kala ile cümle
kala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Onu tekrar yapmak zorunda kalacağız.We're going to have to do that again.
Tom sadece Mary'den bunu bizim için yapmasını istemek zorunda kalacak, değil mi?Tom will just have to ask Mary to do that for us, won't he?
Onu tekrar yapmak zorunda kalacaksınız.You'll have to do that again.
Bunu tek başınıza yapmak zorunda kalacaksınız.You'll have to do that by yourself.
Eski ordudan geriye kalan, mevcut düzeni destekliyor ve belki de önde götürüyor.A remnant of the old army is supporting and perhaps leading the current chaos.
Tom yapmak istemese bile onu yapmak zorunda kalacak.Tom will have to do that even if he doesn't want to.
Küçük bir kalabalık ortaya çıktı.A small crowd appeared.
Tom, ona borçlu olduğum paranın geri kalanına ihtiyacı olduğunu söyledi.Tom said he needed the rest of the money that I owe him.
Tom bunu başka bir yerde yapmak zorunda kalacak.Tom will have to do that somewhere else.
Tom muhtemelen geç kalacağı fark etti.Tom realized he was likely to be late.
Tom Mary'nin muhtemelen geç kalacağını düşünüyor.Tom thinks Mary will probably be late.
Tom bunu tek başına yapmak zorunda kalacak.Tom is going to have to do that by himself.
Tom muhtemelen geç kalacağını bilmiyordu.Tom didn't know he was likely to be late.
Tom, kalabalığın içinde Mary'yi göremedi.Tom wasn't able to see Mary in the crowd.
Tom, Mary'nin geç kalacağını biliyordu.Tom knew Mary was going to be late.
Tom'un bunu yapmak zorunda kalan kişi olacağını düşündüm.I thought Tom was going to be the one who had to do that.
Tom onu kendi başına yapmak zorunda kalacak.Tom will have to do that on his own.
Tom onu yalnız başına yapmak zorunda kalacak.Tom will have to do that by himself.
Korkarım orada kalabalık olacak.I'm afraid it's going to be crowded there.
Korkarım orası kalabalık olacak.I'm afraid it's going to be crowded there.
Tom onu başka bir yerde yapmak zorunda kalacak.Tom will have to do that elsewhere.
Umarım Tom bütün hafta burada kalabilir.I hope Tom can stay here all week.
Umarım Tom gelecek yaz birkaç hafta bizimle kalabilir.I hope Tom can stay with us for a couple of weeks next summer.
Tom onu kendisi yapmak zorunda kalacak.Tom will have to do that himself.
Tom da onu yapmak zorunda kalacak.Tom will have to do that as well.
Sami ömrünün geri kalanını hapiste geçirecek.Sami is gonna spend the rest of his life in jail.
Sami hayatının geri kalanında burada kalacak.Sami is gonna stay here for the rest of his life.
Sona kalan dona kalır.The ones who come late get the bones.
Öğle yemeği için kalamayız.We can't stay for lunch.
Tom geriye kalanımızdan daha yaşlı.Tom is older than the rest of us.
Benim odamda kalabilirsin.You can stay in my room.
Belki de bizimle kalabilirsin.Maybe you could stay with us.
Geç kalabilirim.I might be late.
Kısa süre içinde kaza yerinde büyük bir kalabalık toplandı.mıştı.A big crowd had soon gathered at the scene of the accident.
Tom bunu yapmak zorunda kalabilir.Tom might have to do that.
Tom bunu tekrar yapmak zorunda kalabilir.Tom might have to do that again.
Tom Boston'a geri gitmek zorunda kalabilir.Tom may have to go back to Boston.
Ekim ayına kadar Boston'da kalabilirimI might stay in Boston until October.
Tom bugün de geç kalacak.Tom is going to be late today, too.
Tom gelecek pazartesine kadar burada kalacak.Tom will stay here till next Monday.
Tom gelecek pazartesiye kadar burada kalacak.Tom will stay here till next Monday.
Tom ile Boston'da kalacağım.I'll stay in Boston with Tom.
Tom'un erken ayrılmak zorunda kalacağını anlamadım.I didn't realize Tom was going to have to leave early.
Tom ve ben hayatımızın geri kalanını birlikte geçirmek istiyoruz.Tom and I want to spend the rest of our lives together.
Hayatımın geri kalanını hapiste geçirmek istemiyorum.I don't want to spend the rest of my life in jail.
Bence Tom geç kalacak.I think Tom will late.
Tom'un yalnız kalacağından çok ciddi bir şekilde şüpheliyim.I doubt very seriously that Tom will be lonely.
Burada ne kadar süre kalacağımızı bilmek istiyorum.I want to know how long we're going to be here.
Benden istediğin kadar yanında kalabilirim.I can stay with you as long as you want me to.
İstersen Boston'da bizimle kalabilirsin.You could stay with us in Boston if you want.
Birkaç gün daha Boston'da kalabiliriz.We may stay in Boston for a few more days.
İstersen bu gece burada kalabilirsin.You may stay here tonight, if you like.
Gelecek hafta Boston'a gitmek zorunda kalabilirsiniz.You may have to go to Boston next week.
Tom'un geç kalacağını sanıyordum.I thought Tom was going to be late.
Keşke Boston'da daha uzun süre kalabilsek.I wish we could stay in Boston longer.
Tom, Boston'da kalacağını söyledi mi?Did Tom say he'd stay in Boston?
Tom bunu bir daha yapmak zorunda kalabilir.Tom might even have to do that again.
Tüm hafta boyunca Boston'da kalacak mısın?Will you stay in Boston all week?
Tom uzun süre kalacağını sanmıyor.Tom doesn't expect to stay too long.
Tom bunu yarın yapmak zorunda kalacak.Tom will have to do that tomorrow.