kala ile cümle
kala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bu iş yerinde, geç kalanlar için sert ve hızlı kurallar var.The company has hard and fast rules against lateness.
O yangından hayatta kalan tek kişiydi.He was the only person to survive the fire.
Otobüs kalabalıktı.The bus was crowded.
Kalabalık meydanda korkunç bir şey oldu.Something horrible happened in the busy square.
Futbol oyunu büyük bir kalabalığı cezbetti.The soccer game attracted a large crowd.
Orada büyük bir kalabalık vardı.There was a large crowd there.
Sen orada yaklaşık bir saat beklemek zorunda kalacaksın.You will have to wait there about an hour.
Yankesici kalabalıkta kayboldu.The pickpocket disappeared into the crowd.
Derhal git, yoksa geç kalacaksın.Go at once, otherwise you will be late.
Derhal başla, yoksa geç kalacaksın.Start at once, or you will be late.
Derhal başlamak zorunda kalacaksın.You'll have to start at once.
Derhal git, yoksa okula geç kalacaksın.Go at once, or you will be late for school.
Derhal kalk, yoksa okula geç kalacaksın.Get up at once, or you will be late for school.
Bir müddet beni düzenli olarak ziyaret etmek zorunda kalacaksın.You'll have to visit me regularly for a while.
Bu şiiri Shakespeare'in yazıp yazmadığı muhtemelen bir sır olarak kalacak.Whether Shakespeare wrote this poem or not will probably remain a mystery.
Haydi! Geç kalacağız.Come on! We'll be late.
Çabuk ol, acele etmezsen geç kalacağız.Come on, we'll be late if you don't hurry up.
Şunlar öğle yemeğinden kalanlar.Those are the leftovers from lunch.
Temas halinde kalacağımızı umuyorum.I hope we stay in touch.
Bu ne kadar süre bende kalabilir?How long may I keep this?
Bu gidişle programı değiştirmek zorunda kalacağız.At this rate, we'll have to change the schedule.
Bu yolda hiç otobüs olmadığı için yürümek zorunda kalacağız.Since there are no buses on this road, we will have to walk.
Bu deneyim her zaman belleğimde kalacak.This experience will always remain in my memory.
Bu kalabalık bana Tokyo caddelerini hatırlatıyor.This crowd reminds me of the streets of Tokyo.
Yollar günün bu saatinde çok kalabalık.The roads are very crowded at this time of the day.
Bu işi yapmak için birini işe almak zorunda kalacaksın.You will have to take on someone to do this work.
Ben bu yıpranmış halıdan kurtulmak zorunda kalacağımI will have to get rid of this worn-out carpet.
Bu eski takım elbise neredeyse mahvolmuş; yeni bir tane almak zorunda kalacağım.This old suit is just about done for; I shall have to get a new one.
Hava birkaç gün soğuk kalacakThe weather will remain cold for several days.
İstiyorsan burada kalabilirsin.You may stay here if you want to.
Balinalar uzun süre su altında kalabilir.Whales can remain submerged for a long time.
Projeye katılmak zorunda kalacaksın.You will have to join the project.
Kameramı tamir ettirmek zorunda kalacağım.I'll have to have my camera repaired.
Böyle bir insan kalabalığını hiç görmedim.Never have I seen such a crowd of people.
Hastanedeki annen nedeniyle daha çok çalışmak zorunda kalacaksın.With your mother in the hospital, you'll have to work harder.
Sessiz kaldığın sürece burada kalabilirsin.You can stay here as long as you keep quiet.
Sessiz durduğun sürece burada kalabilirsin.You can stay here as long as you keep quiet.
Oxford'ta ne kadar süre kalacaksın?How long are you going to stay in Oxford?
Oh, ben muhtemelen sadece evde kalacağım.Oh, I'll probably just stay home.
Burası her zaman çok kalabalık mı?Is it always so crowded here?
O yer her zaman kalabalıktır, ama bir masa rezervasyonu yaptım, endişelenmemeliyiz.That place is always crowded, but I reserved a table today, so we don't have to worry.
Japonya'da ne kadar kalacaksın?How long are you staying in Japan?
Tokyo'da ne kadar kalacaksın?How long will you stay in Tokyo?
Burada ne kadar kalacaksınız?How long will you be staying here?
Süreli bir iş bulmak zorunda kalacağım.I'll have to find a part-time job.
Japonya'da ne kadar süre kalacak?How long is he going to stay in Japan?
Yarın sabah erken kalkmak zorunda kalacaksın.You'll have to get up early tomorrow morning.
Onlar dönünceye kadar burada kalacaksın.You are to stay here till they return.
Şimdilik benimle kalabilirsin.You may stay with me for the time being.
Uzun süre kalamazsın.You can't stay for long.
Orada uzun süre kalacak mısın?Are you going to stay there for long?
Bu gece evde mi kalacaksın?Will you stay at home tonight?
Şu andan itibaren daha çok çalışmak zorunda kalacaksın.You'll have to study harder from now on.
Kyoto'da ne kadar kalacaksın?How long will you stay in Kyoto?
Saat kaçta yatmak zorunda kalacaksın?What time will you have to go to bed?
Hakone'de ne kadar kalacaksın?How long will you stay in Hakone?
Projen için onun desteğine bağlı kalamazsın.You cannot depend on his support for your project.
Ya sen ya da ben gitmek zorunda kalacağım.Either you or I will have to go.
Ya siz ya da ben onu yapmak zorunda kalacağım.Either you or I will have to do it.
Yarın yağmur yağarsa, evde kalacağım.If it rains tomorrow, I will stay at home.