kala ile cümle

kala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Hiçbir yere gitmiyorum burada kalacağım.I've got no place to go, so I'm going to stay here.
Ben nasıl hayatta kalacağımı biliyorum.I know how to survive.
Gerçekten gitmek zorunda kalabilirim.I may actually have to go.
O şansı almak zorunda kalabilirim.I may have to take that chance.
Biraz geç kalabilirim.I might be a little late.
Eve dönmek zorunda kalabilirim.I might have to go back home.
Bugün eve erken gitmek zorunda kalabilirim.I might have to go home early today.
Kalacak bir yere ihtiyacım var.I need a place to stay.
Gerçekten geç kalamam.I really can't be late.
Tom'un sınıfın geri kalanına ayak uydurmada sorunu var.Tom has trouble keeping up with the rest of the class.
Tom depremden hayatta kalanlara yardım etmek için Kızıl haça para bağışladı.Tom donated money to the Red Cross to help survivors of the earthquake.
Birkaç gün kalacağımı söyledim.I said I'd stay for a couple days.
Tom'un bu gece bizimle kalabileceğini söyledim.I said Tom could stay with us tonight.
Tom'un geç kalacağını düşünmeliydim.I should've figured Tom would be late.
Sanırım gelecekte daha dikkatli olmak zorunda kalacağım.I suppose I'll have to be more careful in the future.
Tom'a nasıl hayatta kalacağımı öğrettim.I taught Tom how to survive.
Sanırım biraz daha kalacağım.I think I'll stay a while longer.
Sanırım birkaç dakika daha burada kalacağım.I think I'll stay here for a few more minutes.
Sanırım geç kalacağız.I think we're going to be late.
O bir gol atınca kalabalık çılgına döndü.The crowd went crazy when he got a goal.
Kalabalık oditoryuma akın etti.The crowd surged into the auditorium.
Kalabalık oditoryuma aktı.The crowd flowed into the auditorium.
Geç kalabilme ihtimalime rağmen orada olacağım.I'll be there, although I may be late.
Konserde umduğumuzdan daha büyük bir kalabalık vardı.There was a larger crowd at the concert than we had anticipated.
Doğrudan havaalanına git. Yoksa geç kalacaksın.Go directly to the airport. Otherwise, you'll be late.
Bence memnun kalacaksın.I think you'll be pleased.
Bence memnun kalacaksınız.I think you'll be pleased.
Bence çok memnun kalacaksın.I think you'll be very pleased.
Bence çok memnun kalacaksınız.I think you'll be very pleased.
Sadece kalan bir gün var.There's just one day left.
Tom eğer evden erken ayrıldıysa nasıl işe ge kalabilir?How could Tom be late for work if he left home early?
Tom işe nasıl geç kalabildi?How could Tom be late for work?
Bu gece kalacak bir yere ihtiyacımız var.We need a place to stay tonight.
Kalan sadece birkaç parça var.There are only a couple of pieces left.
Keşke bugün seninle burada kalabilsem.I wish I could stay here with you today.
Sen Sile'nin evinde kalacaksın.You'll stay in Síle's house.
Seninle kalacağım.I'll stay with you.
Sizinle kalacağım.I'll stay with you.
Tom ve Mary yaşamlarının geri kalanını birlikte geçirmek istediler.Tom and Mary wanted to spend the rest of their lives together.
Keşke şahsen konuşabilsek ama o beklemek zorunda kalacak.I wish we could talk in person, but that'll have to wait.
Cevabı bilmek istiyorsan Tom'a sormak zorunda kalacaksın.You'll have to ask Tom if you want to know the answer.
Keşke sana yardım edebilsem ama daha fazla kalamam.I wish I could help you, but I can't stay any longer.
Tom ne kadar ödemek zorunda kalacağını merak ediyordu.Tom wondered how much he was going to have to pay.
Yarından itibaren, akşam 9.00'a kadar açık kalacağız.Starting tomorrow, we'll stay open until 9:00 p.m.
Sınıfın geri kalanıyla arayı kapatmaya çalışıyorum.I'm trying to catch up with the rest of the class.
Onun hakkında Tom'a sormak zorunda kalacaksın. Ben bilmiyorum.You'll have to ask Tom about that. I don't know.
Ben arkada kalmak ve Tom'un temizlik yapmasına yardımcı olmak zorunda kalacağım.I'll have to stay behind and help Tom clean up.
Biz Tom'u daha yakından izlemek zorunda kalacağız.We're going to have to watch Tom more closely.
Havuzda biraz daha kalacağım.I'm going to stay in the pool a little longer.
Tom'un geç kalacağını düşündüğünü yazdın.You wrote that you thought Tom would be late.
Tom ve takımın geri kalanı kutlama yapıyor.Tom and the rest of the team are celebrating.
Ben sadece biraz daha uzun kalacağım.I'm going to stay just a little bit longer.
Randevumu iptal etmek zorunda kalacağım.I'm going to have to cancel my appointment.
Sessiz kalabilirdin ama kalmadın.You could've stayed quiet, but you didn't.
Tom'a bundan bahsetmek zorunda kalacağım.I'm going to have to tell Tom about this.
Geç kalacağın için endişelendim.I was worried you were going to be late.
Tom geç kalacağımızı düşünüyor gibi görünüyordu.Tom seemed to think we would be late.
Burada birkaç dakika kalacağım.I'm going to stay here a few minutes.
Size geri dönmek zorunda kalacağım.I'm going to have to get back to you.
Üç ay Boston'da kalacağım.I'll stay in Boston for three months.

İlgili Sayfalar