Ana içeriğe geç
Sözlük

kalabilmek ile cümle

kalabilmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Tom uyanık kalabilmek için çok kahve içti.Tom drank a lot of coffee so he could stay awake.
Şirket ayakta kalabilmek için çabaladı.The company scrambled to stay afloat.
Hayatta kalabilmek için ne gerekiyorsa yapacağım.I'll do whatever it takes to survive.
Ayrıca çok ciddi bir hastalık geçirdi ve hayatta kalabilmek için ameliyat olması gerekti.He also fell ill and had to go through an operation to survive.
Bu yükseklikte yörüngede kalabilmek için 7.8 km/s yörünge hızı gerekir.To remain in orbit at this altitude requires an orbital speed of ~7.8 km/s.
Afganistan’da yanıkları TVYA’nın %60’ını geçen hastalar nadiren hayatta kalabilmektedir.In Afghanistan, people with more than 60% TBSA burns rarely survive.
Oyunda amaç, mümkün olduğunca uzun süre hayatta kalabilmektir.The object of the game is simply to survive as long as possible.
Bir canlı, hayatta kalabilmek için bir diğer canlıyı yiyor.The living eat the living to live.
Güzel kalabilmek için her türlü şeyi yapıyoruz.We do all kinds of things to remain beautiful.
Tüm deniz memelileri iletişimde kalabilmek için sesleri kullanırlar.All marine mammals use sound for communication to stay in touch.
Çünkü hepsi aynı neden için evrimleşti: hayatta kalabilmek.Because they evolved for the same reason: to survive predation.
Problem büyüdüğümüzde de sanatçı olarak kalabilmekte.The problem is to remain an artist as we grow up.
Çünkü dünyadaki bütün hükumetlerin, ayakta kalabilmek için paraya ihtiyaçları vardır.Because all governments across the world need money to survive.
Hayatta kalabilmek için bir balina bazı bilgilere sahip olmalıdır.To survive, a whale must know how to do things.
Bu yüzden günah işlemeye zorlandım. Yaşamak için günah işlemek. Sağ kalabilmek için günah işlemek.And therefore I was forced to sin, forced to sin to make a living, forced to sin to make a living.
Bu, insanların sadece oyunda kalabilmek için, borcu artırması, birikimlerini tüketmesidir.This is people expanding debt, drawing down their savings, just to stay in the game.
Burada hayatta kalabilmek için görünüşe göre bir dev olmak zorundasınızdırTo survive here it seems you need to be a monster
Bilirsiniz, bazen idealist kalabilmek için unutmak çok önemlidir.You know, sometimes forgetting is so important to remain idealistic.
Bu başarılara rağmen başbakanın, koltuğunda kalabilmek için sıkı bir mücadele vermesi gerekecek.Despite these successes, the prime minister will have to fight hard to keep his job.
AB sınırları içinde ayakta kalabilmek, daha yüksek bütçe gelirleri elde etmeyi gerektiriyor.Higher budget revenues are called for in order to cope with functioning inside the EU.
Ayakta kalabilmek ise teknoloji, yapı ve organizasyona bağlı.Survival depends on advancements in technology, structure and organisation.
Bu olduğu takdirde, PSD iktidarda kalabilmek için daha küçük partilere güvenmek zorunda kalacak.If that happens, PSD would be forced to rely on smaller parties to stay in power.
Eğer bu farklılıklar yararlı ise, yavrular daha olası bir şekilde hayatta kalabilmektedir.If those differences are helpful, the offspring is more likely to survive and reproduce.
Kışın, soğuk koşullarda hayatta kalabilmek için hibernakulum pozisyonuna geçer.In the winter, D. rotundifolia produces a hibernaculum to survive the cold conditions.
Kölelerin geri kalanı gibi, Kisyakbika da özgül kalabilmek için çabalıyordu.Like the rest of the slaves, Kisyakbika dreamed of freedom.
Kontes hamile kalabilmek için pek çok döllenme tedavisi geçirmek zorunda kaldı.Die Countess musste sich vielen Fruchtbarkeitsbehandlungen unterziehen, um schwanger zu werden.
Brooks şöyle demişti: "Birdenbire hit olan bir dizi kendi hayatta kalabilmek için mücadele ediyor.Brooks kommentierte: „Plötzlich kämpft eine Show, die ein großer Hit war, um ihr Überleben.
Tüm yaşayan şeyler canlı kalabilmek için kullanılabilir enerjiye ihtiyaç duyar.Lebewesen benötigen Energie, um leben zu können.
Oyunda amaç, mümkün olduğunca uzun süre hayatta kalabilmektir.Ziel ist es so lange wie möglich zu überleben.
Hayatta kalabilmek için kazanmak zorundadırlar.Es gibt Bemühungen, sie am Leben zu erhalten.
Oyunda amaç, mümkün olduğunca uzun süre hayatta kalabilmektir.Le but est en fait de survivre le plus longtemps possible.
