kala ile cümle

kala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sadece beklemek zorunda kalacağız.We'll just have to wait.
Muhtemelen eve erken gitmek zorunda kalacağız.We'll probably have to go home early.
Muhtemelen yarın Tom'a yardım etmek zorunda kalacağız.We'll probably have to help Tom tomorrow.
Gece burada kalacağız.We'll remain here for the night.
Çağırılıncaya kadar burada kalacaksın.You will remain here until you are summoned.
İkiniz de bundan daha iyisini yapmak zorunda kalacaksınız.You'll both have to do better than that.
Bundan daha iyisini yapmak zorunda kalacaksın.You'll have to do better than that.
Onu kendin yapmak zorunda kalacaksın.You'll have to do it yourself.
İşleri bizim usulümüzle yapmak zorunda kalacaksın.You'll have to do things our way.
Gelecek hafta Tom'la buluşmak için Boston'a gitmek zorunda kalacaksın.You'll have to go to Boston to meet Tom next week.
Acele etmezsen muhtemelen işe geç kalacaksın.You'll probably be late for work if you don't hurry.
Yaptığınla yaşamak zorunda kalacaksın.You're going to have to live with what you did.
Dersleri atlamayı bırakmak zorunda kalacaksın.You're going to have to quit skipping classes.
Daha çok denemek zorunda kalacaksın.You're going to have to try harder.
Saldırıdan hayatta kalan tek kişisin.You're the only one to survive the attack.
Tom geç kalacağını söylemek için aradı.Tom called to say that he'd be late.
Tom geriye kalanımızdan daha iyi Fransızca konuşabilir.Tom can speak French better than the rest of us.
Tom eğer isterse burada biraz daha kalabilir.Tom can stay here a little longer if he wants to.
Tom bütün gece uyanık kalan tek kişidir.Tom is the only one who remained awake all night.
Tom kalan birayı lavaboya döktü.Tom poured the remaining beer into the sink.
Tom geç kalabileceğini fark etti.Tom realized that he might be late.
Tom uzun süre kalamayacağını söylüyor.Tom says he can't stay long.
Tom gecenin geri kalanını Mary'yi düşünerek geçirdi.Tom spent the remainder of the night thinking about Mary.
Tom bana uzun süre kalamadığını söyledi.Tom told me he couldn't stay long.
Tom kalan ve yardım eden birkaç kişinin arasındaydı.Tom was among the few who stayed and helped.
Tom hayatta kalan birkaç kişi arasındaydı.Tom was among the few who survived.
Tom evde kalacak.Tom will remain at home.
Tom'un geç kalacağı oldukça açıktır.It's quite clear that Tom is going to be late.
Son çare olarak, biz ablamda kalabiliriz.As a last resort, we can stay at my sister's.
Kalan sadece üç gün var.There are only three days left.
Kalabalık sokakları doldurdu.The crowd filled the streets.
Kesinlikle buna alışmak zorunda kalacaksın.You're just going to have to get used to it.
"Burada kalacak mıyız?" "Tabii, neden kalmayalım ki?""Are we going to stay here?" "I don't see why not."
"Burada mı kalacağız?" "Ben bir engel görmüyorum.""Are we going to stay here?" "I don't see why not."
Sahip olduklarımızla yetinmek zorunda kalacağız.We'll have to make do with what we have.
Rusya'nın dünyanın geri kalanı tarafından ciddiye alınmadığına inanan Ruslar var.There are Russians who believe Russia is not taken seriously by the rest of the world.
Yemeksiz hayatta kalamayız.We can't survive without food.
Kalabalık dağılıncaya kadar bekle.Wait until the crowd scatters.
Onu çöpün geri kalanıyla birlikte atın.Throw it out with the rest of the garbage.
Sen geri dönene kadar burada kalacağım.I'll stay right here until you get back.
Tom tıbbi bakım almak zorunda kalacak.Tom will have to get medical attention.
Tom Boston bölgesinde kalacak.Tom is going to stay in the Boston area.
Tom akşam yemeği için kalabilir mi?Can Tom stay for supper?
Birisi sonunda Tom'a anlatmak zorunda kalacak.Someone will have to tell Tom eventually.
Tren o kadar kalabalıktı ki yolculuk boyunca ayakta durmak zorunda kaldım.The train was so crowded that I had to stand up the whole trip.
Tom geç kalacak.Tom is going to be late.
Tom sizinle kalabilir.Tom can stay with you.
Sanırım Tom üç hafta Boston'da kalacağını söyledi.I think Tom said he'd be staying in Boston for three weeks.
Tom'un Boston'da kalan hâlâ bir sürü arkadaşı olduğunu düşünüyor musun?Do you think Tom still has many friends left in Boston?
Tom'un hâlâ Boston'da kalan arkadaşları olduğunu düşünüyor musun?Do you think Tom still has any friends left in Boston?
Bugün evde kalacağız.We're going to stay at home today.
Tom'un boyu onu bir kalabalıkta ön plana çıkarıyor.Tom's height makes him stand out in a crowd.
Altın standardında kalan bir tek ülke yok.There isn't a single country left on the gold standard.
Kızarmış pirinçli etin nasıl yapılacağını öğrenmek zorunda kalacağım.I will have to learn how to make beef fried rice.
Oslo Norveçte en kalabalık şehirdir.Oslo is the most populous city in Norway.
Bunun dışında kalacağım.I'll stay out of it.
Üzgünüm artık kalamayız.I'm sorry we can't stay any longer.
Buna bir nokta koymak zorunda kalacağız.We'll have to put a stop to this.
Tom istediği sürece kalabilir.Tom can stay as long as he wants to.
Bugün tren neden bu kadar kalabalık?Why is the train so crowded today?

İlgili Sayfalar