kal ile cümle

kal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Banka sekizden ikiye kadar açık kalır.The bank stays open from eight until two.
Cankurtaran yüksek kaliteli malzemelerden yapılmış olmalıdır.The life preserver must be made of high quality materials.
Tren saat dokuzda kalkıyor.The train leaves at nine.
Binlerce aile evsiz kaldı.Thousands of families were left homeless.
Sivrisinekler içeri girmesin diye pencereleri kapatmak zorunda kaldık.We had to close the windows so that the mosquitoes wouldn't come in.
Biz Dorchester'de kaldık.We stayed at the Dorchester.
Bir şey yapmak zorunda kalacağız.We will have to do something.
Birkaç dakika beklemek zorunda kalacağız.We'll have to wait a few minutes.
Tom bugün evde kalmak zorunda mı?Does Tom have to stay home today?
Tren bugün 10 dakika geç kaldı.The train is 10 minutes late today.
Şişe içinde kalan sadece bir miktar süt vardı.There was only a little milk left in the bottle.
Her zamanki gibi, Mike, bu öğleden sonra toplantı için geç kalmıştı.As usual, Mike was late for the meeting this afternoon.
Sık sık olduğu gibi, Mike, bu öğleden sonra toplantı için geç kaldı.As is often the case, Mike was late for the meeting this afternoon.
Biz yağmur nedeniyle toplantıyı ertelemek zorunda kaldık.We had to postpone the gathering because of rain.
Genellikle saat sekizde kalkarım.I usually get up at eight o'clock.
Benim düşünceme göre, geç saatlere kadar uyanık kalmak senin sağlığın için kötüdür.In my opinion, staying up late is bad for your health.
Bütün gün yatakta kalmak zorundayım.I have to stay in bed all day.
Doğum günü hediyesi olarak sana kalem aldım.I got you a pen as a birthday present.
Amuda kalkabilir misin?Can you do handstands?
Geçen gece sana bahsettiğim Fin arpçıdan hamile kaldım.I got pregnant from the Finnish harpist that I told you about last night.
Ona bir kalem alacağım.I'll buy him a pencil.
Herhangi bir gürültü yapmadığın sürece burada kalabilirsin.You can stay here as long as you don't make any noise.
Bende sadece bir tane kaldı.I've only got one left.
Sınavdan kaldı çünkü yeterince çalışmamıştı.He failed the exam because he had not studied enough.
Son tren ne zaman kalkıyor?When does the last train leave?
Kısa bir ziyaretten sonra birdenbire ayağa kalktı ve ayrıldığını söyledi.After a short visit, he suddenly stood up and said he was leaving.
O nadiren geç kalır.She is rarely late.
Hükümet, dış politikasında değişiklikler yapmak zorunda kaldı.The government was obliged to make changes in its foreign policy.
Fiyatlar oldukları gibi kalırlar.The prices remain as they were.
Görünüşe göre, otobüs geç kaldı.Apparently, the bus is late.
Onu bir kalem satın almayı düşünüyorum.I plan to buy him a pen.
Kendini kaldırılmış hissetti.She felt herself being lifted up.
Çocuklar sessiz kalmayı sürdürdü.The boys kept quiet.
Uçağın saat kaçta kalkacak?What time does your plane leave?
Kaldırımda bisiklete binmemelisin.You shouldn't ride a bicycle on the sidewalk.
Ne yapılacağı size kalmış.What to do is up to you.
Geç kalmaktan korktum.I was afraid I'd be late.
Shishir çeviri yapmak için dışarı çıktığı zaman, en iyisi evde kalmaktır.When Shishir comes out to translate, it's best to remain indoors.
Biraz para kaldı.There is little money left.
O, tren için geç kalabileceğinden endişeliydi.She was worried that she might be late for the train.
Ne zamana kadar Japonya'da kalacaksın?Until when will you stay in Japan?
Uzun kalmayı planlıyor musun?Do you plan to stay long?
Dergileri, broşürleri ve benzeri şeyleri kaldırmanı istiyorum.I want you to put the magazines, pamphlets and whatnot away.
Kalmayı gitmeye tercih ederim.I'd rather stay than go.
Hoşça kal.Goodbye!
O, ayağa kalktı.He stood up.
Ayağa kalktı.He stood up.
Hangisini tercih edersin, bir sinemaya gitmek ya da evde kalmak?Which would you rather do, go to a movie or stay at home?
İçeride kalmaktansa dışarı çıkmayı tercih ederim.I would prefer to go out than stay in.
Günaydın Haruki! Saçların daha yeni yataktan kalkmışsın gibi duruyor.Good morning, Haruki. Your hair looks like you just got out of bed.
Onun bir kalp rahatsızlığı var.He has a heart condition.
Onun bir kalp hastalığı var.He has a heart condition.
Kate hafta sonları Izu'da kalır.Kate stays in Izu on weekends.
Okula hiç geç kalmamış olmaktan gurur duyar.He's proud of never being late to school.
O ne zaman yurt dışına gitmek zorunda kalacak?When will she have to go abroad?
Sonsuza dek hoşça kal!Goodbye for ever!
Hoşça kal ve tüm balıklar için teşekkürler!So long, and thanks for all the fish!
Çin çok hızlı kalkınıyor.China's developing too quickly.
Zil çalar çalmaz kalktık.As soon as the bell rang, we got up.
Cennet ve cehennem, insanın kalbinde bulunur.Heaven and hell exist in the hearts of man.

İlgili Sayfalar