kal ile cümle
kal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Birçok devrimler, aristokrasiyi kaldırmayı amaçladı.Many revolutions have aimed to abolish the aristocracy.
Eğer o böyle içmeye devam ederse eve bir taksi çağırmak zorunda kalacak.If he keeps drinking like that, he'll have to take a taxi home.
Şimdilik bize kalmamızı tavsiye ettiler.They advised us to stay put for the time being.
Kitap raflarımı tekrar cilalamak zorunda kalacağım gibi görünüyor.It looks like I'm going to have to varnish my bookshelves again.
Uyuyakaldığı için işe geç kaldı.She was late to work because she overslept.
Bu yol kaldırım döşenmeli.This road needs to be repaved.
Sabah erken kalkmak sağlığın için faydalıdır.It's good for your health to get up early in the morning.
Onun teklifini reddetmek zorunda kaldım.I had to refuse her offer.
Kalemi alıp adresi yazdı.She took the pen and wrote the address.
Kalemi aldı ve adresi yazdı.He took the pen and wrote the address.
Genel olarak saat sekizde kalkarım.I usually get up at 8.
Onlar beni biraz daha uzun süre kalmaya ikna etti.They talked me into staying a little longer.
Üzgünüm tatlım, hala ofiste çakılıp kaldım.Sorry honey, I'm still stuck at the office.
Bir bardak soğuk biraya gerçekten minnettar kalırdım.I would really appreciate a glass of cold beer.
Yüce Allah sonradan kaldıramayacağı bir taş yaratabildi mi?Could an almighty god create a stone that he would not be able to subsequently lift?
Sonunda o antik radyo için 500 dolardan fazla ödemek zorunda kaldım.In the end, I had to fork over $500 for that antique radio.
Hem miktar hem de kalite birçok durumlarda önemlidirler.Both quantity and quality are important in most cases.
Onların hepsi aynı zamanda ayağa kalktı.They all stood up at the same time.
İhmal edilen oda boş kaldı.The neglected room remained unoccupied.
Yüksek kalorili yiyecekler sağlığım için kötüdür.High calorie foods are bad for my health.
Kazı sırasında insan kalıntıları bulundu.Human remains were found during the excavation.
Bir kalamarın on bacağı vardır.A squid has ten legs.
Onu görünce ayağa kalktı.Seeing that, he stood up.
Gece geç olduğu için ve çok yorgun olduğum için bir handa kaldım.Since it was late at night and I was very tired, I stayed at an inn.
Kalemimi bulmalıyım.I need to find my pen.
Hiç süt kalmadı.There is no milk left.
Bardaklarını kaldırdılar ve onların başarısına içtiler.They raised their glasses and toasted to their success.
Tren geç kalmış gibi görünüyor.The train seems to be late.
Evde kalın.Stay at home.
Kelimeler acısını ifade etmede yetersiz kalır.No words can express her deep sorrow.
Ben 2 yıl boyunca Japonya'da yaşadım ama şimdi Kaliforniya'da yaşıyorum.I lived in Japan for 2 years, but now I'm living in California.
Annem erken kalkar.My mother gets up early.
Kadın, sandalyesinden kalktı ve sonra kapıya baktı.The wife stood up from her chair. She then looked at the door.
O, bir gün yaptığının hesabını vermek zorunda kalacak.Someday she'll have to pay for what she's done.
Bir insanın kalbi, yaklaşık olarak yumruğuyla aynı boyuttadır.A person's heart is approximately the same size as their fist.
Yağmur yağıyordu, bu yüzden evde kaldım.It was raining, so I stayed home.
Kalkma zamanı, Johnny.Rise and shine, Johnny.
Bugün hayatınızın geri kalanının ilk günüdür.Today is the first day of the rest of your life.
Yaşamak için on saniyen kaldı.You have ten seconds left to live.
İnsanlar gelirler ve giderler fakat dünya kalır.Men go and come, but earth abides.
Öfkeli kalabalık, arabaları devirdi ve mağazaların önündeki camları kırdı.The angry mob overturned cars and smashed storefront windows.
Bu adamların nasıl hayatta kaldıklarını görmek oldukça etkileyiciydi.It was quite fascinating to see how these men were surviving.
Onlar sıfırdan başlamak zorunda kaldı.They had to start from scratch.
Lütfen uçak kapıya varıncaya kadar oturmuş olarak kalın.Please remain seated until the aircraft arrives at the gate.
O kısa bir süre orada kaldı.She stayed there for a short while.
O, kısa bir süre o bölgede kaldı.She stayed in that area for a short while.
Avrupa'da köleliğin kaldırılması, sonunda Amerika'ya ulaştı.The abolition of slavery in Europe eventually reached America.
Kaldığım birçok farklı otelden çaldığım bir havlu koleksiyonum var.I have a collection of towels I've stolen from many different hotels I've stayed at.
O ayrılırken her zaman insanlara hoşça kal demeyi unutur.He always forgets to say goodbye to people when leaving.
Aramızda kalsın.Mum's the word.
Mavi kalemimi gerçekten severim.I really love my blue pen.
Evim benim kalemdir.My home is my castle.
O, tekrar geç kalmamaya söz verdi.She promised not to be late again.
Bir saat daha kalmaya karar verdin.You decide to stay an extra hour.
Kalem daima kılıcı yener.The pen always beats the sword.
Sesini alçaltabilir misin lütfen? Çok fena akşamdan kalmayım.Could you lower your voice please? I'm really hung over.
Bizimle kal.Stay with us.
O otelde tekrar kalmayacağız.We aren't going to stay at that hotel again.
Sabah 6.00'da kalkmak ilk başta zordu, ama şimdi buna alıştım.Getting up at 6 a.m. was hard at first, but now I'm used to it.
Kadın sandalyeden kalktı ve kapıya doğru baktı.The woman stood up from the chair and looked towards the door.