kala ile cümle
kala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Su olmazsa hayatta kalamayız.Without water, we can not survive.
O zaman, tren çok kalabalıktı.At that time, the train was very crowded.
Tüymem lâzım; yoksa geç kalacağım.I've got to skedaddle or I'll be late.
Tom ve Mary kalabalık plajlardan hoşlanırlar.Tom and Mary like crowded beaches.
Sessiz olduğun sürece bu odada kalabilirsin.As long as you keep quiet, you can stay in this room.
Boston'da ne kadar kalacaksın?How long are you going to stay in Boston?
Asya, dünyanın en kalabalık kıtasıdır.Asia is the most populated continent in the world.
Acele et yoksa geç kalacaksın.Hurry up, otherwise you'll be late.
Kalacağını düşünüyor.He believes he's gonna stay.
"Saate bak! Okula geç kalacağım! Hoşça kal!" "Görüşürüz. Dikkatli ol.""Look at the time! I'm gonna be late for school! Bye!" "See you later. Be careful."
Burada kalamam.I can't stay here.
Kültür birisi birinin öğrendiği her şeyi unuttuktan sonra kalan şeydir.Culture is what remains after one has forgotten all the things one has learned.
Bütün kalan paramı kuaföre verdim.I gave all the money I had left to the hairdresser.
O, köyde hayatta kalan tek kişi.He's the only survivor in the village.
O onu beklemek zorunda kalacak.She'll have to wait for him.
Otobüs büyük olasılıkla geç kalacak. Neden bir taksi çağırmıyoruz?It's very likely that the bus will be late. Why don't we call a taxi?
Paris'te üç aylığına kalacağım.I'll stay for three months in Paris.
Kalacak hiçbir yerim yok.I have nowhere to stay.
En kötü durum senaryosunda elimizden geldiği kadar mutlu görünmek zorunda kalacağız.In the worst case scenario we'll just have to look as happy as we can.
Lonesome George, türünün kalan son kaplumbağası, bilinmeyen nedenlerden öldü.Lonesome George, the last remaining tortoise of his kind, died of unknown causes.
İşe geç kalacağım.I'll be late to work.
Geç kalanlar için bir ceza düşünülüyor mu?Is a punishment for latecomers being considered?
Burada kalamayız.We can't stay here.
Burada kalamayız. Çatı çökmek üzere.We can't stay here. The roof is about to collapse!
Bir sonraki yarışmaya kadar burada kalacağız.We'll stay here until the next contest.
Hayatta kalan tek kişi o.He's the only one who survived.
Her zaman bir kahraman olmak imkansızdır ama her zaman bir erkek kalabilirsin.It is impossible to be always a hero, but you can always remain a man.
Beş saat beklemek zorunda kalacağız.We'll have to wait for five hours.
Dönmek zorunda kalacağız.We'll have to go back.
Daha çok yemek pişirmek zorunda kalacaksın.You'll have to cook more food.
O seni unutmak zorunda kalacak.He'll have to forget about you.
Uzun kalamam.I can't stay for long.
Biz en az iki saat sizin evinizde kalacağız.We will stay in your house for at least two hours.
Acele et! Maçın başlaması için kalan sadece kısa bir süre var.Hurry up! There's left only a short time for the start of the match.
Onu babama açıklamak zorunda kalacağım.I'll have to explain that to my father.
Sadece onun nerede olduğunu görmek zorunda kalacağız.We'll just have to see where he is.
Eğer eğlenceliyse, kalacağım.If it's fun, I will stay.
Üzgünüm. 10 dakika geç kalacağım.I'm sorry. I will be 10 minutes late.
Bu Publix her zaman kalabalık.This Publix is always crowded.
Tom kahvaltı için kalan pizayı yedi.Tom ate the leftover pizza for breakfast.
Tom'un geç kalacağını nasıl bildin?How did you know that Tom would be late?
Davet edilmediğim için evde kalacağım.Since I wasn't invited, I'll stay home.
Akşam yemeği için kalamam.I can't stay for dinner.
Güvecinin geri kalanını yiyecek misin?Are you going to eat the rest of your stew?
"Tom muhtemelen geç kalacak." "Evet, o bir olasılık.""Tom will probably be late." "Yes, that's a possibility."
Tom beklemek zorunda kalacak.Tom will have to wait.
Tom kalamaz.Tom can't stay.
Tom burada kendi başına kalamaz.Tom can't stay here by himself.
Tom burada yalnız kalamaz.Tom can't stay here alone.
Tom kalabalık bir asansörde sıkıştı.Tom was stuck in a crowded elevator.
Hayatının geri kalan kısmını hapishanede geçirmeyi gerçekten istiyor musun?Do you really want to spend the rest of your life in prison?
Tom yeniden planlama yapmak zorunda kalacağını söyledi.Tom said he'd have to reschedule.
Bir süre kalabilir misin?Can you stay for a while?
Biraz kalabilir misin?Can you stay for a bit?
Bana kızgın kalacak mısın?Are you going to stay mad at me?
Tom'a söylemek zorunda kalacak mısın?Will you have to tell Tom?
Seni geri aramak zorunda kalacağım.I'm going to have to call you back.
Bu krediyi bir şekilde geri ödemek zorunda kalacağız.We'll have to pay back that loan one way or another.
Biz hayatta kalacağız.We're going to survive.
Bu kitabın geri kalanını okumayı bitirmek için ne zaman zamanım olacağını bilmiyorum.I don't know when I'll have time to finish reading the rest of this book.