Bellick, bir gece daha revirde kalabilmek için hemşireye yalvarır.D'ailleurs Charlotte passera une nuit à l'infirmerie.
Hayatta kalabilmek için, ölen arkadaşlarının cesetlerini yemeye karar verdiler.Para sobrevivir tuvieron incluso que alimentarse de los propios compañeros muertos.
Kontes hamile kalabilmek için pek çok döllenme tedavisi geçirmek zorunda kaldı.La reina tuvo ciertos problemas para quedar embarazada.
İnsanlar hayatta kalabilmek için temel dürtüleriyle hareket ederler.Desde entonces, los hombres se basan en sí mismos para sobrevivir.
An itibarı ile hasta olan ya da önceden hastalanmış bireyler sosyal stigmaya maruz kalabilmektedir.Por ejemplo, los que cometen delitos graves o llegan a depender de la asistencia social pueden ser deportados.
Oyunda amaç, mümkün olduğunca uzun süre hayatta kalabilmektir.Lo scopo del gioco è quello di sopravvivere il più a lungo possibile.
Afganistan’da yanıkları TVYA’nın %60’ını geçen hastalar nadiren hayatta kalabilmektedir.In Afghanistan, le persone con più del 60% di superficie corporea ustionata raramente sopravvivono.
Oyunda amaç, mümkün olduğunca uzun süre hayatta kalabilmektir.Целью игрока является прожить как можно дольше.
Hayatta kalabilmek için, ölen arkadaşlarının cesetlerini yemeye karar verdiler.Чтобы выжить, они были вынуждены есть тела погибших пассажиров.
Hayatta kalabilmek için kazanmak zorundadırlar.Им приходится зарабатывать себе на жизнь.
Ayrıca çok ciddi bir hastalık geçirdi ve hayatta kalabilmek için ameliyat olması gerekti.Ele também ficou doente e teve que passar por uma operação para sobreviver.
Direnişçiler hayatta kalabilmek için yerel halka bağımlıydılar.As pessoas dependiam deste local para sobreviver.
Hayatta kalabilmek için, ölen arkadaşlarının cesetlerini yemeye karar verdiler.Os sobreviventes tiveram que comer a carne de seus companheiros mortos para permanecerem vivos.
Kontes hamile kalabilmek için pek çok döllenme tedavisi geçirmek zorunda kaldı.A duquesa foi examinada por muitos médicos sem que a gravidez se confirmasse.
Oyunda amaç, mümkün olduğunca uzun süre hayatta kalabilmektir.In survival moet de speler het zo lang mogelijk zien te overleven.
Sadece ölmemek, hayatta kalabilmek için çabalarlar.Ze zullen niets anders doen dan wachten op hun dood.
Ülkenin doğu kıyıları belirli aralıklarla şiddetli tropikal fırtınalara ve siklonlara maruz kalabilmektedir.Madagaskar heeft door zijn ligging veel last van tropische stormen en passaatwinden.
Oyunda amaç, mümkün olduğunca uzun süre hayatta kalabilmektir.Celem graczy jest jak najdłuższe przeżycie.
Hayatta kalabilmek için kazanmak zorundadırlar.Muszą znaleźć sposób, by przeżyć.
3,5 saat havada kalabilmektedir.7,5 godz. w powietrzu).
Oyunda amaç, mümkün olduğunca uzun süre hayatta kalabilmektir.Övningens mål är att hålla den ställningen så länge som möjligt.
Sadece ölmemek, hayatta kalabilmek için çabalarlar.Вони повинні не тільки вижити і прийняти бій.
Oyunda amaç, mümkün olduğunca uzun süre hayatta kalabilmektir.В ньому гравець повинен якомога довше протримати свого персонажа живим.
Afganistan’da yanıkları TVYA’nın %60’ını geçen hastalar nadiren hayatta kalabilmektedir.V Afghánistánu osoby, které utrpěly popáleniny na více než 60 % těla, přežívají jen výjimečně.
Kontes hamile kalabilmek için pek çok döllenme tedavisi geçirmek zorunda kaldı.Královna měla problémy udržet těhotenství.
Direnişçiler hayatta kalabilmek için yerel halka bağımlıydılar.Luptătorii din rezistență au trebuit să obțină sprijinul populației civile pentru a supraviețui.
Afganistan’da yanıkları TVYA’nın %60’ını geçen hastalar nadiren hayatta kalabilmektedir.Afganisztánban a testfelszínük több mint 60%-án égett betegek ritkán élik túl sérülésüket.
Hayatta kalabilmek için, ölen arkadaşlarının cesetlerini yemeye karar verdiler.Az életben maradottak, túlélésük érdekében halott társaik húsát ették.
Sadece ölmemek, hayatta kalabilmek için çabalarlar.En tahdo kuolla, en vain jaksa elää.)
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod