kala ile cümle

kala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Beklemek ve görmek zorunda kalacaksın.You'll have to wait and see.
Onun 48 yaşında hamile kalabildiğine herkes çok şaşırmıştı.Everyone was just flabbergasted that she was able to get pregnant at 48.
Bu sınavda başarısız olursan, kursu tekrar etmek zorunda kalacaksın.If you flunk this exam, you'll have to repeat the course.
Yol kalabalık bu yüzden muhtemelen söz verilen zamanda varmayacağız.The road is crowded so we probably won't get in promised time.
Sanırım burada kalacağım.I think I'm going to stay here.
Sanıyorum burada kalacağım.I think I'm gonna stay here.
Gitarist kendini kalabalığın içine fırlattı.The guitarist threw himself into the crowd.
Sessiz olduğunuz sürece, burada kalabilirsiniz.As long as you keep quiet, you can stay here.
Kalacak bir yer arıyoruz.We are searching for a place to stay.
Onlar hızlı hareket etmek zorunda kalacaktı.They would have to move fast.
Komutan kalacaklarını söyledi.The commander said they would stay.
O onların her siyah adam serbest kalana kadar mücadele etmek istediklerini söyledi.He said they wanted to fight until every black man was free.
O teslim olmak zorunda kalacaktı.He would have to surrender.
Politikanın dışında kalacağına söz vermişti.He had promised to stay out of politics.
Lee'nin karargahında askerlerden oluşan bir kalabalık bekledi.A crowd of soldiers waited at Lee's headquarters.
Otobüs kalabalık oldu.The bus became crowded.
Bir kalabalık onu görmek için bekledi.A crowd waited to see him.
Muazzam bir insan kalabalığı bekledi.A huge crowd of people waited.
Öfkeli bir kalabalık ona bağırdı.An angry crowd screamed at her.
Kalabalıktan muazzam bir tezahürat patladı.A mighty cheer burst from the crowd.
John Quincy Adams kalabalıkla konuştu.John Quincy Adams spoke to the crowd.
Kalabalık birkaç dakika alkışladı.The crowd applauded for several minutes.
Diğer polisler kalabalığa ateş etmeye başladı.The other policemen began shooting at the crowd.
Batı Berlin, Sovyet kontrolü olmadan kalacaktı.West Berlin would remain free of Soviet control.
Batı Berlin Sovyet kontrolünden muaf kalacaktı.West Berlin would remain free of Soviet control.
Ben tanrıça Demeterin son kalan tapanıyım.I am the last remaining worshipper of the goddess Demeter.
Yarına kadar kalacağım.I'll stay until tomorrow.
Lütfen hayatınızın geriye kalanı için bu kelimeleri hatırlayın.Please, remember those words for the rest of your life.
Onlar geri kalanlardan çok farklı değil.They are not very different from anybody else.
O toplantıya geç kalacak.He'll be late for the meeting.
Tiyatro çok kalabalıktı.The theater was too crowded.
Evlilik,eğer insan gerçekle yüz yüze kalacaksa bir beladır fakat gerekli bir bela.Marriage, if one will face the truth, is an evil, but a necessary evil.
Onlar ne kadar zaman kalacaklar?How long will they stay?
Geç kalan senin çocukların.It's your children who were late.
Bana geç kalacaklar gibi görünüyor.It seems to me that they will be late.
Bir süre burada bizimle kalacaksın.For a while you will stay here with us.
Ana babasından miras kalan bir apartmana henüz taşındı.He just moved into an apartment he inherited from his parents.
O, o görevi tekrar yapmak zorunda kalacak.He will have to do that task again.
Ona nasıl sağlıklı kalacağını öğütledi.She advised him on how to stay healthy.
O, ona nerede kalacağını tavsiye etti.She advised him where to stay.
O, geç kalacağını söylemek için onu aradı.She called him to say that she'd be late.
O, geç kalacağını ona söylemek için aradı.She called to tell him that she'd be late.
Nasıl sağlıklı kalacağıyla ilgili ona onun tarafından nasihat edildi.She was advised by him on how to stay healthy.
Kalabalık bir trende dayanırken netbook kullanabilir miyim?Can I use a netbook while standing in a crowded train?
Sadece bana kızgın olduğunu düşündüm ve ailemin geriye kalanı ile değil.I thought you were only angry with me and not with the rest of my family.
Kalan tuz var mı?Is there salt left?
Silahta kalan parmak izleri şüphelininki ile uyuşuyor.The fingerprints left on the weapon match the suspect's.
Çocukluğunda ne yaparak harcadığın zaman hayatının geriye kalanını etkiler.What you spend time doing in your childhood affects the rest of your life.
Ne kadar süre beklemek zorunda kalacağımızı düşünüyorsun?How long do you think we'll have to wait?
Kalan yalnızca iki gün var.There's only two days left.
Geriye kalan sadece iki gün var.There are only two days left.
Ben sinemada bir çocuk kalabalığı gördüm.I saw a crowd of children at the cinema.
Yağmur yağarsa evde kalacağım.If it rains, I'll stay at home.
Yarın sabah geç kalacağımı size bildirmek istedim.I just want to let you know that I'll be late tomorrow morning.
Evsiz kalacağımı bir an bile asla hayal etmedim.I never for a moment imagined that I'd be homeless.
Baban gelinceye kadar seninle birlikte kalacağıma sana söz veriyorum.I promise you I'll stay with you until your father arrives.
Baban gelinceye kadar seninle kalacağıma söz veriyorum.I promise you I'll stay with you until your father arrives.
Hayatımın kalanını seninle geçirmek istiyorum.I'd like to spend the rest of my life with you.
Bu gece burada kalacağız gibi görünüyor.It looks like we're going to be staying here tonight.
Biraz geç kalacağız gibi görünüyor.It seems like we're going to be a little late.

İlgili Sayfalar