kalacağız ile cümle
kalacağız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Hemen gitmezsek, geç kalacağız.If we don't leave soon, we'll be late.
Tom'a hayatta kalmayı öğretmek zorunda kalacağız.We'll have to teach Tom how to survive.
Halı almadan önce odayı ölçmek zorunda kalacağız.We'll have to measure the room before we buy the rug.
Güçlü önlemler almak zorunda kalacağız.We'll have to take strong measures.
Acele et yoksa geç kalacağız.Hurry or we'll be late.
Risk almak zorunda kalacağız.We're going to have to take a chance.
Nasıl hayatta kalacağız?How are we going to survive?
Ne yazık ki geçmek zorunda kalacağız.Unfortunately, I'll have to pass.
Bu konuda bir şey yapmak zorunda kalacağız.We're going to have to do something about that.
İstemesek bile onu yapmak zorunda kalacağız.We'll have to do it even if we don't want to.
Onun hakkında bir şey yapmak zorunda kalacağız.We'll have to do something about that.
Sadece beklemek zorunda kalacağız.We'll just have to wait.
Muhtemelen eve erken gitmek zorunda kalacağız.We'll probably have to go home early.
Muhtemelen yarın Tom'a yardım etmek zorunda kalacağız.We'll probably have to help Tom tomorrow.
Gece burada kalacağız.We'll remain here for the night.
"Burada mı kalacağız?" "Ben bir engel görmüyorum.""Are we going to stay here?" "I don't see why not."
Sahip olduklarımızla yetinmek zorunda kalacağız.We'll have to make do with what we have.
Bugün evde kalacağız.We're going to stay at home today.
Buna bir nokta koymak zorunda kalacağız.We'll have to put a stop to this.
Biz sadece Tom'un onu bizim için yapmasını istemek zorunda kalacağız.We'll just have to ask Tom to do it for us, won't we?
Yakında bir şey ortaya atmak zorunda kalacağız.We'll have to come up with something soon.
Yürümek zorunda kalacağız gibi görünüyor.It looks like we're going to have to walk.
Onun olup olmadığını görmek için beklemek zorunda kalacağız.We'll have to wait and see if that happens.
Beklemek ve ne olduğunu görmek zorunda kalacağız.We're going to have to wait and see what happens.
Sadece bir şey oluncaya kadar beklemek zorunda kalacağız.We'll just have to wait until something happens.
Tom'un yardımını istemek zorunda kalacağız.We're going to have to ask for Tom's help.
Bunu düşünmek zorunda kalacağız.We'll have to think about this one.
Onun hakkında konuşmak zorunda kalacağız.We'll have to talk about that.
Biz Tom ile kalacağız.We'll stay with Tom.
Dövüşmek için kalacağız.We'll stay and fight.
Biz senin yönteminin dışında kalacağız.We'll stay out of your way.
Sadece olduğumuz yerde kalacağız.We'll just stay where we are.
Kalabildiğimiz sürece kalacağız.We'll stay as long as we can.
Mümkün olduğu kadar kalacağız.We'll stay as long as possible.
Sonunda Tom'a söylemek zorunda kalacağız.We'll have to tell Tom eventually.
Treni yakalamak için koşmak zorunda kalacağız.We will have to run to catch the train.
Bununla ilgilenmek zorunda kalacağız.We're going to have to deal with this.
Oraya girmek zorunda kalacağız.We're going to have to get in there.
Oyun için geç kalacağız.We're going to be late for the game.
Derse geç kalacağız.We're going to be late for class.
Değiştirmek zorunda kalacağız.We're going to have to change.
Bunu tekrar yapmak zorunda kalacağız.We're going to have to do this again.
Tekrar çok geç kalacağız.We're going to be too late again.
Tekrar geç kalacağız.We're going to be late again.
Bulmak zorunda kalacağız, değil mi?We'll have to find out, won't we?
Sadece o zamana kadar beklemek zorunda kalacağız.We'll just have to wait till then.
Onunla ilgilenmek zorunda kalacağız.We'll have to deal with that.
Onunla yaşamak zorunda kalacağız.We'll have to live with that.
Onun üzerinde çalışmak zorunda kalacağız.We'll have to work on that.
O riski almak zorunda kalacağız.We'll have to take that risk.
Tom'un cevabını beklemek zorunda kalacağız.We'll have to wait for Tom's response.
Pazartesiye kadar burada kalacağız.We'll stay here until Monday.
Çok geç kalacağız.We'll be too late.
Hızlı hareket etmek zorunda kalacağız.We'll have to act fast.
Başka birini düşünmek zorunda kalacağız.We'll have to think of someone else.
Sadece şansımızı denemek zorunda kalacağız.We'll just have to take our chances.
O riske girmek zorunda kalacağız.We'll have to take that chance.
Burada elimizden geldiği kadar uzun kalacağız.We'll stay here as long as we can.
Sadece elimizden geleni yapmak zorunda kalacağız.We'll just have to do our best.
Acele etmezsen tekrar geç kalacağız.If you don't hurry, we're going to be late again.