kala ile cümle
kala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Bunu yapmak zorunda kalabileceğimi biliyordum.I knew I might have to do that.
Tom, Mary'nin bunu yapmak zorunda kalacağını düşünmedi.Tom didn't think Mary would have to do that.
Tom, Mary'nin kalacak bir yeri olmadığını söyledi.Tom said Mary didn't have a place to stay.
Tom uyanık kalamadı.Tom wasn't able to stay awake.
Tom'un Mary'nin bunu yapmasına yardım etmek zorunda kalacağını biliyorum.I know Tom will have to help Mary do that.
Tom, Mary'e ona geç kalacağını söylemek için mesaj gönderdi.Tom texted Mary to tell her he'd be late.
Fransızca okumak zorunda kalabilirim.I may have to study French.
Boston'a gitmek zorunda kalabilirim.I may have to go to Boston.
Geç kalacağımı sanmıyorum.I don't think I'll be late.
Mary giderse Tom yalnız kalacak.Tom is going to be lonely if Mary leaves.
Geç kalacağımı düşünmedim.I didn't think I'd be late.
Eğer istiyorsan kalabilirim.I can stay if I want me to.
Eğer istersem kalabilirsin.You can stay if I want to.
Hiç kalan şeker var mı?Is there any sugar left?
Tom Mary'nin geç kalacağını düşünmüyor.Tom doesn't think Mary will be late.
Tom Mary'nin geç kalacağını düşünmemişti.Tom didn't think Mary would be late.
Bunu yapmak zorunda kalacaksın.You'll have to do that.
Eğer istersen kalabilirim.I can stay if you want.
Tom Mary'nin geç kalacağını düşünüyordu.Tom thought Mary would be late.
Tom Mary'nin geç kalacağını düşünüyor.Tom thinks Mary will be late.
Sen burada kalabilirsin.You may stay here.
Biraz geç kalacağım.I'm going to be a little late.
Tom bunu tekrar yapmak zorunda kalamayabileceğini düşündü.Tom thought he might not have to do that again.
Muhtemelen bu hafta sonu evde kalacağım.I'll probably stay at home this weekend.
Tom'a beladan uzak kalacağımı söyledim.I told Tom I'd stay out of trouble.
Tom pazartesine kadar Boston'da kalacak.Tom will stay in Boston until Monday.
Tom bunu yapmak zorunda kalabileceğimi düşündü.Tom thought I might have to do that.
Tom biraz daha beklemek zorunda kalabilir.Tom might have to wait a bit longer.
Geç kalan tek kişi Tom değil.Tom isn't the only one who was late.
Tom'un geç kalacağını bilmiyordum.I didn't know Tom would be late.
Tom geç kalacak gibi görünüyor.It looks like Tom will be late.
Yemeğe başka kimler kalacak?Who else will be eating with us?
Hâlâ Tom ile kalabiliyor musun?Can you still stay with Tom?
Tom neden daha uzun kalamıyor?Why can't Tom stay longer?
Tom, Mary'ye bulunduğu yerde kalacağını ve onu bekleyeceğini söyledi.Tom told Mary he'd stay where he was and wait for her.
Tom, Mary'ye lobide kalacağını ve onu bekleyeceğini söyledi.Tom told Mary he'd stay in the lobby and wait for her.
Tom, Mary'nin bu öğleden sonra bunu yapmak zorunda kalabileceğini düşünüyordu.Tom thought Mary might have to do that this afternoon.
Tıpkı ger kalanımız gibi, Tom yakında Mary'yi küçümseyecek.Tom will soon despise Mary, just like the rest of us.
Tom bana evde kalacağını söyledi.Tom told me he'd stay home.
Tom Mary'nin bunu tek başına yapmak zorunda kalabileceğini düşündü.Tom thought Mary might have to do that by herself.
Tom Mary'nin geç kalacağına dair benimle otuz dolara bahse girdi.Tom bet me thirty dollars that Mary would be late.
Bunu yalnız yapmak zorunda kalacağım.I'll have to do that alone.
Tom beklemek zorunda kalacağını biliyordu.Tom knew he'd have to wait.
Tom, Mary'nin pazartesi günü bunu yapmak zorunda kalabileceğini düşündü.Tom thought Mary might have to do that on Monday.
Tom bana Mary'nin geç kalacağını düşündüğünü söyledi.Tom told me that he thought Mary would be late.
Geç kalacağımı bilmiyordum.I didn't know I'd be late.
Tom Mary'nin birkaç gün daha kalacağını umuyor.Tom hopes Mary will stay for a few more days.
Burada seninle kalabilir miyim?May I stay here with you?
Hilton'da kalalım.Let's stay at the Hilton.
Tom Mary'nin bunu yapmak zorunda kalabileceğini düşündü.Tom thought Mary might have to do that.
Seninle kalayım.Let me stay with you.
Tom ve Mary yemek için kalacaklar.Tom and Mary will stay for dinner.
Tom beklemek zorunda kalabilir.Tom may have to wait.
Seninle kalabilir miyim?Can I stay with you?
Tom Mary'nin geç kalacağına dair benimle bahse girdi.Tom bet me Mary would be late.
Sami doğal hayatının geri kalanında hapishanede kalacak.Sami will remain in jail for the rest of his natural life.
Sami bu belgeyi imzalamak zorunda kalacak.Sami will have to sign this document.
Sami bu dökümanı imzalamak zorunda kalacak.Sami will have to sign this document.
Mary onu kendi başına yapmak zorunda kalacak.Mary will have to do that herself.
Lütfen Tom'a geç kalacağımı söyle.Please tell Tom that I'll be late.