kala ile cümle
kala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Akşam yemeği için kalabilirsin.You can stay for dinner.
Tom istediği sürece Boston'da kalamadı.Tom wasn't able to stay in Boston as long as he wanted to.
Eğer burada kalamazsam, kalacak başka bir yer bulmam gerekiyor.If I can't stay here, I need to find somewhere else to stay.
Boston'a gitmiyorum. Burada kalacağım ve öğretmenlik yapacağım.I'm not going to Boston. I'm going to stay here and teach.
Biz geç kalacağız.We're gonna be late.
Korkarım çiçekleri götürmek zorunda kalacaksın.I'm afraid you'll have to take the flowers away.
Bu çiçekler burada kalamaz.These flowers can't stay here.
Biz gerçekten Tom'un birkaç gün kalacağını düşündük.We really thought Tom was going to stay for a few days.
Tom kalamayacağını biliyordu.Tom knew he couldn't stay.
Derslerime geç kalacağım.I'll be late for my classes.
Hapishaneler aşırı kalabalıktır.Prisons are overcrowded.
Fadıl paranın geri kalanını istedi.Fadil wanted the rest of the money.
Fadıl, ölüm cezası ile karşı karşıya kalabileceğini öğrendiğinde fikrini değiştirdi.Fadil changed his mind when he learned that he could face the death penalty.
Keşke Fadıl bütün hafta burada kalabilseydi.I wish Fadil could stay here all week.
Onu yapmak için Tom'a ne kadar ödemek zorunda kalacağız?How much are we going to have to pay Tom to do that?
Keşke Tom burada bütün hafta kalabilse.I wish Tom could stay here all week.
Keşke Tom daha uzun süre kalabilseydi.I wish Tom could stay longer.
Ben geç kalabilirim.I may be late.
Eve gidip orada kalacaksın.You will go home and stay there.
Tom'un evinde ne kadar kalabileceğini düşünüyorsun?How long do you think you can stay at Tom's house?
Tom ve Mary nasıl aynı odada kalabilirler?How could Tom and Mary even stay in the same room?
Tom ne kadar süre kalacak?How long will Tom be staying?
Tom hapishanede daha ne kadar kalacak?How much longer will Tom be in prison?
Tom Boston'da kaç gün kalacak?How many days will Tom stay in Boston?
Evimizi satmak zorunda kalacağız.We're going to have to sell our house.
Ne kadar süre burada kalabilirim?How much longer can I stay here?
Boston'da ne kadar kalacağın sana bağlı.How long you stay in Boston is up to you.
Tom gece benimle kalabilir.Tom can stay the night with me.
Nasıl bu kadar iyimser kalabiliyorsun?How are you able to remain so optimistic?
Onu yapmak zorunda kalacağız.We're going to have to do that.
Yardımın olmadan hayatta kalamam.I won't survive without your help.
Bir konuşma yapmak zorunda kalabilirim.I may have to give a speech.
Hayatta kalabilmek için ne gerekiyorsa yapacağım.I'll do whatever it takes to survive.
O konuda ne kadar düşünmek zorunda kalacağım?How long do I have to think about it?
Burada ne kadar kalabileceğimizi düşünüyorsun?How long do you think we can stay here?
Takım arkadaşlarımın kalanı kadar genç değilim.I'm not as young as the rest of my teammates.
Acele etmezsen geç kalacağız.If you don't hurry, we're going to be late.
Ne olursa olsun, seninle kalacağım.No matter what happens, I'll stay with you.
Uzun süre kalamam.I can't stay long.
Birkaç hafta Tom ile kalabilirim.I can stay with Tom for a couple of weeks.
Fadıl tek kalan kişiydi.Fadil was the only one left.
Kendim gitmek zorunda kalacağım.I'll have to go myself.
Çok geç kalacağım.I'm gonna be so late.
Hindistan kalabalık nüfuslu bir ülkedir.India is a populous country.
Tom'un kalacak bir yere ihtiyacı var.Tom needs a place to stay.
Leyla hamile kalabilir.Layla might get pregnant.
Beklemek zorunda kalacağım.I'll have to wait.
Tom, Mary'e akşam yemeğine geç kalacağını bildirmek için mesaj attı.Tom texted Mary to let her know that he was going to be late for dinner.
Tom, Mary'e geç kalacağını bildirmek için mesaj gönderdi.Tom texted Mary to let her know that he was going to be late.
Kalmamı istediğin sürece seninle kalabilirim.I can stay with you for as long as you want me to.
Tom sınıfın geri kalanına yetişmek için elinden geleni yaptı.Tom did his best to catch up with the rest of the class.
Bunu yapmak zorunda kalacak kişi benim.I'm the one who's going to have to do that.
Yarına kadar beklemek zorunda kalacaksın.You'll have to wait until tomorrow.
Artık burada kalamayız.We can't stay here any longer.
Bütün gece ayakta kalamadım.I wasn't able to stay up all night.
Tom yarın geç kalabileceğini söyledi.Tom said that he might be late tomorrow.
Tom geri kalanımızdan daha akıllı.Tom is smarter than the rest of us.
Ben muhtemelen geç kalacağım.I'm likely to be late.
Bütün hayatta kalanları öldür.Kill all the survivors.
Tom, Mary'ye onu tek başına yapmak zorunda kalacağını söyledi.Tom told Mary that she would have to do that by herself.