kala ile cümle

kala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Kalabalık azalana kadar bekleyelim.Let's wait until the crowd thins out.
Tom içkinin kalanını çabucak içti ve barı terk etti.Tom downed the rest of his drink and left the bar.
Bizimle gelmek zorunda kalacaksın, Tom.You're going to have to come with us, Tom.
Biz sadece Tom'un onu bizim için yapmasını istemek zorunda kalacağız.We'll just have to ask Tom to do it for us, won't we?
Yakında bir şey ortaya atmak zorunda kalacağız.We'll have to come up with something soon.
Burada kalabilir miyiz?Can we stay here?
Odaklanmış kalalım.Let's stay focused.
Burası biraz kalabalık oluyor.It's getting kind of crowded in here.
Sakin kalalım ve bunu enine boyuna düşünelim.Let's stay calm and think this through.
Sakin kalalım ve bunu enine boyuna dikkatlice düşünelim.Let's stay calm and think this through carefully.
Toplantıya geç kalacak.She'll be late for the meeting.
Önümüzdeki haftaya kadar beklemek zorunda kalacak.That'll just have to wait until next week.
Londra Delhi'den daha az kalabalık.London's less crowded than Delhi.
İtalya'nın sahilleri yazın kalabalıktır.Italy's beaches are crowded in the summer.
Kalabalıktan uzaklaşmak için bir sonraki plaja doğru yürüdük.We walked to the next beach to get away from the crowds.
Ayrılmanızı istemek zorunda kalacağım.I'll have to ask you to leave.
Tom bir süre kalacak gibi görünüyor.It looks like Tom will be staying for a while.
Yürümek zorunda kalacağız gibi görünüyor.It looks like we're going to have to walk.
Bu gece burada kalamazsın.You can't stay here tonight.
Onun olup olmadığını görmek için beklemek zorunda kalacağız.We'll have to wait and see if that happens.
Mürettebatının geri kalanına ne oldu?What happened to the rest of your crew?
Beklemek ve ne olduğunu görmek zorunda kalacağız.We're going to have to wait and see what happens.
Sadece bir şey oluncaya kadar beklemek zorunda kalacağız.We'll just have to wait until something happens.
Ne olduğu hakkında konuşmak zorunda kalacaksın.You're going to have to talk about what happened.
Korkarım size bazı sorular sormak zorunda kalacağım.I'm afraid I'm going to have to ask you some questions.
Boston'da patronumu aradım ve o bir hafta daha Şikago'da kalabileceğimisöyledi.I called my boss in Boston and he said I could stay in Chicago for another week.
Tom neden geç kalacağına dair bir sebep verdi mi?Did Tom give a reason why he was going to be late?
Tom'a biraz yardım vermek zorunda kalacaksın.You're going to have to give Tom some help.
Yaklaşık onun yarısını yedim ve geriye kalanını tabağımda bıraktım.I ate about half of it and left the rest on my plate.
Kalan bademleri yedin mi?Did you eat the rest of the almonds?
Şişedekinin geriye kalanını içti.Tom drank the rest of what was in the bottle.
Tom kazadan hayatta kalan tek kişiydi.Tom was the only one to survive the crash.
Tom'un hastaneye gitmek zorunda kalan tek kişi olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom is the only one who had to go to the hospital.
Tom'a yardım etmek zorunda kalabilirsin.You may have to help Tom.
Tom'un yardımını istemek zorunda kalacağız.We're going to have to ask for Tom's help.
O sırrımız olarak kalacak.That'll remain our secret.
Tom geç kalan tek kişi değildi.Tom wasn't the only one who was late.
Tom hayatta kalan tek kişi.Tom is the only one who survived.
Yemek artıklarının kalanını kim yedi?Who ate the rest of the leftovers?
Birini denemek zorunda kalacaksın.You'll have to try one.
Bunu düşünmek zorunda kalacağız.We'll have to think about this one.
Geriye kalan tek bir kurabiye.There's only one cookie left.
Er ya da geç onu yapmak zorunda kalacaksın.You're going to have to do that sooner or later.
Tom'a sormak zorunda kalacaksın.You'll have to ask Tom.
Bugün geç saatlere kadar çalışmak zorunda kalabiliriz.We may have to work late today.
Kalabileceğin biri var mı?Is there anyone you can stay with?
Nasıl bu kadar sakin kalabiliyorsun?How do you keep so calm?
Tom'la konuşmak zorunda kalacaksın.You'll have to talk to Tom.
Onun hakkında konuşmak zorunda kalacağız.We'll have to talk about that.
Onun hakkında Tom'la konuşmak zorunda kalacaksın.You'll have to talk to Tom about that.
Onun yapmasını beklediğin şey hakkında Tom'la konuşmak zorunda kalacaksın.You'll have to talk to Tom about what you expect him to do.
Tom Fransızca konuşmada geriye kalanımızdan daha iyi.Tom is better at speaking French than the rest of us.
Sen kalabilirsin.You may stay.
Yatıya kalabilir miyim?Can I stay over?
Uzun süre kalabilir misin?Can you stay long?
Kalacağını biliyordum.I knew you'd stay.
Tom burada kalabilir.Tom can stay here.
Evli kalalım.Let's stay married.
Tom burada kalamaz.Tom can't stay here.
Biz Tom ile kalacağız.We'll stay with Tom.

İlgili Sayfalar