kal ile cümle

kal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Hayatın geriye kalan kısmını ideallerimin peşinde koşarak geçirmek istiyorum.I want to spend rest of the life pursuing my ideals.
Kale düşmanın ellerindeydi.The fortress was in the enemy's hands.
Gelecek hafta her gün fazla çalışmak zorunda kalacağım.I'll have to work overtime every day next week.
Gelecek yıl daha çok çalışmak zorunda kalacaksın.You'll have to study harder next year.
Fırtına yüzünden evde kalmak zorundaydık.Because of the storm, we were obliged to stay at home.
Bir fırtına uçağın kalkmasını engelledi.A storm prevented the plane from taking off.
Lütfen kalkış ve iniş sırasında emniyet kemerinizi takın.Please secure your seat belt during takeoff and landing.
Kalkan jetlerin sesi sinirimi bozuyor.The sound of jets taking off gets on my nerves.
Kalkış inişten daha kolaydır.Taking off is easier than landing.
Ayağa kalktığımda başım döner.I get dizzy spells when I stand up.
Ayağa kalk!Stand up!
Ayağa kalktığımda, başım dönüyordu.When I stood up, my head was swimming.
Ayağa kalkmayın.Don't stand up.
Ayağa kalk, lütfen.Stand up, please.
Yolcular bir deniz kenarı otelinde kaldılar.The travelers stayed at a seaside hotel.
Turistler şafaktan önce şehri terk etmek zorunda kaldı.The tourists had to leave the town before dawn.
Mesela, bu bir kalem.For example, this is a pen.
Buzdolabında çok tereyağ kalmadı.There isn't much butter left in the refrigerator.
Buzdolabında et kalmadı.There is no meat left in the fridge.
Buzdolabında hiçbir şey kalmadı.Nothing remained in the refrigerator.
Buzdolabında hiçbir şey kalmamıştı.Nothing remained in the refrigerator.
Tren olmadığı için, tüm yolu yürümek zorunda kaldık.There being no train, we had to walk all the way.
Tren geç kalmış olsa bile, biz zamanında gittik.Even though the train was late, we made it in time.
Tren geç vardığı için onlar programını değiştirmek zorunda kaldılar.They had to change their schedule because the train arrived late.
Tren için geç kalmayın.Don't be late for the train.
Trenin kalkışı ertelenecek.The train's departure will be delayed.
Biz trenimizin penceresinden kaleyi bir an gördük.We caught a glimpse of the castle from the window of our train.
Tren saat altıda kalkıyor.The train starts at six.
Tren öylesine kalabalıktı ki Ueno'ya kadar bütün yol boyunca ayakta durmak zorundaydım.The train was so crowded that I had to stand all the way to Ueno.
Tren saat dokuzda kalkar, saat onda oraya varır.The train leaves at nine, arriving there at ten.
Tren bu öğleden sonra bir otuzda kalkıyor.The train leaves at one-thirty this afternoon.
Tren bugün on dakika geç kaldı.The train is ten minutes behind today.
Tren, demiryolu kazası yüzünden kaldırıldı.The train was held up because of the railroad accident.
Temasta kalın.Keep in touch!
Koridor o kadar kalabalıktı ki yürüyemedik.The corridor was so crowded that we couldn't walk.
Yaşlı insanların güçlü kalması önemlidir.It is important for old people to stay strong.
Sözcünün etrafında büyük bir kalabalık toplandı.A crowd of people gathered around the speaker.
Bu kadarıyla kalsın.Let's leave it at that.
Konuşma üçe kadar sürüncemede kaldı.The talk dragged on till three o'clock.
Konuşmadan önce lütfen elini kaldır.Please raise your hand before you speak.
O köy düşmanın son kalesidir.That village is the enemy's last stronghold.
Biz ayrıca ayrı sigara içme bölümü yapmak zorunda kalacağız.We'll also have to create a separate smoking section, won't we?
Hey,teslimat tarihine az zaman kaldı,biliyor musun?Etrafta şaşkın şaşkın gezmeyi bırak.Hey, there's no time left till the deadline, you know? Stop hanging around in a daze!
Gazete bayiinde sormak zorunda kalacaksın.You'll have to ask at the newsstand.
Öyleyse, birisinin hatasını düzeltmekte geç kalmak diye bir şey yoktur.Well, there's no such thing as being too late to correct one's faults.
Kalışımı uzatabilir miyim?Can I extend my stay?
Bugün okul günü. Geç kalmamayı sağlama alsam iyi olur.Today's a school day. I'd better make sure not to be late ...
Uyku yoksunluğu kalp krizi riskini artırır.Sleep deprivation increases risk of heart attacks.
NB:Çok uzun süre önce çizildi bu yüzden kalite kötüdür.NB: This was drawn a long time ago so the quality is low.
Döküm kalıbından temiz geldi.The casting came cleanly out of its mold.
Ben müdavim olmak istiyorsam, geriye kalanın iki katı kadar çok çalışmak zorundayım.If I'm to become a regular, I have to work twice as hard as the rest.
"Günaydın. Bugün biraz geç kaldın, değil mi?" "Evet, biraz sorunla karşılaştım.""Good morning. You're a bit late today, aren't you?" "Yes, I ran into a bit of trouble."
Kalenin 11. yüzyıla kadar dayandığı söyleniyor.It is said that the castle dates back to the 11th century.
İyi bir çocuk olmak için, yatmaya gitmelisin ve erken kalkmalısın.To be a good child, you need to go to bed and get up early.
O, kalabalığa yanlamasına sokuldu.He edged sideways through the crowd.
Muayene odasından tam ayrılırken doktor hoşça kal diyerek elini salladı.Just as we were leaving the exam room the doctor waved his hand saying, 'bye-bye'.
Savaşlar gelir ve gider, ancak askerler baki kalırlar.Wars come and go, but soldiers stay eternal.
Üstü kalsın.Keep the change.
Washington kentindeki arkadaşımın evinde kalıyorum.I'm staying at my friend's house in Washington City.
Kalem kırık.The pen is broken.

İlgili Sayfalar