kala ile cümle
kala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Bir şeye uzun süre bağlı kalamaz.He can't stick to anything very long.
Ailenin geri kalanını taklit edebilir.He can imitate the rest of the family.
Toplantı için onun geç kalacağını düşünüyorum.I imagine he will be late for the meeting.
Muhtemelen okula geç kalacak.He is likely to be late for school.
O, ciddi şekilde kalabalığa hitap etti.He addressed the crowd gravely.
O kalabalık tarafından kuşatılmıştı.He was surrounded by the crowd.
O, kalabalığın içinde kayboldu.He disappeared into the crowd.
O, kalabalığın arasından geçti.He passed among the crowd.
Kalabalığın içinde güçlükle ilerledi.He muscled his way through the crowd.
O, kalabalığın arasından ite kalka geçti.He pushed his way through the crowd.
O kalabalığın arasında ağır ağır ilerledi.He cruised his way through the crowd.
O, hafta sonu amcasıyla kalacak.He is going to stay with his uncle for the weekend.
O, bir silah olmadan yapmak zorunda kalacak.He'll have to do without a gun.
Kalabalıkta cebini soydurdu.He had his pocket picked in the crowd.
Kalabalığın arasında yolunu açtı.He elbowed his way through the crowd.
O onu kalabalığın arasında koşarken gördü.She glimpsed him running through the crowd.
Kalabalıkta arkadaşını gözden kaybetti.He lost sight of his friend in the crowd.
Kalabalıkta gözden kayboldu.He disappeared in the crowd.
Kalabalıkta çabucak kayboldu.He lost himself quickly in the crowd.
Kalabalığa karışıp gitti.He made his way through the crowd.
O birkaç hafta Tokyo'da kalacak.He will stay in Tokyo for several weeks.
O dürüst bir adam ve her zaman öyle kalacak.He is an honest man and will always remain so.
O, geç kalabileceğinden korkuyor.He's afraid that he might be late.
Geç kalacağını söylemek için telefon etti.He called in to say that he'd be late.
Sanırım o geç kalacak.I suppose he will be late.
O uzun süre kalamaz.He can't stay long.
Onun trene geç kalabileceğinden korkuyorum.I fear that he may be late for the train.
Yarın erken kalkmak zorunda kalacak.He will have to get up early tomorrow.
Ben onlara yardım etmek zorunda kalacağım.I will have to help them.
Onlar kalabalıkta Tom'u buldular.They found Tom in the crowd.
Onlar kalabalığın arasında kendilerine yol açtılar.They made their way through the crowd.
Sanırım onlar geç kalacak.I think that they will be late.
Giderlerini kısmak zorunda kalacaklar.They will have to cut down their expenses.
Onun geliş haberi kalabalığı heyecanlandırdı.The news of her arrival excited the crowd.
O bu otelde kalamıyor, çünkü o, Kanada'ya geri gitti.She cannot be staying at this hotel, because she has gone back to Canada.
Kazada hayatta kalan tek kişiydi.She was the only one to survive the crash.
Herkes için yemek pişirmek zorunda kalacak.She will have to cook for everyone.
Kendi geçimini kazanmak zorunda kalacak.She will have to earn her own living.
O, kalabalıkta kendini kaybetti.She lost herself in the crowd.
O, kalabalıkta adının çağrıldığını duydu.She heard her name called out in the crowd.
Muazzam kalabalıkta arkadaşını gözden kaybetti.She lost sight of her friend in the huge crowd.
O geç kalabilir, bu durumda biz bekleyeceğiz.She may be late, in which case we will wait.
Akşam yemeğine geç kalacak.She will be late for dinner.
Gelecek ay işini bırakmak zorunda kalabilir.She may have to quit her job next month.
Uçak kolaylıkla geç kalabilir.The plane could easily be late.
Hafta boyunca daha az kalabalık görünüyor.It seems less crowded during the week.
Endişelenme. Ben seninle kalacağım.Don't worry. I'll stay with you.
Evde kalacağım.I'll stay home.
Her yıl buraya gelmek zorunda kalacağım.I'll have to come here every year.
Kalabalık trende boğulacağımı düşündüm.I thought I was going to suffocate on the crowded train.
Uyanık kalmak için biraz daha kahve içmek zorunda kalabilirim.In order to stay awake I may have to drink more coffee.
Yarın on saat çalışmak zorunda kalacağım.I'll have to study ten hours tomorrow.
Yarın dişçiye gitmek zorunda kalacaksın.You will have to go to the dentist's tomorrow.
Yarın gelmek zorunda kalacaksın.You'll have to come tomorrow.
Eğer yarın yağmur yağarsa, bütün gün evde kalacağım.If it rains tomorrow, I will stay at home all day.
Yarın ona gerçeği söylemek zorunda kalacağım.I'll have to tell her the truth tomorrow.
Hiçbir ziyaretçi akşam 9:00'dan sonra hastanede kalamaz.No visitor can remain in the hospital after 9 p.m.
O, bir arkadaşının evinde kalacak.He is going to stay at a friend's house.
Hayatın geriye kalan kısmını ideallerimin peşinde koşarak geçirmek istiyorum.I want to spend rest of the life pursuing my ideals.
Gelecek hafta her gün fazla çalışmak zorunda kalacağım.I'll have to work overtime every day next week.