kal ile cümle

kal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Ben yaz boyunca amcamın evinde kaldım.I stayed at my uncle's during the summer.
Evde kalacağım.I'll stay home.
Bütün kalbimle seni destekliyorum.I support you whole-heartedly.
Ben asla okula geç kalmam.I'm never late for school.
Uyuyakaldım ve okula geç kaldım.I overslept and was late for school.
Kalbimin en derin yerinden onu seviyorum.I love her from the bottom of my heart.
Uçakların kalkışını izlemeyi severim.I like watching planes take off.
Şafak vaktinde kalkmak için erken yattık.We hit the hay early in order to get up at dawn.
Lezzetli yemekten memnun kaldık.We were satisfied with the delicious food.
Kalbini aç ve bana her şeyi anlat.Open your heart and tell me everything.
Uyuşturucu trafiğini, kök ve dalları ortadan kaldırmalıyız.We must eradicate the drug traffic, root and branch.
Her sabah erken kalkmaya gayret edeceğim.I'll make an effort to get up early every morning.
Her yıl buraya gelmek zorunda kalacağım.I'll have to come here every year.
Her gece geç saatlere kadar kalma.Don't stay up late every night.
Perde kalktı.The curtain rose.
Bir kez daha geç kalmıştı.She was late once again.
Eğer ölürsem lütfen kalbimi ihtiyacı olan birine teklif edin.If I should die, please offer my heart to someone who needs it.
Yarın yağmur yağarsa evde kalırım.If it should rain tomorrow, I would stay home.
Kalabalık trende boğulacağımı düşündüm.I thought I was going to suffocate on the crowded train.
Uyanık kalmak için biraz daha kahve içmek zorunda kalabilirim.In order to stay awake I may have to drink more coffee.
Bir giriş sınavına katılmak zorunda kalmadan okula kabul edildim.I was admitted to school without having to take an entrance examination.
Sisin yakında kalkacağını umuyorum.I hope the fog will go away soon.
Sis kalınlaşıyor.The fog is growing thicker.
Sis kalktı.The fog has lifted.
Sis uçakların kalkışını engelledi.The fog prevented the planes from taking off.
Adınız çağrıldığında ayağa kalkın.Stand up when your name is called.
Işık söndü ve biz karanlıkta kaldık.The light went out and we were left in the dark.
Yarın sabah erken kalkmak zorunda mıyız?Do we have to get up early tomorrow morning?
Yarın sabah kalktığımda, güneş parlıyor ve kuşlar ötüyor olacak.When I get up tomorrow morning, the sun will be shining and the birds will be singing.
Yarın sabah yedide kalk.Get up at seven tomorrow morning.
Yarın sabah erken kalk!Get up early tomorrow morning!
Yarın on saat çalışmak zorunda kalacağım.I'll have to study ten hours tomorrow.
Yarın sabah altıda kalkacağım.I'm getting up at six o'clock tomorrow morning.
Yarın bütün gün evde kalmayı planlıyorum.I plan to stay at home all day tomorrow.
Yarın dişçiye gitmek zorunda kalacaksın.You will have to go to the dentist's tomorrow.
Yarın erken kalkmak zorundayız-biz pikniğe gidiyoruz.We've got to get up early tomorrow. We're going on a picnic.
Yarın gelmek zorunda kalacaksın.You'll have to come tomorrow.
Yarına kadar kalırsan minnettar kalırım.I should be grateful if you would stay until tomorrow.
Yarın yağmur yağarsa, evde kalırım.I will stay home if it rains tomorrow.
Eğer yarın yağmur yağarsa, bütün gün evde kalacağım.If it rains tomorrow, I will stay at home all day.
Yarın ona gerçeği söylemek zorunda kalacağım.I'll have to tell her the truth tomorrow.
Hiçbir ziyaretçi akşam 9:00'dan sonra hastanede kalamaz.No visitor can remain in the hospital after 9 p.m.
Ben bir ağacın altına sığınmak zorunda kaldım.I had to take shelter under a tree.
Sessiz kalmanın daha akıllıca olduğuna karar verdi.He judged it wiser to remain silent.
Sessiz kalmanın en iyi olduğunu düşündüm.I thought it best to remain silent.
Sessiz kalma hakkımı kullanmak istiyorum.I wish to exercise my right to remain silent.
Çalar saatim çalışmadı. Geç kalmamın nedeni budur.My alarm clock didn't work. That's why I was late.
Ana fikre sadık kalmalıyız.We've got to stick to the point.
Akşama kadar kalıp havai fişekleri izleyelim.Let's stay until nightfall and watch the fireworks.
Ben gece sisine maruz kaldığımdan soğuk aldım.I caught cold from exposure to the night fog.
Randevuma geç kalmamak için otobüse bindim.I took a bus so as not to be late for my appointment.
Ben, randevuya geç kaldım.I was late for the appointment.
Ne zamana kadar eczanen açık kalır?Until what time does your pharmacy stay open?
Kibar görünüşlü yaşlı adam kalktı ve elini bana verdi.The gentle-looking old man got up and gave his hand to me.
Arkadaşlarına ayak uydurmadığı için, o sonunda geride kaldı.Unable to keep up with his friends, he fell behind at last.
Arkadaşımın gelmesini çok uzun süre beklemek zorunda kaldığımda huzursuz hissediyorum.I feel restless when I have to wait too long for my friend to show up.
O, bir arkadaşının evinde kalacak.He is going to stay at a friend's house.
Yumi İngilizce programını dinlemek için erken kalktı.Yumi got up early to listen to the English program.
Akşam yemeğini nerede yediğimiz benim için dert değil. O tamamen sana kalmış.I don't care where we eat dinner. It's entirely up to you.
Yemeği nerede yediğimiz umurumda değil. Bu tamamen sana kalmış.I don't care where we eat dinner. It's entirely up to you.

İlgili Sayfalar