kala ile cümle
kala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom'a geç kalacağımı bildir.Let Tom know I'll be late.
Bundan Tom'a bahsetmek zorunda kalabilirim.I may have to tell Tom about that.
Tom önümüzdeki üç hafta boyunca bizimle kalacak.Tom is going to be staying with us for the next three weeks.
Tom muhtemelen hayatının geri kalanını hapiste geçirecek.Tom is likely going to spend the rest of his life in jail.
Tom, Mary'nin geç kalacağını bildiğini söyledi.Tom said that he knew Mary was going to be late.
Tom, bunu yapmak zorunda kalamayabileceğini düşündüğünü söyledi.Tom said he thought I might not have to do that.
Tom'un geç kalacağından endişeli olan tek kişi ben miyim?Am I the only one worried that Tom will be late?
Tom, hayatının geri kalanında hapishanede olacak.Tom will be in prison for the rest of his life.
Tom, Mary'nin bunu yapmak zorunda kalacağını düşündüğünü söyledi.Tom said he thought Mary would have to do that.
Tom buna yapmaya alışmak zorunda kalacak.Tom is going to have to get used to doing that.
Tom günün geri kalanında dışarı çıkacak.Tom is going to be out for the rest of the day.
Tom'a ne kadar işten çıkarma tazminatı ödemek zorunda kalacağız?How much severance pay will we have to pay Tom?
Tom bu sabah işe geç kalacak.Tom is going to be late for work this morning.
Tom kendine daha iyi bakmak zorunda kalacak.Tom will have to take better care of himself.
Tom Boston'da kaç ay daha kalacak?How many more months will Tom stay in Boston?
Tom bunu yapmak zorunda kalabileceğimi düşündüğünü söyledi.Tom said he thought I might have to do that.
Tom Pazartesi gününe kadar Boston'da kalacak.Tom is going to stay in Boston until Monday.
Tom bir süre burada kalacak.Tom is going to be staying here for a while.
Tom önümüzdeki ekim'e kadar evsiz kalacak.Tom is going to be homeless by next October.
Tom önümüzdeki ay bizimle Boston'da kalacak.Tom will stay in Boston with us next month.
Tom kendi başına bununla ilgilenmek zorunda kalacak.Tom will have to deal with that on his own.
Tom çok geç kalacağını söyledi.Tom said that he was going to be very late.
Tom yerde yatmak zorunda kalacak.Tom is going to have to sleep on the floor.
Tom her şeyin bedelini ödemek zorunda kalacak.Tom is going to have to pay for everything.
Bu gece Tom burada bizimle kalacak.Tom is going to stay here with us tonight.
Tom üç hafta burada kalacak.Tom is going to stay here for three weeks.
Tom bunu başka yerde yapmak zorunda kalacak.Tom is going to have to do that elsewhere.
Tom hayatının geri kalanını Boston'da geçirdi.Tom spent the rest of his life in Boston.
Tom buna alışmak zorunda kalacak.Tom will have to get used to doing that.
Tom, Mary'nin geç kalacağını söyledi.Tom said that Mary was going to be late.
Tom bugün eve yürümek zorunda kalacak.Tom is going to have to walk home today.
Tom da bunu yapmak zorunda kalacak.Tom is going to have to do that as well.
Tom onun yaptığı ile yaşamak zorunda kalacak.Tom will have to live with what he did.
Tom Mary'nin geç kalacağını düşündüğünü söyledi.Tom said he thought Mary would be late.
Tom'un geç kalacağı oldukça açık.It's quite clear that Tom will be late.
Tom Mary'nin geç kalacağını düşündü.Tom thought Mary was going to be late.
Tom kendi başına gitmek zorunda kalacak.Tom is going to have to go by himself.
Tom bunu tekrar yapmak zorunda kalacak.Tom is going to have to do that again.
Tom akşam yemeği için kalacak.Tom is going to be staying for dinner.
Bir gün bunu yapmak zorunda kalacağım.Someday, I'm going to have to do that.
Tom'un çok uzun süre kalacağını sanmıyorum.I don't think Tom will stay very long.
Tom bundan daha iyisini yapmak zorunda kalacak.Tom will have to do better than that.
Tom Mary'nin muhtemelen geç kalacağını biliyor.Tom knows Mary will probably be late.
Tom'un kalacak bir yere ihtiyacı olacak.Tom is going to need a place to stay.
Bu gece kalacak bir yerim yok.I don't have a place to stay tonight.
Tom her şeyi ödemek zorunda kalacak.Tom will have to pay for everything.
Tom akşam yemeğine geç kalacak.Tom is going to be late for dinner.
Tom bir hastaneye gitmek zorunda kalacak.Tom will have to go to a hospital.
Tom bugün eve yürümek zorunda kalabilir.Tom might have to walk home today.
Tom bu gece burada kalacak.Tom is going to stay here tonight.
Tom bunu yapmayı bırakmak zorunda kalacak.Tom will have to stop doing that.
Tom Mary'nin geç kalacağını öngördü.Tom predicted Mary would be late.
Tom bir süre kalacak.Tom will be staying for a while.
Eğer gidersen Tom yalnız kalacak.Tom will be lonely if you leave.
Tom muhtemelen yalnız kalacak.Tom is likely going to be alone.
Sadece sabırlı olmak zorunda kalacaksın.You'll just have to be patient.
Tom akşam yemeği için kalacağını söylüyor.Tom says he'll stay for dinner.
Tom daha fazla çalışmak zorunda kalacak.Tom will have to study harder.
Bir gün bunu yapmak zorunda kalacağımSomeday, I'll have to do that.
Bunu bir gün yapmak zorunda kalacağım.I'll have to do that someday.