kal ile cümle
kal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Gece yarısından sonra kalktık.We got up after midnight.
Söz uçar, yazı kalır.Words fly, texts remain.
Sessiz kalmaya karar verdik.We've decided to remain silent.
Tren kalabalık olduğu için, Kyoto'ya giden bütün yol boyunca ayakta durdum.Since the train was crowded, I stood all the way to Kyoto.
Doğru şeyi yap. Bu bazı insanları sevindirecek ve geriye kalanını şaşırtacak.Do the right thing. It will gratify some people and astonish the rest.
Dışarıda kalmak dışarı çıkmaktan daha kolaydır.It is easier to stay out than to get out.
Soran beş dakika bir aptaldır fakat sormayan her zaman bir aptal kalır.He who asks is a fool for five minutes, but he who does not ask remains a fool forever.
Yarın oldukça erken kalkmak zorundayım.I have to get up quite early tomorrow.
Eskiden bir gece kuşuydum fakat şimdi bir erken kalkanım.I used to be a night owl, but now I'm an early riser.
Çoğu kalelerin onları çevreleyen bir hendeği vardır.Most castles have a moat surrounding them.
Bilgisayarımı almak için yüz dolar ödemek zorunda kaldım.To buy my computer, I had to pay €100.
Bu sabah uyuya kalmışım, bu yüzden kahvaltımı yemedim.I overslept this morning, therefore I haven't had my breakfast.
Bu kalem bana en az yüz dolara mâl oldu.This pencil cost me at least a hundred bucks.
Lütfen duyma uzaklığında kal.Please stay within earshot.
Onu kafalarının üstüne kaldırdılar.They lifted her above their heads.
Tarım Kaliforniya'da önemli bir sanayidir.Agriculture is an important industry in California.
Onlar 2000 yıl öncesinden kalma antika bir kase buldular.They found an ancient bowl from 2,000 years ago.
Yangından sonra, sadece kül kaldı.After the fire, only ash was left.
Trenin arkasında oturmak zorunda kalacağız.We'll have to sit at the back of the train.
Tom hasta olduğu için iş dönüşü evde kaldı.Tom stayed home from work because he was sick.
Tom işinde geride kalıyor.Tom is getting behind in his work.
Ağırlık kaldırmada bir Olimpiyat şampiyonuydu.He was an Olympic champion in weightlifting.
Malibu Güney Kaliforniya kıyısında yer almaktadır.Malibu is on the coast of Southern California.
Büyük bir kalabalık caddede durdu.A big crowd stood in the street.
500 kişilik bir kalabalık tiyatroyu doldurdu.A crowd of 500 filled the theater.
Kalabalık konseri sevdi.The crowd loved the concert.
O, işini kaybettiği için eğitimini ertelemek zorunda kalacak.She'll have to delay her education because she lost her job.
Gelecek yıl için bütçemizi ikiye katlamak zorunda kalacağız.We'll have to double our budget for next year.
Yaşlı adam kalbi için güçlü ilaçlar alıyor.The elderly man takes strong drugs for his heart.
O erken kalkıyor.He's getting up early.
Biz, bir ekonomi otelde kaldık.We stayed at an economy hotel.
Tom bir acil durum çağrısı aldı ve işi terk etmek zorunda kaldı.Tom got an emergency call and had to leave work.
Trenin ne kadar geç kalacağını tahmin edebilir misiniz?Can you estimate how late the train will be?
Amuda kalkıp duran biri hariç, herkes aynı görünüyor.Everyone looks the same, except the one standing on his head.
Tom testin birinden geçti fakat diğerinden kaldı.Tom passed one test, but failed the other.
Tom arabasını yanlış yere park ettiği için ceza ödemek zorunda kaldı.Tom had to pay a fine because he parked in the wrong place.
1940'lardan kalan bu uçak hâlâ uçuyor.This airplane from the 1940's still flies.
Büyük bir kalabalık başkanın konuşmasını bekledi.A great crowd waited for the president to speak.
Tom sabah erken kalkmaktan nefret eder.Tom hates getting up early in the morning.
Tom ağır halterleri kaldırabilir.Tom can lift heavy weights.
Sarhoş sürücü geceyi nezarethanede geçirmek zorunda kaldı.The drunk driver had to spend the night in jail.
Tom binadan ayrılmak zorunda kalacak.Tom will have to leave the building.
Yeni klimayı kaldırmak ve onu çatıya koymak için bir vinç kiraladık.We hired a crane to lift the new air conditioner and place it on the roof.
Bunu kaldırmama yardım eder misin?Can you help me lift this?
Ben kalıptan çok, sıvı sabunu tercih ederim.I prefer soap as a liquid rather than a bar.
Birçok işçi kömür madeninde mahsur kaldı.Many workers were trapped in the coal mine.
Polis kalabalığı kontrol edemedi.The police could not control the mob.
Öfkeli kalabalık binaya saldırdı.The angry mob attacked the building.
Bankerin maaş kesintisi geçiciydi, kalıcı değil.The banker's pay cut was temporary, not permanent.
Sağlıklı yetişkin dişleri kalıcı olmalıdır.Healthy adult teeth should be permanent.
Şarap halı üzerinde kalıcı bir leke bıraktı.The wine left a permanent stain on the carpet.
Sağlıklı bir şekilde yemek yemek kalp hastalığını önlemeye yardımcı olabilir.Eating healthfully can help prevent heart disease.
Adam bir soru sormak için elini kaldırdı.The man raised his hand to ask a question.
Mary çarşafları değiştirmek için döşekleri kaldırdı.Mary raised the mattress in order to change the sheets.
Bir vinç ağır inşaat malzemelerini kaldırır.A crane raises heavy construction materials.
Kemikler buzda donmuş olarak kaldı.The bones remained frozen in the ice.
Partinin sonunda, sadece iki misafir kaldı.At the end of the party, only two guests remained.
Babam alışveriş yaparken annem arabada kaldı.Mom remained in the car while Dad shopped.
Eski mobilyayı kaldırdık.We removed the old furniture.
Spiker seyircilerin sessiz kalmasını rica etti.The speaker requested that the audience remain silent.