kal ile cümle

kal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Kaç tane dolma kalemin var?How many pens do you have?
Benim on dolma kalemim var.I have ten pens.
Tren saat dokuzda kalkar.The train leaves at nine o'clock.
Ben bu dolma kalemden bahsediyorum oradaki masada olandan değil.I'm talking about this pen, not that one over there on the desk.
O, sabah sekizde kalktı.He got up at eight in the morning.
O her zaman erken kalktı.She always got up early.
Birden kalbim ağrıyor.Suddenly my heart hurts.
Sonsuza dek burada kalamam.I can't stay here forever.
Önce çapakları kaldırın.First, remove the burrs.
Trafikten dolayı geç kaldım.I was late because of the traffic.
Masada iki ya da üç kalem var.There are two or three pens on the desk.
Bir süre kalın.Stay for a while.
Uçak kötü hava yüzünden üç saat geç kalmıştı.The plane was three hours late due to bad weather.
Yarın yağmur yağarsa, ben sadece evde kalacağım.If it rains tomorrow, I'll just stay at home.
Ben yarın evde kalacağım.I'll stay at home tomorrow.
Yarın yağmur yağarsa, evde kalacağız.If it rains tomorrow, we'll stay at home.
Yarın okula geç kalmayın.Don't be late to school tomorrow.
Ben okula geç kalacağım.I'm going to be late for school!
Gümüşü kalaydan ayırabilir misin?Can you tell silver and tin apart?
Onu yazdığı kalem budur.This is the pencil that she used to write it.
İnsanlar ayağa kalktı ve şarkı söylemeye başladı.The people stood up and began to sing.
O genellikle erken kalkar.She usually gets up early.
Kalabalık otobüslerde gençler koltuklarını yaşlılara vermelidir.On crowded buses young people should give their seats to old people.
Sanırım Alice'in böyle uzun süre sessiz kalması tuhaf.I think it's strange that Alice should keep silent for such a long time.
Bir daha geldiğinde evde ben kalacağım.I'll stay at home the next time she comes.
Onun kalbi onu şüpheye düşürdü.His heart misgave him.
Hayat bisiklet sürmek gibidir. Dengede kalmak için hareket etmeye devam etmelisin.Life is like riding a bicycle. To keep your balance you must keep moving.
Tanrı olmasa onu icat etmek zorunda kalırız.If God did not exist, we'd have to invent him.
Onu Kaliforniya'ya gönderiyorum.I'm sending her to California.
10.30 trenine bindim. Ancak o on dakika geç kaldı.I took the 10:30 train. However, it was ten minutes late.
Erken kalkmaya alışkındı.He was in the habit of getting up early.
Erken kalkmak onun alışkanlığıydı.It was his habit to get up early.
Bir daha okula geç kalmamalısın!You must not be late to school again!
Henüz kalktım.I just got up.
Onun teklifini geri çevirmek zorunda kaldım.I had to decline his offer.
Bir sonraki tren saat kaçta kalkacak?What time does the next train leave?
O koştuğu için nefes nefese kalmıştı.He was out of breath because he had been running.
Dün seninki gibi bir dolma kalem aldım.I bought a pen like yours yesterday.
Borca girmeden Tokyo gibi büyük bir şehirde ayakta kalmak zor.It's really difficult to survive in a big city like Tokyo without endebting oneself.
Geç kalmaması için onu uyardım.I warned him not to be late.
Bill ilk treni yakalamak için erken kalktı.Bill got up early in order to catch the first train.
Bill ilk treni yakalayabilsin diye erkenden kalktı.Bill got up early so he could catch the first train.
Acele edin! Etmezseniz, geç kalırız.Hurry up! If you don't, we'll be late.
Şimdi gidelim. Aksi halde, geç kalacağız.Let’s go now. Otherwise, we'll be late.
İnsanlar doğarlar ve haklar bakımından özgür ve eşit kalırlar.Men are born and remain free and equal in rights.
Ablan kadar erken kalkmazsın, değil mi?You don't get up as early as your older sister, do you?
Size kalmış.It's for you to decide.
Karar vermek size kalmış.It's for you to decide.
Köyde en fazla 20 kişi kaldı.There remained no more than 20 people in the village.
Savaş kimin haklı olduğuna belirlemez- sadece kimin kaldığını.War does not determine who is right — only who is left.
Ne alışveriş yapacak ne de anneme hoşça kal diyecek vaktim vardı.I had neither the time to go shopping, nor to say goodbye to my mother.
Ne alışveriş etmek ne de anneme hoşça kal demek için zamanım vardı.I had neither the time to go shopping, nor to say goodbye to my mother.
O kalkışını ertelemeye karar verdi.He decided to put off his departure.
Ben kısa bir süre için burada kalacağım.I'll stay here for a bit.
O, yalnız kalınca mektubu açtı.As soon as he was left alone, he opened the letter.
Yoğun kar yağışı nedeniyle onlar kalkışını erteledi.They put off their departure due to the heavy snow.
Hiç kimse geç kalmadı.No one was late.
Kale güzeldir.The castle is beautiful.
Bu kale güzeldir.This castle is beautiful.
Cennet ve cehennem sadece insanların kalplerinde vardır.Heaven and Hell only exist in men's hearts.

İlgili Sayfalar