kala ile cümle
kala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Eğer istersen kekin geriye kalanını yiyebilirsin.It's OK to eat the rest of the cake if you want.
Lütfen bize hikayenin geri kalan kısmını anlat.Please tell us the rest of the story.
Seçeneğimiz yok. Sanırım yürümek zorunda kalacağız.We have no choice. I guess we'll have to walk.
Kızartmanın geriye kalanını yiyebilirsin.You can have the rest of the fries.
Tartın geriye kalanını yiyebilirsin.You can have the rest of the pie.
Geri kalanları alabilirsin.You can have the rest.
Geri kalan senin olabilir.You can have the rest.
Kalanları alabilirsiniz.You can have the rest.
Geceleyin burada kalabilirsin ama sabahleyin ayrılmak zorundasın.You may stay here for the night, but you'll have to leave in the morning.
Onunla ilgilenmek zorunda kalacaksın.You're going to have to deal with that.
Bu gece burada kalabilir miyim?Can I stay here tonight?
Listede kalan kelimelerin beşi isim.Of the remaining words on the list, five are nouns.
Tom çocuklara gürültü yapmadıkları sürece odada kalabileceklerini söyledi.Tom told the children that they could stay here in the room if they didn't make any noise.
Tom hayatının geriye kalan kısmında Boston'da kalmaya niyeti yok.Tom has no intention of staying in Boston for the rest of his life.
Tom hayatının geriye kalan kısmında Boston'da yaşamaya karar verdi.Tom has decided to live in Boston for the rest of his life.
Tom sınıfın geri kalanına ayak uydurmayı zor buluyor.Tom finds it difficult to keep up with the rest of the class.
Tom uzun süre kalamaz bu yüzden toplantıyı başlatalım.Tom can't stay for long so let's get the meeting started.
Tom geç kalacağını söylemek için ofisi aradı.Tom called the office to say that he'd be late.
Tom jambonun bir kısmını yedi, ve sonra geriye kalanını buzdolabına koydu.Tom ate part of the ham, and then put the rest into the refrigerator.
Tom Mary'yi geç kalacağını söylemek için aramadığından dolayı azarladı.Tom scolded Mary for not calling to say she'd be late.
Tom kalabalıkta Mary'nin görüntüsünü kaybetti.Tom lost sight of Mary in the crowd.
Tom Mary'nin geç kalacağını hissetti.Tom had a feeling that Mary would be late.
Tom geç kalacağını Mary'ye söylemek için aradı.Tom called to tell Mary that he'd be late.
Tom Mary'yi ona geç kalacağını söylemek için aradı.Tom called Mary to tell her he'd be late.
Bizimle istediğiniz kadar uzun süre kalabilirsiniz.You're welcome to stay with us as long as you want.
Ben uzun süre kalamam. Planlarım var.I can't stay long. I have plans.
Tom'un niçin geç kalacağıyla ilgili bir neden düşünemedim.I couldn't think of any reason why Tom would be late.
Kendisine karşı bölünmüş bir ev ayakta kalamaz.A house divided against itself cannot stand.
Gece için kalacak bir yere ihtiyacımız var.We need a place to stay for the night.
Sessiz olmak koşuluyla kalabilirsin.You can stay only if you are quiet.
Kalan işi çabucak bitirelim ve birkaç içki için dışarı gidelim.Let's quickly finish the remaining work and go out for some drinks.
Kalan işi çabucak bitirelim ve dışarı biraz içmeye gidelim.Let's quickly finish the remaining work and go out for some drinks.
Tom Mary'yi ne kadar beklemek zorunda kalacağını merak etti.Tom wondered how long he'd have to wait for Mary.
Tom, hayatının geri kalanını Mary ile geçirmek istedi.Tom wanted to spend the rest of his life with Mary.
Tom hayatının geri kalanını Amerika'da geçirmek istedi.Tom wanted to spend the rest of his life in America.
Tom bana eğer istersem kitabın bende kalabileceğini söyledi.Tom told me that I could keep the book if I wanted it.
Tom oldukça çok yemesine rağmen zayıf kalabiliyor gibi görünüyor.Tom seems to be able to stay thin even though he eats quite a bit.
Tom nasıl formda kalacağını gerçekten biliyor.Tom really knows how to stay in shape.
Tom pikniği iptal etmek zorunda kalabilir.Tom may have to cancel the picnic.
Tom partiyi iptal etmek zorunda kalabilir.Tom may have to cancel the party.
Tom birkaç dakika geç kalabilir.Tom may be a few minutes late.
Tom kalabalığın arasından ilerledi.Tom made his way through the crowd.
Tom her zaman son sözü söylemek zorunda kalan insan türüdür.Tom is the kind of person who always has to have the last word.
Tom kalabalığın arasından ite kalka yol açtı.Tom elbowed his way through the crowd.
Tom ömrünün geriye kalanını hapiste geçirmek istemiyor.Tom doesn't want to spend the rest of his life in jail.
Tom şirketin en yeni ürününü kalabalığa tanıttı.Tom demonstrated the company's newest product to the crowd.
Tom ayın sonundan önce Mary'yi ziyaret etmek zorunda kalacağına karar verdi.Tom decided that he would have to visit Mary before the end of the month.
Tom ders sırasında uyanık kalamadı.Tom couldn't stay awake during class.
Eğer ambulans biraz daha erken gelseydi Tom hayatta kalabilirdi.Tom could have survived if the ambulance had arrived a little sooner.
Tom büyükbabasından miras kalan parayla Mary için bir nişan yüzüğü aldı.Tom bought an engagement ring for Mary with money he inherited from his grandfather.
Tom bongosunu çalmaya başlar başlamaz çocuklardan oluşan bir kalabalığı çekti.Tom attracted a crowd of children as soon as he started playing his bongos.
Doktor Tom'a acıyla birlikte yaşamayı öğrenmek zorunda kalacağını söyledi.The doctor told Tom he'd just have to learn to live with the pain.
Sanırım sonunda Tom parasız kalacak ve eve geri gitmek zorunda kalacak.I imagine that Tom will eventually run out of money and have to go back home.
Acele etsek iyi olur, yoksa geç kalacağız.We'd better get a move on or we'll be late.
Kalacak bir yerin var mı?Do you have someplace to stay?
İnsan embesil olmaya maruz kalan tek hayvandır.Man is the only animal subject to becoming an imbecile.
Kalabalık tekrar için bağırdı.The crowd cried out for an encore.
Kalan süre nedir?What's the remaining time?
Geri dönmek zorunda kalacağız.We'll have to come back.
Onun yüzünde kalan üzüntü işaretini gördüm.I saw the mark of sadness that had remained on her face.