Sorun bu gece kalacak bir yerimizin olmamasıdır.The trouble is that we have nowhere to stay tonight.
Çocuklar yerde uyumak zorunda kalacaklar gibi.It seems that the children will have to sleep on the floor.
Otomobil sektöründeki çöküşten dolayı çoğu insan işsiz kalacak.Many people will lose their jobs due to the slump in the auto industry.
Hafta sonu boyunca orada kalacak mısın?Are you staying there for the weekend?
Biz kalacak bir yer bulamazsak dışarıda kamp kurmak zorunda kalacağız.We'll have to camp out if we can't find a place to stay.
Junko bu gece matematik çalışmak zorunda kalacak.Junko will have to study math tonight.
Hükümet finansal sorunla ilgilenmek zorunda kalacak.The government will have to deal with the financial problem.
Erken kalk, yoksa geç kalacaksın.Get up early, or you'll be late.
Erken kalk, yoksa okula geç kalacaksın.Get up early, else you'll be late for school.
Koş, yoksa geç kalacaksın.Run, or else you'll be late.
Hızlı koş, yoksa okula geç kalacaksın.Run fast, or you will be late for school.
Başka birine sormak zorunda kalacaksın.You'll have to ask someone else.
Büyük olasılıkla, bir hafta uzak kalacaklar.In all likelihood, they'll be away for a week.
Uzun kalacak mısın?Are you going to stay long?
Tren yirmi dakika geç kalacak.The train will be twenty minutes late.
Seçilmek istiyorsan kamusal imajını geliştirmek zorunda kalacaksın.If you want to get elected, you're going to have to improve your public image.
Caddenin karşısındaki dükkanı denemek zorunda kalacaksın.You'll have to try the store across the street.
Sergi bir ay daha açık kalacak.The exhibition will be open for another month.
Onun onu yazıp yazmadığı her zaman bir sır kalacaktır.Whether he wrote it or not will always remain a secret.
O kuşkusuz geç kalacak.He will doubtless be late.
Oraya gitmek zorunda kalacak.He will have to go there.
İstasyona gitmek zorunda kalacak.He will have to go to the station.
Muhtemelen okula geç kalacak.He is likely to be late for school.
O, hafta sonu amcasıyla kalacak.He is going to stay with his uncle for the weekend.
O, bir silah olmadan yapmak zorunda kalacak.He'll have to do without a gun.
O birkaç hafta Tokyo'da kalacak.He will stay in Tokyo for several weeks.
O dürüst bir adam ve her zaman öyle kalacak.He is an honest man and will always remain so.
Sanırım o geç kalacak.I suppose he will be late.
Yarın erken kalkmak zorunda kalacak.He will have to get up early tomorrow.
Sanırım onlar geç kalacak.I think that they will be late.
Giderlerini kısmak zorunda kalacaklar.They will have to cut down their expenses.
Herkes için yemek pişirmek zorunda kalacak.She will have to cook for everyone.
Kendi geçimini kazanmak zorunda kalacak.She will have to earn her own living.
Akşam yemeğine geç kalacak.She will be late for dinner.
Yarın dişçiye gitmek zorunda kalacaksın.You will have to go to the dentist's tomorrow.
Yarın gelmek zorunda kalacaksın.You'll have to come tomorrow.
O, bir arkadaşının evinde kalacak.He is going to stay at a friend's house.
Gelecek yıl daha çok çalışmak zorunda kalacaksın.You'll have to study harder next year.
Gazete bayiinde sormak zorunda kalacaksın.You'll have to ask at the newsstand.
Çok çalışmak zorunda kalacaksın.You will have to work a lot.
Çok ders çalışmak zorunda kalacaksın.You will have to study a lot.
Ne zamana kadar Japonya'da kalacaksın?Until when will you stay in Japan?
O ne zaman yurt dışına gitmek zorunda kalacak?When will she have to go abroad?
Eğer o böyle içmeye devam ederse eve bir taksi çağırmak zorunda kalacak.If he keeps drinking like that, he'll have to take a taxi home.
O, bir gün yaptığının hesabını vermek zorunda kalacak.Someday she'll have to pay for what she's done.
O, işini kaybettiği için eğitimini ertelemek zorunda kalacak.She'll have to delay her education because she lost her job.
Tom binadan ayrılmak zorunda kalacak.Tom will have to leave the building.
Beklemek ve görmek zorunda kalacaksınız.You will have to wait and see.
Beklemek ve görmek zorunda kalacaksın.You'll have to wait and see.
Bu sınavda başarısız olursan, kursu tekrar etmek zorunda kalacaksın.If you flunk this exam, you'll have to repeat the course.
Kalacak bir yer arıyoruz.We are searching for a place to stay.
Onlar hızlı hareket etmek zorunda kalacaktı.They would have to move fast.
Komutan kalacaklarını söyledi.The commander said they would stay.
O teslim olmak zorunda kalacaktı.He would have to surrender.
Batı Berlin, Sovyet kontrolü olmadan kalacaktı.West Berlin would remain free of Soviet control.
Batı Berlin Sovyet kontrolünden muaf kalacaktı.West Berlin would remain free of Soviet control.
O toplantıya geç kalacak.He'll be late for the meeting.
Evlilik,eğer insan gerçekle yüz yüze kalacaksa bir beladır fakat gerekli bir bela.Marriage, if one will face the truth, is an evil, but a necessary evil.
Onlar ne kadar zaman kalacaklar?How long will they stay?
Bana geç kalacaklar gibi görünüyor.It seems to me that they will be late.