would remain unmarried, dying at the age of 38 in Turin.
Beklemek ve görmek zorunda kalacaksınız.Sie werden abwarten müssen.
Müzik benim ilk aşkımdı ve son aşkım olarak kalacak!Musik war meine erste Liebe und sie wird auch meine letzte sein!
Sen benim hayatımın aşkısın ve ebediyen öyle kalacaksın.Du bist die Liebe meines Lebens und das bleibst du auf ewig.
Ne kadar Avustralya’da kalacaksın?Wie lange bleibst du in Australien?
Allah, onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır.Sie rufen die Vorstellung vom Garten Eden wach, den Gott als Wohnstätte für den Menschen geschaffen hatte.
Burada dokuz yıl kalacaklardı.Dort blieb er neun Jahre.
Günahkar olan kimse de sonsuza dek cehennemde kalacaktır.Die besonders schweren Sündiger blieben für immer verdammt.
Çünkü Melek'siz kalacak.Sie werden unter der engl.
Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedi kalacakları cennetlere sokacaktır.(A) Amen (Z) Er segne die Felder, die Gärten und den Wald und schenke euch die Früchte der Erde.
Yalnızca bir dünya ayakta kalacak: ya onlarınki ya da bizimki...Einmal unter euch sein, in euch sein, ihr sein, ihr Lebendigen!
Beni kovmak zorunda kalacaksınız!Ich werde dich töten!
Bu bölgede konaklayan denizciler buraya 1527 yılına kadar kalacak olan bir kale inşa etmişlerdir.Diese bauten ein Fort, welches bis 1527 bestand.
Dünya bizlere kalacak; bunda en ufak şüpheye yer yok.Und in diesem Einen sollen wir ewig versinken vom Etwas zum Nichts.
Günah işlemiş ancak imanlı olan kişiler ise İslam inancına göre cehennemde bir müddet kalacaklardır.Die Gläubigen erhalten das ewige Leben, die Gottlosen in der Hölle die ewige Pein.
Örneğin, Konstantinopolis'a gönderilen elçililer genellikle yıllarca kalacaklardı.Zum Beispiel blieben fremde Diplomaten häufig über Jahre in Konstantinopel.
Yeniden inşa edilene kadar 23 yıl böyle kalacaktı.Bereits zwanzig Jahre später wurde sie neu aufgebaut.
Eğer Barrett hedefine ulaşırsa Cena serbest kalacaktı.Ob Barney die Wette gewinnt, bleibt offen.
Hayatının sonuna kadar burada kalacaktı.Hier blieb er bis zum Ende seines Lebens.
Anlaşma gereği Temuçin orada kalacaktı.So soll der Schatz noch immer dort liegen.
Amacı küresel ısınma 2°C altında kalacak.Ziel ist es, die Erderwärmung auf deutlich unter zwei Grad Celsius zu begrenzen.
Böylece mahkûm bizzat kendi hareketlerini kollamak durumunda kalacaktı.Der Präsident werde bis dahin zu seiner eigenen Sicherheit festgehalten.
Görme muhtemelen günün geri kalanında bulanık kalacaktır.Die Situation in der Kleinstadt wird am nächsten Tag unüberschaubar.
Ama İsrail, Türkiye'nin askeri ve siyasi gücü nedeniyle Türkiye ile barınmak zorunda kalacak.Es wird jedoch angesichts der militärischen Stärke der Türkei eine Verständigung mit der Türkei suchen.
Yani SuperSonics'in logosu, renkleri ve hakları Seattle şehrinde kalacaktı.Der Name SuperSonics und die Team-Farben bleiben in Seattle.
Eğer bilgileri verirse serbest kalacaktır.Schafft er es, kommt er frei.
Sykes–Picot Anlaşması'ndan henüz haberdar olmayan Faysal'ın sevinci kursağında kalacaktı.Geheimverträge wie den Sykes-Picot-Vertrag würden sie ablehnen.
Napolyon bu planı ertelemek zorunda kalacaktır.Napoleon dagegen muss auf sein Verfahren warten.