kala ile cümle

kala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom biraz geç kalabilir.Tom might be a little late.
Tom geç kalan tek kişiydi.Tom was the only one who was late.
Sanırım Tom'a yardım etmek zorunda kalacağız.I think we'll have to help Tom.
Tom buraya tekrar gelmek zorunda kalacağını hiç düşünmedi.Tom never thought he'd have to come back here again.
Tom hayatının geri kalanını hapishanede geçirmek istemiyor.Tom doesn't want to spend the rest of his life in prison.
Yapmak için kalan çok şey var.There's so much left to do.
Yapmak için kalan bir şey yoktu.There was nothing left to do.
Tom'la konuşmam gerekiyor. Geriye kalanınız gidebilir.I need to talk to Tom. The rest of you may go.
Maalesef bir yardım olmadan bunu yapmak zorunda kalacaksın.I'm afraid you're going to have to do this without any help.
Sanırım daha çok çalışmak zorunda kalacağım.I guess I'll have to try harder.
Sanırım biraz daha beklemek zorunda kalacağım.I guess I'll have to wait a little longer.
Doktor birkaç hafta yatakta kalmak zorunda kalacağını söylüyor.The doctor says you're going to have to stay in bed for a few weeks.
Hayatta kalan yok.There are no survivors.
Sanırım birkaç saat daha kalacağız.I think we'll stay for a couple more hours.
Sanırım birkaç gün daha kalacağım.I think I'll stay for a few more days.
Bana geri kalanını anlat.Tell me the rest.
Bugün her yer kalabalık olacak.It'll be crowded everywhere today.
Tom bugün geç kalabilir.Tom might be late today.
Zaten kalacak bir yerin olduğunu düşündüm.I thought that you already had a place to stay.
Kalamayacağımı düşünüyorum.I think I can't stay.
Tom neden kalamadığını Mary'nin anlamasını istiyordu.Tom wanted Mary to understand why he couldn't stay.
Bana hikayenin geri kalanını anlat.Tell me the rest of the story.
Tom'un geç kalacağını sana söylemedim mi?Didn't I tell you Tom would be late?
Tom'un geç kalacağını sana düşündüren nedir?What makes you think Tom will be late?
Tom'un geç kalacağını söyledin mi?Did you say Tom was going to be late?
Tom Boston'da ne kadar kalacak?How long will Tom stay in Boston?
Buna ne kadar süre katlanmak zorunda kalacağız?How long will we have to put up with this?
Hiç hayatta kalan var mı?Are there any survivors?
Hiç hayatta kalan var mıydı?Were there any survivors?
Öğrencilerin geri kalanı nerede?Where are the rest of the students?
Tom bizimle ne kadar kalacak?How long will Tom stay with us?
Otobüs son derece kalabalıktı.The bus was awfully crowded.
Büyük bir kalabalık caddede toplanmıştı.A large crowd had gathered on the street.
Bugün evde mi kalacaksın yoksa okula mı gideceksin?Will you stay at home or go to school today?
Bu akşam tüm gece uykusuz kalacağım gibi görünüyor.It seems I'll be staying up all night tonight.
2.30'a kadar kalabilir misin?Can you stay till 2:30?
Bunu kendin yapmak zorunda kalacaksın.You're going to have to do it yourself.
Burada seninle birlikte kalayım.Let me stay here with you.
Hala hayatının geri kalanını geçirmek istediğin kişinin ben olduğumu düşünüyor musun?Do you still think I'm the one you want to spend the rest of your life with?
Tom Mary'nin bir süre Boston'da kalacağını umuyordu.Tom hoped Mary would stay in Boston for a while.
Beklemek zorunda kalacak mıyız?Will we have to wait?
Tom yarın çalışmak zorunda kalacak.Tom will have to work tomorrow.
Kalacak mısın, Tom?Will you stay, Tom?
Tom'a dikkat etmek zorunda kalacaksın.You'll have to look out for Tom.
Tom'a yardım etmek zorunda kalacağız.We're going to have to help Tom.
Tom'u uyarmak zorunda kalacağım.I'll have to warn Tom.
Bugün geç kalacağım.I'll be late today.
Tom eğer isterse bizim evde kalabilir.Tom could stay at our house if he wants to.
Tom eğer isterse birkaç hafta bizim evde kalabilir.Tom could stay at our house for a couple of weeks if he needs to.
Er ya da geç, Bunu yapmaktan vazgeçmek zorunda kalacağım.Sooner or later, I'll have to stop doing this.
Hayatta kalacağımı düşünüyor musun?Do you think I'll survive?
Yakında bizim ahırı boyamak zorunda kalacağız.We're going to have to paint our barn soon.
Yakında gitmek zorunda kalacağız.We're going to have to leave soon.
Yakında evimizi boyatmak zorunda kalacağız.We're going to have to have our house painted soon.
Planımı değiştirmek zorunda kalacağım.I'm going to have to change my schedule.
Biz planlarımızı değiştirmek zorunda kalacağız.We're going to have to change our plans.
Paramın geriye kalanı nerede?Where's the rest of my money?
Pazartesiye kadar kalabilir misin?Can you stay till Monday?
Tom muhtemelen pazartesiye kadar kalabileceğimi düşünüyordu.Tom probably thought I could stay until Monday.
Tom'u benimle götürmek zorunda kalacağım.I'll have to take Tom with me.

İlgili Sayfalar