kala ile cümle

kala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Geç kalacağım.I'll be late.
Yakın kalacağım.I'll stay close.
Burada kalacağım.I'll stay here.
Hâlâ kalabalık.It's still crowded.
Birlikte kalalım.Let's stay together.
Yetersiz kalan bir ifade bu.That's an understatement.
Kalabalık alkışladı.The crowd applauded.
Kalabalık tezahürat yaptı.The crowd cheered.
Kalabalık inledi.The crowd groaned.
Kalabalık güldü.The crowd laughed.
Kalan bir tane var.There's one left.
Kalan pek çok şey var.There's plenty left.
Kalabalık kapıdan dışarı çıktı.The crowd poured out through the gate.
Kalabalık, konuşmacının etrafında toplandı.The crowd gathered around the speaker.
Onlar sağ kalanları buldu.They've found survivors.
Kalabalık yol verdi.The crowd gave way.
Hayatta kalacaksın.You will survive.
Burada kalacaksın.You'll stay here.
Bir insan kalabalığı, geçit resmini izlemek için toplandı.A crowd of people gathered to see the parade.
O gelmese bile, biz başlamak zorunda kalacağız.Even if he doesn't come, we'll have to begin.
Tiyatronun girişinde bir insan kalabalığı vardı.There was a crowd of people at the entrance of the theater.
Onlar kalabalık tarafından çiğnendiler.They were trampled by the crowd.
Bu çocuk sınıfın geri kalanını geçti.This boy surpasses the rest of the class.
Şu andan itibaren, biz daha az para harcamak zorunda kalacağız.From now on, we'll have to spend less money.
Tom'la birlikte kalacağım.I'll stick with Tom.
Koyunu öldürdükten sonra onun derisini yüzmek zorunda kalacaksın.After you kill the sheep, you'll have to skin it.
Gitmezsen, özür dilemek zorunda kalacaksın.If you don't go, you'll have to apologize.
Polisler kalabalığı dağıttı.The police dispersed the crowd.
Partide büyük bir kalabalık vardı.There was a great crowd at the party.
Telleri ayırmak zorunda kalacağız.We'll have to separate the wires.
Hiç hayatta kalan yoktu.There were no survivors.
Tom oranın kalabalık olduğunu söylüyor.Tom says it's crowded.
Hoşuna giderse kalabilirsin.You can stay if you like.
Bu kadar geç kalacağını düşünmedim.I didn't think you'd be so late.
Derse geç kalacağım.I'm going to be late for class.
Sınıfın geri kalanına güçlükle ayak uydurabiliyorum.I can barely keep up with the rest of the class.
Bana ihtiyacın olursa bir süre daha burada kalabilirim.I can be here for a while longer if you need me.
Sen dönene kadar burada kalabilirim.I can stay here until you come back.
Sen bankaya giderken arabada kalabilirim.I can stay in the car while you go into the bank.
Şimdi burada kalamam.I can't stay here right now.
Bu evde kalamam.I can't stay in this house.
Aziz Petrus meydanı kalabalıktır.Saint Peter's Square is crowded.
Aziz Petrus meydanı kalabalıktı.Saint Peter's Square was crowded.
Ben biraz daha kalabilirdim ama yoruluyordum bu yüzden gitmeye karar verdim.I could have stayed a while longer, but I was getting tired, so I decided to leave.
Eğer yapmamı istiyorsan, biraz daha kalabilirim.I could stay a while longer if you want me to.
Seninle kalabilirim.I could stay with you.
Yarına kadar burada kalacağım.I'll stay here until tomorrow.
Kalıp kalamayacağımı bilmiyorum.I don't know if I can stay.
Ne kadar süre kalabileceğimi bilmiyorum.I don't know how long I can stay.
Konserin sonuna kadar kalacağımı sanmıyorum.I don't think I'll stay until the end of the concert.
Büyük kalabalıkların önünde konuştuğum zaman asabım bozulur.I get nervous when I speak in front of large crowds.
Sanırım bir süre kalacağım.I guess I'll stay a while.
Geç kalacağına dair içimde bir his vardı.I had a feeling you would be late.
Tom'un geç kalacağına dair bir hissem var.I have a feeling Tom will be late.
Tom'a kararımı söylemem gerekene kadar kalan bir saatten daha az zamanım var.I have less than an hour left until I have to tell Tom my decision.
Birkaç gün kalacağını duydum.I heard you'd be staying for a couple of days.
Tom'un uzun kalacağını sanmam.I don't suppose Tom will be long.
Ben kalabileceğimi sanmıyorum.I don't think I can stay.
Bir horozun öttüğünü duydum ve yakında yataktan çıkmak zorunda kalacağımı biliyordum.I heard a rooster crow and knew I'd soon have to get out of bed.
Bir veya iki gün daha kalacağım.I'm going to stay for another day or two.

İlgili Sayfalar