kala ile cümle
kala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sana geç kalacağımızı söyledim.I told you we'd be late.
Onlara geç kalacağımızı söyledim.I told them we'd be late.
Ona geç kalacağımızı söyledim.I told him we'd be late.
Onlarla konuşmak zorunda kalacaksın.You'll have to talk to them.
Benimle konuşmak zorunda kalacaksın.You'll have to talk to me.
Onunla konuşmak zorunda kalacaksın.You'll have to talk to him.
Bunu onlara söylemek zorunda kalacağım.I'll have to mention it to them.
Bunu ona söylemek zorunda kalacağım.I'll have to mention it to him.
Onlara söylemek zorunda kalacak mısın?Will you have to tell them?
Onlara söylemek zorunda kalacağım.I'm going to have to tell them.
Ona söylemek zorunda kalacağım.I'm going to have to tell him.
Seni benimle götürmek zorunda kalacağım.I'll have to take you with me.
Onları benimle götürmek zorunda kalacağım.I'll have to take them with me.
Onu benimle götürmek zorunda kalacağım.I'll have to take him with me.
Şimdi seni eve götürmek zorunda kalacağım.I have to take you home now.
Şimdi onları eve götürmek zorunda kalacağım.I have to take them home now.
Onlardan kurtulmak zorunda kalabilirim.I may have to get rid of them.
Ondan kurtulmak zorunda kalabilirim.I may have to get rid of him.
Burada kalalım.Let us stay here.
Bize yardımcı olmak zorunda kalabilirsin.You may have to help us.
Siz onlara yardım etmek zorunda kalabilirsinizYou may have to help them.
Siz bana yardım etmek zorunda kalabilirsiniz.You may have to help me.
Siz ona yardım etmek zorunda kalabilirsiniz.You may have to help him.
Biz onlara yardım etmek zorunda kalabiliriz.We may have to help them.
Onlara yardım etmek zorunda kalabilirim.I may have to help them.
Sanırım bize yardım etmek zorunda kalacaksın.I think you'll have to help us.
Sanırım onlara yardım etmek zorunda kalacaksın.I think you'll have to help them.
Sanırım bana yardım etmek zorunda kalacaksın.I think you'll have to help me.
Sanırım onlara yardım etmek zorunda kalacağız.I think we'll have to help them.
Sanırım ona yardım etmek zorunda kalacağız.I think we'll have to help him.
Ona yardım etmek zorunda kalabilirim.I may have to help him.
Burada kalacağım ve sana yardım edeceğim.I'll stay here and help you.
Burada kalacağım ve onlara yardım edeceğim.I'll stay here and help them.
Burada kalacağım ve ona yardım edeceğim.I'll stay here and help him.
Onları kovmak zorunda kalabilirim.I may have to fire them.
Onu kovmak zorunda kalabilirim.I may have to fire him.
Bunu onlara sormak zorunda kalacaksın.You'll have to ask them that.
Sanırım Tom'a yardım etmek zorunda kalacaksın.I think you'll have to help Tom.
Tom'a yardım etmek zorunda kalabiliriz.We may have to help Tom.
Onu Tom için yapmak zorunda kalacağımı umuyorum.I expect I'll have to do that for Tom.
Tom Mary'ye yardım etmek zorunda kalabilir.Tom may have to help Mary.
Burada kalacağım ve TV izleyeceğim.I'm going to stay here and watch TV.
Bademciklerimi aldırmak zorunda kalabilirim.I might have to get my tonsils out.
Tom geç kalabileceğinden endişeliydi.Tom was worried that he might be late.
Kuralları belirlemek istiyorsan, onlara kendin uymak zorunda kalacaksın.If you want to set the rules, you'll have to follow them by yourself.
Ne yazık ki, biz onun işinin geri kalanını bilmiyoruz.Unfortunately, we don't know the rest of his work.
Ne yazık ki, biz onun eserlerinin geri kalanına aşina değiliz.Regrettably, we aren't familiar with the rest of her works.
Polis kalabalığı kontrol ediyordu.The police were controlling the crowd.
Kalabalık polis tarafından tahliye edildi.The crowd was evacuated by the police.
Tom, Mary'yi grubun geri kalanına tanıttı.Tom introduced Mary to the rest of the group.
Tom ve kalan soyguncular bir metro istasyonunda buluştular.Tom and the rest of the robbers rendezvoused at a subway station.
Dan annesinden miras kalan arazi üzerinde vergilendirilmek istemiyordu.Dan didn't want to be taxed on the land he inherited from his mother.
Dan, Linda'ya alkolden uzak kalacağına dair söz verdi.Dan promised Linda to stay away from alcohol.
Üç ay boyunca orada kalacağız.We'll stay there for three months.
Bizimle ne kadar kalacaksın?How long will you be staying with us?
Bizimle kalacak mısın?Will you be staying with us?
Mağaza o kadar kalabalıktı ki Tom ve Mary birbirlerini gözden kaybettiler.The store was so crowded that Tom and Mary lost sight of each other.
Dan kalabalık üzerine ateş açtı.Dan opened fire on the crowd.
Dan bu ülkenin bir vatandaşı ve sonsuza dek burada kalacak.Dan is a citizen of this country and he will stay here forever.
Dan parasının geri kalanını istedi.Dan wanted the rest of his money.