kalacağız ile cümle

kalacağız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Maalesef okula geç kalacağız.I'm afraid we're going to be late for school.
Biz çaresizlik duygusu ile baş etmek zorunda kalacağız.We will have to get over the feeling of helplessness.
Ev ödemelerimizi yapmak için, kemerlerimizi sıkıştırmak zorunda kalacağız.To make our house payments, we're going to have to tighten our belts.
Mary işe dönünceye kadar, Ken ile yetinmek zorunda kalacağız.Until Mary gets back to work, we'll have to make do with Ken.
Ne kadar beklemek zorunda kalacağız?How long will we have to wait?
Tom'un işini yapması için birini kabul etmek zorunda kalacağız.We'll have to take on someone to do Tom's work.
Senin önerin çok cazip ama onun hakkında düşünmek zorunda kalacağız.Your offer is very attractive, but we will have to think about it.
Haydi! Geç kalacağız.Come on! We'll be late.
Çabuk ol, acele etmezsen geç kalacağız.Come on, we'll be late if you don't hurry up.
Bu gidişle programı değiştirmek zorunda kalacağız.At this rate, we'll have to change the schedule.
Bu yolda hiç otobüs olmadığı için yürümek zorunda kalacağız.Since there are no buses on this road, we will have to walk.
Oyunu ertelemek zorunda kalacağız.We will have to postpone the game.
Bu konuyu yakın gelecekte konuşmak zorunda kalacağız.We'll have to talk this matter over in the near future.
Pazara kadar burada kalacağız.We will stay here until Sunday.
Biz sınıfa geç kalacağız.We'll be late for class.
Biz kalacak bir yer bulamazsak dışarıda kamp kurmak zorunda kalacağız.We'll have to camp out if we can't find a place to stay.
Bir süre için eskisiyle yetinmek zorunda kalacağız.We'll have to make do with the old one for a while.
Biz ayrıca ayrı sigara içme bölümü yapmak zorunda kalacağız.We'll also have to create a separate smoking section, won't we?
Yarın yağmur yağarsa, evde kalacağız.If it rains tomorrow, we'll stay at home.
Şimdi gidelim. Aksi halde, geç kalacağız.Let’s go now. Otherwise, we'll be late.
Çabuk! Biz geç kalacağız.Hurry up! We'll be late.
Bir şey yapmak zorunda kalacağız.We will have to do something.
Birkaç dakika beklemek zorunda kalacağız.We'll have to wait a few minutes.
Trenin arkasında oturmak zorunda kalacağız.We'll have to sit at the back of the train.
Gelecek yıl için bütçemizi ikiye katlamak zorunda kalacağız.We'll have to double our budget for next year.
Bu gece burada kalacağız gibi görünüyor.It looks like we're going to be staying here tonight.
Biraz geç kalacağız gibi görünüyor.It seems like we're going to be a little late.
Seçeneğimiz yok. Sanırım yürümek zorunda kalacağız.We have no choice. I guess we'll have to walk.
Acele etsek iyi olur, yoksa geç kalacağız.We'd better get a move on or we'll be late.
Geri dönmek zorunda kalacağız.We'll have to come back.
Boruyu tamir edemezsen, bir tesisatçı aramak zorunda kalacağız.If you can't fix the pipe, we'll have to call a plumber.
Karı çatıdan kürekle temizlemek zorunda kalacağız.We'll have to shovel the snow off the roof.
Birkaç hafta kalacağız, birlikte.We are going to stay some weeks, together.
Birlikte birkaç hafta kalacağız.We are going to stay some weeks, together.
Biz Tanrı'nın yardımıyla hayatta kalacağız!We will survive with God's help!
En kötü durum senaryosunda elimizden geldiği kadar mutlu görünmek zorunda kalacağız.In the worst case scenario we'll just have to look as happy as we can.
Bir sonraki yarışmaya kadar burada kalacağız.We'll stay here until the next contest.
Beş saat beklemek zorunda kalacağız.We'll have to wait for five hours.
Dönmek zorunda kalacağız.We'll have to go back.
Biz en az iki saat sizin evinizde kalacağız.We will stay in your house for at least two hours.
Sadece onun nerede olduğunu görmek zorunda kalacağız.We'll just have to see where he is.
Bu krediyi bir şekilde geri ödemek zorunda kalacağız.We'll have to pay back that loan one way or another.
Biz hayatta kalacağız.We're going to survive.
Biz birlikte çalışmak zorunda kalacağız.We're going to have to work together.
Hayatta kalacağız.We'll survive.
Biz sunucularımızı yükseltmek zorunda kalacağız.We will have to upgrade our servers.
Geç kalacağız.We'll be late.
Arkada kalacağız.We'll stay behind.
Burada kalacağız.We'll stay here.
Sessiz kalacağız.We'll stay quiet.
O gelmese bile, biz başlamak zorunda kalacağız.Even if he doesn't come, we'll have to begin.
Şu andan itibaren, biz daha az para harcamak zorunda kalacağız.From now on, we'll have to spend less money.
Telleri ayırmak zorunda kalacağız.We'll have to separate the wires.
Sanırım geç kalacağız.I think we're going to be late.
Yarından itibaren, akşam 9.00'a kadar açık kalacağız.Starting tomorrow, we'll stay open until 9:00 p.m.
Biz Tom'u daha yakından izlemek zorunda kalacağız.We're going to have to watch Tom more closely.
Çok sessiz olmak zorunda kalacağız.We'll have to be very quiet.
Akşam yemeğine geç kalacağız.We'll be late for dinner.
Taze meyve alamazsak onsuz yapmak zorunda kalacağız.If we can't get fresh fruit, we'll have to do without.
Eğer yağmur başlarsa biz bisiklete binmekten vazgeçmek zorunda kalacağız.If it starts raining we'll have to give up on our bike ride.

İlgili Sayfalar