kala ile cümle

kala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bütün gün burada kalamazsın.You can't stay in here all day.
Ömrümün geri kalanını alsa bile senden intikamımı alacağım.I'll get even with you, if it takes me the rest of my life.
Bir kız kalabalığın arasından krala yaklaştı.A girl approached the king from among the crowd.
Dışarıda oynamak için çok kalabalık.It is too dark to play outside.
Ucuz bir otelde kalarak seyahat giderlerini tasarruf etti.I saved on travelling expenses by staying at a cheap hotel.
Biz kalabalıkta adamın görüntüsünü kaybettik.We lost sight of the man in the crowd.
Kalan biraz şarap var.There is little wine left.
Londra'da kalacak bir yer tavsiye edebilir misin?Can you recommend a place to stay in London?
Kalabalık trenlerde seyahat etmektense erken çıkmayı tercih ederim.I would rather leave early than travel on rush-hour trains.
Kalabalık saatteki bir trafik sıkışıklığı benim varışımı iki saat geciktirdi.A rush-hour traffic jam delayed my arrival by two hours.
Avrupa'da hiçbir şehir Tokyo kadar kalabalık değildir.No city in Europe is as populous as Tokyo.
Yarın yağmur yağarsa evde kalacağım.If it rains tomorrow, I'll stay at home.
Yarın yağmur yağarsa evde kalalım.If it rains tomorrow, let's stay home.
Gelemediği takdirde, onun yerini almak zorunda kalacaksınız.You'll have to take his place in case he can't come.
İşi hazirandan önce bitirmek istiyorsan çok daha iyi çalışmak zorunda kalacaksın.If you are to finish the work before June, you will have to work much better.
Biraz daha kalamaz mısın?Can't you stay a little longer?
Sanırım şimdi gitmek zorunda kalacağım.I guess I'll have to leave now.
Artık sessiz kalamam.I can no longer remain silent.
Bay Mailer yarına kadar burada kalacak.Mr Mailer is to stay here till tomorrow.
Mary işe dönünceye kadar, Ken ile yetinmek zorunda kalacağız.Until Mary gets back to work, we'll have to make do with Ken.
Herkese karşı kaba davranamazsın ve sonsuza dek onun yanına kalacağını bekleyemezsin.You can not be rude to everyone and expect to get away with it forever.
Kalabalık ile birlikte gidin.Go along with the crowd.
Kalan hiç süt yok.There isn't any milk left.
Bay Mitchel geri kalan parayı hafta sonuna kadar ödememi talep etti.Mr Mitchel demanded that I pay the rest of the money by the end of the week.
Adresimi henüz bilmiyorum. Bir süre arkadaşımla kalacağım.I don't know my address yet, I'm going to stay with my friend for a while.
Geri kalan her şey iyi.Everything else is fine.
Salonda büyük bir kalabalık vardı.There was a large crowd in the hall.
Yatakta kalamazsın.You must not stay in bed.
O bir gün bile şarapsız kalamayacağını söylüyor.He says he can't go without wine even for a day.
Hawaii'de halamla birlikte kalacağım.I am going to stay with my aunt in Hawaii.
Geçit töreni kalabalığın içinden gitti.The parade went through the crowd.
Pasaportumu kaybettim. Yeni bir tane almak zorunda kalacağım.I lost my passport. I'll have to get a new one.
Otobüs çok kalabalıktı. Keşke bir taksiye binseydim.The bus was very crowded. I wish I had taken a taxi.
Otobüs çok kalabalıktı.The bus was very crowded.
Otobüs o kadar kalabalıktı ki istasyona kadar ayakta tutuldum.The bus was so crowded that I was kept standing all the way to the station.
Otobüsün önü kalabalık değildi.The front of the bus was not crowded.
Onsuz gitmek zorunda kalacaksın.You will have to go without her.
Partiden arta kalan birçok yemek vardı.There was a lot of food left over from the party.
Ne kadar beklemek zorunda kalacağız?How long will we have to wait?
Tom'un işini yapması için birini kabul etmek zorunda kalacağız.We'll have to take on someone to do Tom's work.
Bizden biri gitmek zorunda kalacak.One of us will have to go.
Her yer kalabalık görünüyor.Everywhere seems to be crowded.
O, bana nerede kalacağımı tavsiye etti.She advised me where to stay.
Nerede kalacaksınız?Where will you be staying?
Hoşlansan da hoşlanmasan da onu yapmak zorunda kalacaksın.You'll have to do it, whether you like it or not.
Bugün burasının niçin çok kalabalık olduğunu merak ediyorum.I wonder why it's so crowded here today.
Şampiyon büyük kalabalıklar tarafından karşılandı.The champion was welcomed by large crowds.
Giriş için bu gece biraz geç kalacağım.I'll be a little late tonight for check-in.
Bu kadar sık geç gelirsen, seni işten kovmak zorunda kalacağım.I'll have to fire you if you come late so often.
Çok sık geç gelirsen seni kovmak zorunda kalacağım.I will have to fire you if you come late so often.
Tren o kadar kalabalıktı ki yol boyunca ayakta durmak zorunda kaldım.The train was so crowded that I had to stand all the way.
Tren kalabalıktı.The train was crowded.
Dün mağaza tesadüfen kalabalıktı.The store happened to be crowded yesterday.
Senin önerin çok cazip ama onun hakkında düşünmek zorunda kalacağız.Your offer is very attractive, but we will have to think about it.
Adam kalabalığın içinde gözden kayboldu.The man was lost sight of in the crowd.
General emekli olduktan sonra hayatının geri kalanını barış içinde yaşadı.The general lived the rest of his life peacefully after his retirement.
O zaman, tren son derece kalabalıktı.At that time, the train was terribly crowded.
Park her mevsimde kalabalıktır.The park is busy every season.
Hikayenin geriye kalanını bilirsin.You know the rest of the story.
Polis öfkeli kalabalıkla karşı karşıyaydı.The policeman was confronted by the angry mob.

İlgili Sayfalar